1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Nato kafa, nato mermer!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Nato kafa, nato mermer!

A+A-

Politis gazetesinde geçtiğimiz gün bir yorum yayınlandı… 
Yorumu yazan kişi, Kıbrıs’ta federal çözümü güçlü bir şekilde savunan eski bakanlardan Kostas Themistokleous… 

-*-*-

Themistokleous’a göre, Kıbrıs sorunundaki çıkmazın sorumlusu Nikos Hristodulidis ve O’nu destekleyen siyasi partiler… 

-*-*-

Themistokleous, “İtiraf edelim” diyor ve Kıbrıslı Rum tarafının ne güven artırıcı önlemler ne de çözüme götürecek gerçek bir müzakere istediğini savunuyor… 

-*-*-

Themistokleous’a göre Rum liderliğinin istediği, “… Sonuçsuz ve ucu açık bir diyalog. Sonu olmayan bir süreç.”

-*-*-

Tufan Erhürman da neredeyse Themistokleous ile aynı şeyleri söylüyor… 

-*-*-

Themistokleous’un söyledikleri sadece bunlarla sınırlı değil… 
Mesela tüm söylediklerini bulup okumakta fayda var… Her hangi bir arama motoruna adını yazın, mutlaka karşnıza Türkçe çevirisi de çıkacaktır!

-*-*-

Çözüm umutlarımızın canlı tutulması önemlidir ama bu türden yazıları okuduğumuz zaman iki tarafta da “pazarlık” maksatlı bile olsa, çok zıt duruşlar olduğunu görmek moral bozuyor… 

-*-*-

Yani, saygım sonsuz, ikisine de selam duruyorum ama 28 Ekim’de Yunanaistan’ın, 29’unda Türkiye’nin ulusal bayramlarını kutlayarak bir yere varmayı beklemek bana pek de akılcı gelmiyor!
Bilmem anlatabildim mi?

-*-*-

Kafalar hala eski kafa!
Nato kafa, nato mermer!

-*-*-

Yani işin özünü, gerçeğini anlamamakta ısrarcıyız; yaşadıklarımızdan – acılardan hiç ders çıkarmadık ve geçmişteki hataları tekrarlamaktan da çekinmiyoruz!

-*-*-

Holguin’e ve tabii ki Guterres’e de günah!
Ve ayıp!


Hiç oy vermemek, sol partilere vermekten daha etkili bir protesto cinsi değildir!

Değerli YKP, BKP ve Arif Hasan Tahsin Vakfı yöneticileri...
Öncelikle belirtmekte fayda görüyorum ki, 6 Aralık 2026 genel seçimleri ile ilgili boykot kararınıza yürekten saygı duyuyorum...

-*-*-

Saygı duymanın ötesinde, partileriniz veya birlikteliğinizin “içinde bulunduğumuz durum” ile ilgili görüşlerine de yüzde yüz katılıyorum...  

-*-*-

Ancak, “Seçime katılım oranı ne kadar yüksek olursa, haklılığımızı dış dünyaya daha iyi anlatırız” iddiası, daha önce de denenmiş ancak hiç işe yaramamış bir çabadır... 

-*-*-

Kaldı ki, “boykot oranı”nı seçim sonuçlarına bakarak belirlemek de sağlıklı olamayacaktır çünkü seçim günü KKTC sınırları içerisinde bulunan “vatandaş” sayısını bilmiyoruz... 

-*-*-

Diyelim ki seçime katılım yüzde 65 oldu!
Yüzde 35’lik oranın boykotçu olduğunu söylemek sizce doğru mu!

-*-*-

Sizden, sizi çok seven bir vatandaş olarak ricam var; kitlesel boykot kararınızı “kişisel” olarak bozun ve gidip en yakın hissettiğiniz sol veya sosyal demokrat bir partiye mühür vurun... 

-*-*-

CTP’nin eminim oya ihtiyacı yoktur...
Ama, TDP ve Bağımsızlık Yolu’na vereceğiniz her destekle, bu iki partiden arkadaşları – yoldaşları “Meclis”e göndermek, tarihin en sağlam protestosu olacaktır... 

-*-*-

Dediğim gibi, boykot kararınızın tüm gerekçelerine katılıyorum... 
Ama oy vermemek, vermekten daha etkili olmaz; eminim bu gerçek tecrübeniz ile de sabittir!


Üniversiteyi kapatmak akıl işi değil!

“Sahte diploma meselesini kapatalım” iddiasında değilim...
“İlgili üniversiteyi kapatalım” görüşüne ise hiç katılmıyorum!

-*-*-

Haaaa mesela Filojet faciasında, sadece kaptan ve mürettebatın değil, mal sahiplerinin de sorgulanması – yargılanması gerektiği inancım tamdır!

-*-*-

Yani, sahte diploma meselesinde, “sahte diploma alan” kişilerden birini hapse attık!
O’ndan önce yargılanıp hapis cezası alan kişiler de var!
Bunların ötesinde, o sahtekarlıkta “imzası olanların” ve “okul sahibi ya da sahiplerinin” de sorgulanıp – yargılanması kaçınılmazdır!

-*-*-

Ancak, “okulu kapatın” demek, delilik bile değildir!

-*-*-

Güzelyurt’taki ilgili üniversitemizde yaşananlar, bir şekilde ortaya çıkarılmıştır... 
Burada sadece sahte diplomacılık değil, daha farklı “organize işler” çevrildiği iddiaları hatta davaları bulunmaktadır... 

-*-*-

Kalkıp da tüm üniversiteleri yakmak maksadıyla veya bu yanmaya sebep olabilecek şekilde, “sahte diploma veren bir tek bu üniversite değildir” saptamasına başvuracak da değilim!

-*-*-

Ama şu anda bu üniversitenin yönetimi, başarısını kanıtlamış, bölgeli bir akademisyen – yöneticiyi okulun rektörlüğüne getirmiştir...

-*-*-

Bu rektör ve kurduğu yeni ekip, üniversitenin ciddi şekilde zarar gören itibarını sağlamlaştırmak için çaba sarf etmektedir!

-*-*-

Bu çabaya bundan sonra destek olmak, en başta bölgeliler olmak üzere, hepimizin görevidir!

-*-*-

Neden?

-*-*-

Birincisi, sektörün daha fazla zarar görmemesi...
“Sahte diploma ve usulsüzlükler nedeniyle KKTC’de bir üniversite kapatıldı” haberi, kimin işine yarar ki?

-*-*-

Bir de şu soruya bakın: “Bir takım usulsüzlüklerle anılan ilgili üniversite, bir kaç yılda çiçek gibi oldu”!

-*-*-

Ben ikinciden yanayım!
Bu üniversite çiçek gibi olmalı!
Ve biz de destek vermeliyiz!

-*-*-

İkincisi, bölge ekonomisi...
Bu üniversite kapandığı anda, zaten sıkıntılı olan Güzelyurt esnafı içerisinde, 50’den fazla iş yeri kapanır!
Onlarca hatta yüzlerce kişi işsiz kalır!

-*-*-

Yanlış mı?
Yapıldı!

-*-*-

Denetim mi?
Yapılmadı!

-*-*-

Ama toparlamak için birileri canını yiyor; bu çabanın önünü kesmek akıl işi değildir!

cover-001.jpg

Bu yazı toplam 525 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar