1. YAZARLAR

  2. Ünal Fındık

  3. 3’lü Kararname Kaldırılmadan Kamu Düzeltilemez
Ünal Fındık

Ünal Fındık

3’lü Kararname Kaldırılmadan Kamu Düzeltilemez

A+A-

Yeni bir seçim öncesindeyiz. Şimdi seçime girecek bütün siyasi partiler ve adaylar bol keseden vaatler yapacaklar, süslü cümlelerle, güzel sözlerle seçim programlarını açıklayacaklar.

Her parti programı bir yığın iddialı hedeflerle dolu olacak. Herkes kamu reformundan bahsedecek, kamunun halka daha iyi hizmet vereceği yeni bir yapı kuracağından dem vuracak.

Ama çok azı kamuyu düzeltmek için 3’lü kararname sistemine son vereceğini ve üst kademe yöneticilerinin bağımsız ve tarafsız Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından kendi değerlendirme ve sınav sistemi ile atanacağını söyleyecek.

Bunca yıllık deneyimim bana 3’lü kararname sistemi kaldırılmadan kamunun düzeltilemeyeceğini gösterdi.

Yıllar önce CTP’nin iktidar olduğu 2004-2009 sürecinde MYK üyesi olarak bu konuyu hep gündeme getirdim. Bu sistemin değiştirilmesi gerektiğini hep söyledim.

Hükümetteki arkadaşlarım bu konunun tek başına ele alınmasının eksik olacağını, bunun ancak köklü bir Kamu Reformu ile birlikte yapılacağını söylediler. Haksız da değillerdi.

Ama süreç uzadıkça uzadı. Nihayet yasa tasarısı hazırlandı ve Aralık 2008, ya da Ocak 2009’da bakanlar kurulundan geçerek meclise gönderildi.

Aynı günlerde CTP erken seçim kararı aldı. Nisan 2009 tarihinde erken seçimler yapıldı. CTP bu seçimi ikinci sırada tamamladı. UBP 26 milletvekili ile tek başına hükümet oldu.

Böylece büyük bir emekle hazırlanan üst kademe yöneticileri yasası kadük oldu. Meclis’in tozlu raflarına terkedildi. Bir daha da kimse bu sistemde köklü değişiklik yapılmasını gündeme getirmedi.

Bu arada 2017 yılında yapılan bir değişiklikle 3’lü kararname ile görevinden alınan üst kademe yöneticisi atanmadan önceki kadrosuna geri döner denilerek, halkın büyük tepki gösterdiği müşavirlik sistemi kaldırıldı.

Ancak pratikte bu sistemin pek çalışmadığı ve müşavirlik sisteminin “gizli gizli” sürdürüldüğü de gözlerden kaçmadı.

Dahası emeklilik sırasında da bu kişiler bütün hizmet yıllarını üst kademe yöneticisi olarak geçirmiş sayılmaya devam edildi.

Bu sistem neden kamuyu bozuyor?

Devlet dairelerde günlük rutin işleri yapan çalışanlar elbette bulunduğu mevkiden daha ilerilere gitmek, terfi alarak yükselmek ve amir, ya da müdür, müsteşar olmak için disiplinli biçimde çalışır. Yaptığı işi en iyi yapmak için çaba harcar, bilgi ve becerisini kullanır.

Ancak sistem onu değil, ya o daireden, ondan çok daha az çaba harcayan birini, ya da başka daireden veya okuldan birini 3’lü kararname ile getirerek o daireye müdür veya müsteşar yapar.

Yeni atanan müdür ya da müsteşarın tek avantajı o dairenin bağlı olduğu bakanın yakını veya partilisi olmasıdır.

Peki bu yere gelmek için onca çaba harcayan, iş öğrenen, disiplinli biçimde işine sarılan ve bir gün o yere atanmayı bekleyen memurun, bu atamadan sonra aynı koşullarda devam etmesi mümkün mü?

İkincisi partizanlıktan arınması gereken kamu, bu sistemle tam da partizanlığı çağırmaktadır. Müdür olmak için illa partili olmak gerekirse memur da ister istemez bir partiye yakın durmayı tercih edecektir.

KKTC henüz 43 yaşındadır. Ama bu 43 yılda yaratılan üst kademe yöneticisi sayısı, bunların çoğu ya emekli, ya müşavir, ya da gizli müşavirdir, binleri çoktan geçti.

Eskiden her hükümet değiştiğinde bütün müdürler, müsteşarlar değiştirilirdi. Daha sonra her bakan değiştiğinde hepsi değişirdi. Şimdilerde ise neredeyse her sene yeni bir müdür, müsteşar ataması yapılır.

Maliye bakanlığına çağrımdır.

3’lü kararname sisteminin yaşama geçtiği günden bu yana, bu sistemle yapılan kaç atama vardır?

Hangi yıl, bu biçimde kaç atama yapıldı?

Bu atamaların bugün için bütçeye getirdiği ek yük ne kadardır?

Bu sorulara verilecek yanıt kamunun düzeltilmesi için ilk adım olabilir. Çünkü bu yükün çok ağır olduğu ve bu küçücük ülkenin bu yükü kaldıramayacağı görülecektir.

3’lü kararname kaldırılmadan kamu düzeltilemez.    

Bu yazı toplam 285 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar