1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. YARALAYAN FOTOĞRAFLAR
Eralp Adanır

Eralp Adanır

Yeniden KUTLU ADALI-1996-3

A+A-

Gün geçtikçe Kutlu Adalı’yı katledenlerin faillerinin hâlâ bulunamaması/bulunmaması karşısında toplumun her kesmi gitgide protestolarını artırmakta, yetkilileri cinayeti aydınlatmaları konusunda göreve çağırmaktaydı. Bu vesileyle Kutlu Adalı’nın katledildiği yere hergün siyasi parti, sivil toplum örgütleri ve halk kitleleri çiçek bırakıyor, bu düzene ve cinayete karşı sessizce başkaldırıyordu. Söz konusu yeri ziyaret edenler arasında CTP yetkilileri de vardı...

 

“Yenidüzen- 08 Temmuz 1996, syf:8

Cinayet yerine çiçek yağmuru

*Kutlu Adalı’nın kalleşçe katledildiği yer, karanfillerle, güllerle bezendi.

Kalleşçe ve haince katledilen yazarımız Kutlu Adalı’nın öldürüldüğü yer, dün çiçeklerle bezendi.

Adalı’nın cesedinin bulunduğu yol üzerindeki yere ilk çiçeği bölge sakini çocuklar bıraktı. Ardından olay yerine gelen CTP Genel Başkanı, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcı Mehmet Ali Talat, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Kalyoncu, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Ahmet Derya, bazı CTP Merkez Yönetim Kurulu üyeleri ve çok sayıda yurttaş Adalı’nın öldürüldüğü yere çiçek bıraktı.

 

DERYA: “SESSİZ KALMA HAKKIMIZ YOK”

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Ahmet Derya çiçek koyarken yaptığı açıklamada, bu olay karşısında kimsenin sessiz kalma hakkının bulunmadığını söyledi. Derya, “Hiçbir şey yapamasak bile tepkimizi, nefretimizi ortaya koymalıyız” dedi.

Kutlu Adalı’nın bir sanatçı, yazar, ama bundan da önemlisi bir “aydın” olduğunu kaydeden Derya, Adalı’nın yurt sevgisiyle yoğrulmuş kişiliğinin yazılarına da yansıdığını anımsattı, şöyle dedi: “Kutlu Adalı’ya sıkılan kurşunlar aydınlığa sıkılmış kurşunlardır. Halkını seven bir insana sıkılmış kurşunlardır. Kıbrıs Türk kimliğine sıkılan kurşunlardır. Çünkü Kutlu Adalı yıllarca Barış Derneği yöneticiliği yapmıştı. Bu kurşunlar aynı zamanda Kıbrıs Türk Toplumu’nun barış istencine sıkılan kurşunlardır.”

Tüm Kıbrıslı Türkleri ülkelerine ve toplumlarına sahip çıkmaya çağıran Derya, bu olay karşısında kimsenin sessiz kalma hakkının bulunmadığını da sözlerine ekledi.

 

Kutlu Adalı’nın Yenidüzen gazetemizde yer alan son köşe yazısı “Sopa ve Sıpa”’yı sizlerle yazı dizimizin ilkinde paylaşmıştık.  7 Haziran 1989 tarihli Mavi Kıbrıs Notları köşesinde “Göz Yumanlar” başlıklı yazısıyla ise Yenidüzen’deki yazın yolculuğuna başlamıştı Kutlu Adalı. İşte gazetemizdeki ilk köşe yazısı; “GÖZ YUMANLAR”...

 

Yenidüzen-07 Haziran 1989

Mavi Kıbrıs Notları-Kutlu Adalı

 

GÖZ YUMANLAR

20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı Kıbrıs Türklerine özgürlük getirdi. Doğru ama, bu özgürlüğün ne biçim bir özgürlük olduğunu Denktaş ve hıh deyicilerinin bugünlere dek süren yönetimleri sayesinde çok iyi öğrendik.

Adamlar Ankara’yı ve askersel güçleri arkalarına alarak, karşılarında olan herkese her kuruluşa, her siyasal partiye, her ilerici ve çağdaş düşünceye hain gözlerle bakmaya başladılar. Çıkarlarına kim dokunursa hain, Rumcu, solcu ilân edildi. Türlü çeşitli baskılarla sindirilme, korkutulma, yıldırılma metodları uygulandı. Çirkin yönetimlerine kim karşı çıkarsa Türkiye’ye karşı kişiler gösterilmeye başlandı.

Güvenlik Güçleri, polisler, kaçakçıların, vurguncuların, hırsızların, esrarcıların, devleti soyanların, 55 milyonluk Türkiye’yi batının çok uluslu şirketlerine sömürtenlerin arkasını bırakıp gencecik öğrencilerin arkasına düşürttüler. Öğrenciler yıllarca fişlendi, tutuklandı, mahkemeye çıkartıldı, dövüldü, açlık grevine zorlandı. Her türlü çağdaş eylemlerinin üzerine yürünüldü. Dernekleri ya kapatıldı ya da tescil edilmedi. Filistin göçmenlerine yardım toplamaları bile suç oldu. Nötron bombasına, silahlanmaya karşı geldiler diye polisin hışmına uğradılar.

Gazeteciler, yazarlar mahkemelere sürüklendiler, para cezalarına çarptırıldılar, hatta hapsettirildiler. Kendi borularını üflemeyen kamu görevlilerini müdürleri görevlerinden aldılar. Oradan oraya sürüklediler, terfileriyle oynadılar. Kendi borularını öttüren, şakşakçıları ise baştacı edip mevkilere boğdular işçinin anasını bellediler.

Polis ve güvenlik güçleri yıllarca hak isteyen, hak arayan başlıca yollar, başlıca çözümler düşünen gerçekten özyurdunu, öz insanını seven insanların ardına düşürüldü evler toplantılar basıldı. Polisin gözü hep bu yöne çevrildi. Polis hep düşünenlerle uğraştırıldı.

Neden?

Neden olacak?

Esrar kaçakçılığından, vergi kaçakçılığına, eski eser ticaretinden, narenciye soygununa, banka suistimallerinden, eş dost çıkarlarına değin uzanan vurgunlarını kamufle etmek için kurdurdukları soygun düzenini rahatça sürdürebilmek için, hırsızlıklarını gizleyebilmek için.

Sanki de 20 Temmuz bunlar için mi yapıldı? Bu gidişe askerler de, Elçiler de, Mitçiler de, Ankara da hep göz yumdu.”

 

Gazetenin aynı tarihli nüshasının 14. Sayfasında LANET OLSUN başlıklı haberde cinayetin detayları, mahalledeki tanıkların anlattıkları, otopsi raporu gibi bilgiler verilmekteydi. Özellikle bugün “2 el ateş edildi” şeklindeki açıklamanın 25 yıl öncesinde 13 mermiden bahsediliyor. Bugün yine Renault marka araba yerine Murat marka Türk arabasından bahsediliyordu. Elbette o günlerden sonraki süreçte detaylar çok daha iyi incelenmeye yorumlanmaya başlanmıştı. Fakat böylesi farklılıkların olduğunu da görüyoruz, 25 öncesi gazete haberine döndüğümüzde.

Bu uzun haberden birkaç başlığı paylaşıyoruz sizlerle...

 

“Yenidüzen- 08 Temmuz 1996, syf:14

Lanet Olsun!

.....

PLANLI SUİKAST

Karanlık güçler demokrasi, insan hakları ve barış savunucusu, yurt sevgisiyle yoğrulmuş Kutlu Adalı’yı planlı biçimde öldürdü. Bir arabayla geldikleri belirlenen katillerin, Adalı’nın daracık sokaktaki evinin yerini önceden bildiği, hatta Adalı’nın her gece köpeklerini dolaştırmak için evinden 25-30 metre kadar öteye kısa bir yürüyüş yaptığından da büyük olasılıkla haberleri vardı. Ve karanlık güçler tetiğe basmak için işte o anı tesbit etmişti. Tahminlere göre Adalı, çok sevdiği süs köpeğini Cumartesi akşamı da gezintiye çıkarmıştı. Tam bu sırada arabayla Kutlu Adalı’ya yaklaşan karanlık güçler, otomatik silahı iki kez çalıştırdılar. Tüfekten çıkan toplam 13 mermiden 2’si Kutlu Adalı’nın başına ve omzuna isabet etti. Adalı’nın insan ve yurt sevgisiyle dolu yüreği oracıkta durmuştu.

 

KOYU RENKLİ MURAT

Saat 23.30 sıralarında meydana gelen kalleşçe suikastı tam anlamıyla gören yok. Sokak sakinlerinden birçoğu olay sırasında evde olmadıklarını söylüyor. Ancak o sırada evinde bulunan komşular, silah sesleriyle nasıl ürktüklerini anlattılar. Verilen bilgiye göre otomatik silah iki ayrı kez ateşlendi. Birçok bölge sakini, arka arkaya duyulan tarama sesinden korkup evde ışıklarını söndürdü. İsminin açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini ise, silah seslerinin hemen ardından pencere aralığından baktığını anlattı. Bu kişinin verdiği bilgiye göre, Kutlu Adalı’yı acımasızca katledenler koyu renkli bir Murat marka araba kullanıyordu. Görgü tanığı, arabanın plakasını göremediğini söyledi. Kalleşler, Kutlu Adalı’yı öldürdükten sonra çok hızlı biçimde “tek yol”u kullanarak olay yerinden uzaklaştılar.

 

EV DUVARINDA DA MERMİ İZİ

Bu arada sokak ortasında öldürülen Kutlu Adalı’nın ev duvarında da mermi izleri tesbit edildi. Olay yerinden yaklaşık 20-25 metre uzaklıktaki evin ön duvarına isabet eden kurşunların cinayet anında sıkılanlardan olduğu ve bazı kurşunların çaprazdaki evin duvarına rastgele isabet ettiği tahmin ediliyor. Önceki akşam işlenen cinayet sırasında isabet alan aynı duvarda 1980 yılından kalma başka kurşun izleri de var. Adalı’nın evi, 1980 yılında da kimliği belirsiz kişilerce kurşunlanmıştı.

 

SON SÖZÜ

Bir başka komşusu ise Kutlu Adalı’ya sıkılan kurşunlardan hemen önce bir bağırma sesi duyduğunu anlattı. Bu şahsın verdiği bilgiye göre, Kutlu Adalı “Yapma!” diye bağırdı, hemen ardından da iki kez otomatik tüfek sesi duyuldu. Adalı’nın kanlar içindeki cesedi ise bir başka komşusu tarafından bulundu. Sokak lambasının aydınlattığı yarı-karanlık sokak ortasındaki cesedi zorla gördüğünü anlatan bu komşu, derhal polisi  aradığını kaydetti. Olay yerine gelen polis, Lefkoşa’da güvenlik önlemleri aldı. Ancak polisin olayla ilgili herhangi birini gözaltına alıp-almadığı bilinmiyor. Polis yetkilileri bu yöndeki soruları yanıtsız bırakmayı tercih etti.

.....”

 

 

Bu yazı toplam 544 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar