Utanmayanlar düzeni
Bir döneme bu kadar kötülük sığmaz.
Utanma duygusu tümüyle kalkmış ortadan.
Bu ülke artık kötü yönetilmiyor yalnızca.
Bu ülke kirli yönetiliyor.
Kamusal alan, kişisel menfaatin arka bahçesine dönmüş.
Yüksek öğrenim “sahtelikle” anılıyor.
Bürokrasi “rüşvet”le.
Sağlık ticaret.
Eğitim yokluk.
Yurttaşlık pazarlık konusu.
Kimse “olamaz” demiyor artık.
Herkes “olur”a alıştı.
En tehlikelisi de bu zaten.
***
Kıbrıs içinde “sahte diplomalar” yetmezmiş gibi…
Bir de Türkiye’ye uzandı skandallar.
İddialar ciddi.
Tıp fakültesinde “kriterleri” yetmese de kontenjan verilen çocuklar var.
Sahte diplomadan sonra şimdi gündem hileli kayıt.
Tam da boynuna kadar batmak bu.
***
Uluslararası bir haber ajansı, tüp bebek merkezlerimizde “yasa dışı” cinsiyet seçimi yapıldığı iddiasını dünyaya duyuruyor.
Üstelik kirli ortaklığın içinde bir milletvekili de var.
Hiçbir ses yok.
Yurttaşlık karşılığı sahte diploma pazarlığı yapıldığını anlatıyor savcılığın tanığı.
Örgüt başkanına sahte diploma veren akademisyenin vatandaş yapılması, altı ay sonra eşinin vatandaş yapılması, arkasından kamuda işe alınması…
Hepsi “rastlantı” diye sunuluyor.
Bir başka milletvekiline dokunulamıyor. Mektebin yolunu bilmeden diploma aldığı halde.
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde “KKTC” kontenjanlı kayıtlarda hile olduğu söyleniyor. Bu nedenle kimi öğrencilerin kaydı siliniyor. Günlerdir tek bir yetkili çıkıp konuşmuyor.
Kimsenin bilmediği bir işletmeye orman arazisi veriliyor, neredeyse bedava. Orman dümdüz ediliyor. Ormandan sorumlu bakan gayet rahat.
***
Müsteşarlar, müdürler rüşvetle suçlanıyor.
Görevden alınıyorlar ama gerekçe açıklanmıyor.
Mali Polis’in önündeki ifadelerde “Başbakan’a da rüşvet verdim” deniyor.
Ne yalanlama var, ne doğrulama.
“Yüzde 20’sini biz aldık, yüzde 80’ini Başbakan’a verdik” sözleri ne mesela?
Başbakan’ın yan odasına bakıyorsunuz.
Mali Polis sayıyor da sayıyor:
“Rüşvet almak…
220 bin Euro.
35 bin Sterlin.
100 bin Euro.
Rüşvet teklif etmek.
Görevi kötüye kullanmak.
Kanunsuz silah tasarrufu…”
***
Turizm için politika yerine magazin üretiyorlar. İngiliz, Alman, Fransız turist neden gelmiyor, kimsenin umurunda değil.
Ne çevre tahribatı gündemde, ne kumarhanelere hapsolmuş bir turizm anlayışı.
İşçiler sokakta.
Sırf örgütlendikleri, sendikaya üye oldukları için kapı önüne konuyorlar.
***
Bir döneme bu kadar kötülük sığar mı sorusu artık anlamsız.
Sığmış çünkü.
Bu düzeni kuranlar utanmıyor yine de.







