1. YAZARLAR

  2. Kutlay Erk

  3. UBP'nin Aday Belirleme ve Sıralama Çalışması…
Kutlay Erk

Kutlay Erk

SİYASET MEYDANI

UBP'nin Aday Belirleme ve Sıralama Çalışması…

A+A-

UBP, bir hafta önce, genel seçimler için milletvekili adaylarını belirlemek ve sıralamak kurultayı yaptı. Bu amaçla ilk kez dijital oylama uygulamasını kullandılar… Oylama işlemi tamamlanıp da sonuçlar açıklandıktan sonra hüsrana uğrayan aday adayları dijital sisteme güvensizlik odağında ‘tantana’ çıkardı, fırtınalar kopardı. KKTC siyaseti de bir haftadan beri bunun artçıları ile yoğun geçiyor.

Çıkan sonuçları kabullenemeyen adaylardan on yedisi sistemde ‘gombina’ olduğu iddiası ile sandıklardaki oy pusulalarının sayılmasını istedi. Dijital oy kullanımını CTP uzun süreden beri ve defalarca uyguladı; çıkan sonuçlardan mutsuz olanlar oldu ama hiçbiri de ‘gombina’ olabileceğini iddia ermediği bir yana düşünmedi bile… En ‘keskin’ yorumları, aday adayları arasında gruplaşmalar olduğu ve “kendisini kestiler” iddiasında kaldı. UBP’de digital oylamanın yazılımında ‘gombina’ olduğu ve, örneğin, bazılarının oylarının başkalarına yazıldığı gibi iddialar yapıldı.

Ve ısrarla oy sandıklarının sayılmasını isteyenler oldu… Ama Kurultay divan heyetine ve dahi Yüksek Seçim Kurulu üyelerine de güvenmedikleri için polisin ve MİT’nin gelip saymasını bile istediler… Ne yalan söyleyeyim, ‘MİT’ duyunca dünyanın en meşhur üniversitesi olan Amerikan’daki Massachusetts Institute of Technology (MİT) sandım; zaten teknoloji üniversitesidir, herhalde onun için “MİT gelsin” istedi sayın aday?! Meğer talebi Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı olan MİT imiş; onlar ‘gombinayı’ tespit edip suçluları da tutuklasın istiyormuş. Bizdeki de saflık; ne bilelim, nereden tahmin edelim ki sayın adayın diğer rakipleri için bu derecede ciddi ‘yolsuzluk’ yapacağına dair inancı olabileceğini?! Halen milletvekili ve siyasi makam sahibi olan bir başka aday adayı, kurultay başkanına işaret parmağını, öğrencisini azarlayan bir öğretmen gibi sallayarak sandıklardaki oy pusulalarının sayılması uyarısını tehditvari bir üslupla yaptı…

Bir diğeri sıralama sonucunu beğenmediği için adaylıktan çekildiğini, bakanlıktan da istifa edeceğini açıkladı. Sırasını beğenmeyen bir başkası da sandıkların sayılmasını istedi, sonucu ne olursa olsun ve hatta liste başı çıksa bile adaylıktan çekileceğini dobra dobra söyledi. On yedi aday adayı sonuçlara itiraz dilekçesi verdi; divan başkanı da dilekçeleri incelemeden doğrudan sandıkların açılıp sayılacağını söyledi. Tartışma, kapışma, karşılıklı atışmalar devam ederken sandıklar polis kontrolüne alındı; sanıldı ki, oy pusulalarının sayımı için ön hazırlıklar yapılana kadar sandıklar güven altında alındı. Bir aday adayı bu sayımı bekleyeceğini, salondan ayrılmayacağını, “Ölüm çıkar ancak” iddiası ile vurguladı.

Ne oldu? Bu olaylar sürerken UBP Başkanı Üstel Ankara’ya gitti. Önceden ayarlanmış bir programdı dediler… Tutun ki öyle idi; gitti de kurultayını ve yaşananları hiç mi konuşmayacaktı ve sıkıntılarının aşılması için yardım-destek istemeyecek miydi?!… Sonrasında parti yönetimi, ‘Sandık Kurulu’ diyerek, itirazları reddetti, dijital sonuçları onayladı. Ne MİT geldi, ne sandıklar açıldı ve ne de ‘ölüsü çıkan’ oldu salondan. Sus-pus, yatıştılar… Mı?! Ankara’dan ‘mesaj’ geldi ve de yatıştılar… Mı?! Ankara’dan bir şeyler gelmiş olma tahmini doğru olabilir ama ‘Yatıştılar’ tahmini doğru değil. UBP’nin içi halen cadı kazanından da kötü kaynıyor. Tantanayı çıkaranlar, özellikle ve yoğunlukla suçladıkları Üstel’i, Savaşan’ı, Hasipoğlu’nu ‘bağışlamak’ niyetinde değil; seçimlerde tercih oy listeleri ile onların ve daha nicelerinin seçimi kaybetmesi için örgütlenmeye başladılar… Ama anavatan Türkiye?! Hele bir seçim sonuçlansın, kim ‘Anavatan Türkiye’ye şükran çekecek, kim Türkiye’yi ‘Anavatan’ demeden anacak göreceğiz…

UBP içindeki ‘siyasi yoldaşların’ birbirlerini ısrarla “gombina” yapmakla itham etmesi, Kurultay Divanı’na ve dahi Yüksek Seçim Kurulu üyelerine güvenmeyip MİT’in gelip sayımları yapmasını isteyecek kadar ileri gitmek hallerinin kökeninde neler var?!.. Dijital sonuçları ve açıklayanları tahakküm altında bırakarak sandıklardaki oy pusulalarının sayılmasını ısrarla talep etmek, şart koşmak ve dahi istifalar-çekilmeler ile tehdit etmek ne anlama gelir?! UBP birbirine ve makamlara güvensizlik sözleri ve tavırları ile kaynarken bir de Başbakan Üstel’in eşi Bn Üstel’in, Fatoş Ünal (JuJu) bağlamında KKTC yargısına güven duymadığının anlaşılabileceği bir paylaşımı geldi: “Herkes onun hiçbir şey yapmadığını biliyor ama insanoğlu o kadar kötü ki…”. Fatoş Ünal uzun uzun iyicene yargılanmış, savunma hakkını sonuna kadar kullanmış; mahkeme bunlara dayanarak kararını vermiş ve onu suçlu bulmuş… Bn Üstel hala daha Fatma Ünal’ın hiçbir şey yapmadığını nasıl söyleyebiliyor, iddia edebiliyor?! Pes yani…

Bütün bunların kökeninde bir olgu UBP’lilerin marifetiyle ortaya çıkıyor: “UBP’de ‘gombina’ olağandır, kural-hukuk-yargı hikaye”… Bunu uygulayanlar, ispatını paylaşanlar, şüpheleri ve ithamları telaffuz edenler de hep kendileri…  Birbirlerine güven duymuyorlar, yönetenlerine ise hiç… Bu kurultayda yaşananlar ve artçıları kamuoyuna bunları ayan-beyan gösteriyor. Tevekkeli değil de kamuoyunda hükümetin siyasi çürümüşlüğüne ve kokuşmasına dair yorumlar yayıldıkça yayılıyor.

Ve bu arada da, UBP içinde kaynayan cadı kazanları ve birbirleri ile çatışmaları bazı deyimleri kamuoyunun aklına getiriyor… Minareyi çalacak olan kılıfını hazırlar… Kör köre “kendimden bilirim” demiş… Üzüm üzüme bakarak kararır… Köpeğin köpeğe dostluğu önlerine kemik atılana kadar sürer… Neyi paylaşamıyorsunuz?!.. Düşmanın en büyük hilesi dostluğudur… Dost görünümlü yılanlar… Yılana bin yıl bal içirmişler yine de zehir kusmuş… Kendi ayıbı ile yüzleşmeyen, elinde fener başkasının gölgesinde kusur arar…

Sonuç… UBP bu seçimden ağır yaralı çıkacak, komaya girecek…
Bir bilge söz var, “Kötü insanı verdiklerinle değiştiremezsin…” Kötülerin siyasi yönetiminde yaşam kalitesi yerlerde sürünen seçmen bunu önümüzdeki seçimler için şiar ediniyor…

 

 

   

Bu yazı toplam 249 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar