1. YAZARLAR

  2. Ödül Muhtaroğlu

  3. Mekke savunma anlaşması neleri içeriyor, yansımaları nasıl olacak?
Ödül Muhtaroğlu

Ödül Muhtaroğlu

Mekke savunma anlaşması neleri içeriyor, yansımaları nasıl olacak?

A+A-

7 Ağustos 2026'da, Mekke’ de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında  “Mekke Ortak Savunma Anlaşması’’ imzalandı. Anlaşma, özellikle, bulunduğumuz coğrafyada önemli etki yarattı.

Haber kanallarına yansıyan bilgilere göre, yapılan anlaşmanın içeriğine bakacak olursak, şu hususların ön plana çıktığını görüyoruz.

Mekke Anlaşması ile, bahse konu üç ülke arasında askerî koordinasyon, savunma sanayii ve güvenlik alanlarında iş birliğinin geliştirilmesi hedefleniyor.

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan, ortak savunma ve güvenlik iş birliği yapacak. Temel prensip, üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırının diğerleri açısından da tehdit/saldırı olarak değerlendirilmesi ve ortak savunma mekanizmalarının devreye girecek olmasıdır.

Bu parametre, NATO'nun 5. maddesine benzer bir kolektif savunma mantığı taşıyor. Bu anlayış, üç ülke arasında önemli bir caydırıcılık mekanizması oluşturuyor.

Bahse konu anlaşma ile, üç ülkenin tek bir ordu kurması veya otomatik olarak her durumda savaşa girecekleri anlamı çıkmamaktadır.

Bu anlaşma ile, Türkiye'nin gelişmiş savunma sanayii, Pakistan'ın nükleer caydırıcılığı ve Suudi Arabistan'ın ekonomik ve stratejik  gücü bir araya gelmektedir. Böylece, ortaya ciddi bir bölgesel güç çıkıyor.

Türkiye; savunma sanayii, askerî tecrübesi ve NATO üyeliğiyle bu yapının Avrupa ile bağlantısını oluşturuyor. Pakistan, Güney Asya’nın önemli askerî güçlerinden biri olarak ittifaka farklı bir stratejik ağırlık katıyor. Suudi Arabistan ise ekonomik gücü, enerji kaynakları ve Körfez’deki merkezi konumuyla denklemin Ortadoğu ayağını oluşturuyor.

Mekke Anlaşması, hem üç ülke arasındaki bir savunma iş birliği, hem de Ortadoğu’dan Güney Asya’ya uzanan bölgede yeni bir güç ve güvenlik dengesi olarak da görülebilir. Bu ülkeler bir araya geldiğinde, ortaya sadece askerî güç değil, aynı zamanda jeopolitik, stratejik bir güç de çıkıyor.

Bu anlaşmanın içeriği,  İran ve İsrail tarafından da mutlaka incelenmektedir. Anlaşmayı ,İran veya İsrail karşıtı bir oluşum olarak görmek yanlış olacaktır. Anlaşmayı, İran veya İsrail karşıtı bir blok olarak nitelendirmek, Türkiye’nin bölgedeki diplomatik gücüne de zarar verir. Bu hususu, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da özellikle vurgulamıştır.

Türkiye, anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını vurguluyor. Anlaşma ile 3 ülkenin, yeni bir savaş ittifakından ziyade, kendi güvenliklerini  şekillendirme arayışında oldukları görülüyor.

Öte yandan, Türkiye, NATO üyesi bir ülke olarak, Ortadoğu ve İslam dünyasında da yeni bir güvenlik mimarisinin oluşmasına liderlik yapabilir. Bu anlaşmanın, bölgede bir kutuplaşma değil, bölgesel istikrarı ve caydırıcılığı güçlendirecek bir yapı oluşturması beklenmektedir. Elbette ki, bunun gerçekleşmesi, üç ülkenin atacağı adımlara bağlıdır.

Ortadoğu'da, uzun zamandır, Körfez ülkelerinin güvenliği, büyük ölçüde Amerika tarafından sağlanıyor. İsrail' ise güvenliğini, hem askeri gücü, hem de ABD ile kurduğu stratejik ilişki ile sağlıyor.

Bölge ülkelerinin son zamanlarda, kendi aralarında daha güçlü güvenlik mekanizmaları kurmaya yöneldiğini görüyoruz. Elbette ki, ABD bölgeden çekilmiyor. Ama, bölge ülkelerinin Washington'a olan güvenlik bağımlılığını azaltma arayışının güçlendiği de söylenebilir. Bunun, başarılı olup olmayacağını zaman içinde göreceğiz.

Mekke Anlaşması'nın içeriğini mutlaka İsrail de yakından takip etmektedir. Mekke Anlaşması'nın İsrail karşıtı bir askerî ittifak olduğu söylenemez. Ancak, Üç ülkenin savunma alanında kurumsal bir mekanizma oluşturması, İsrail'in bölgesel güvenlik hesaplarında yeni bir durum ortaya çıkarabilir. Önemli olan, gelecekte, hangi ülkelerin bu anlaşmaya katılacağıdır.

Bu anlaşmaya, ileride başta Mısır olmak üzere, başka bölge ülkelerin de katılması muhtemeldir. Bu ülkelerin birlikte hareket etmesi, Ortadoğu ile Güney Asya arasında uzanan çok daha geniş bir siyasi ve güvenlik kuşağı anlamına gelecektir.

Türkiye, NATO üyesi olması, Rusya ile ilişkileri, İran'la komşuluğu, Körfez ülkeleriyle gelişen ekonomik bağları ve Avrupa ile ilişkileri düşünüldüğünde,  çok hassas bir denge siyaseti yürütmektedir.

Bu bağlamda, Türkiye'nin yapması gereken, Mekke Anlaşması'nın yeni bir “bloklaşmanın” başlangıcı olmadığını, bölgesel istikrar ve caydırıcılık mekanizması olduğunu, Dünyaya anlatabilmesidir.

Mekke anlaşması, üç ülkenin ortak savunma anlaşmasıdır. Önemli olan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın askerî gücünü doğacak yeni bir savaşı önlemek için kullanabilmesidir. Çünkü gerçek caydırıcılık, savaşmakla değil, savaşa gerek bırakmamakla ölçülür.

Anlaşma, doğru yönetilirse, Ortadoğu'nun güvenlik mimarisinde yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Bunu, ilgili üç ülkenin ve anlaşmaya katılacak olası diğer ülkelerin,  bundan sonra atacağı adımlar belirleyecektir.

Bu yazı toplam 492 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar