Kıbrıs’ta barış ve karşılıklı anlayış için mücadele eden kayıp yakını Dr. Loizos’un ardından… (2)
Kıbrıs’ta barış ve karşılıklı anlayış için hayatı boyunca sürekli mücadele eden, Kıbrıslıtürkler’le dostluklar kuran, Muratağa-Atlılar-Sandallar katliamını gündeme getirdiği zaman saldırı altında kalan kayıp yakını Dr. Lozios Lozios, hayata veda etti. Sosyal medyada yer alan bir paylaşıma göre, cenaze töreni 11 Nisan Cumartesi günü saat 11.00’de, Lefkoşa’da Konstantin ve Helen Mezarlığı’nda yapılacak. Ailesinin ve sevdiklerinin acısını paylaşıyoruz…
Dr. Loizos Loizos’un bu sayfalarda yayımlanmış yazılarını paylaşmaya devam ediyoruz…
Barış ve dostluk mesajı…
19 Haziran 2017’de bu sayfalarda şöyle yazmıştık:
“Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum “kayıp” yakınlarından barış ve dostluk mesajı…
Kufezli Kıbrıslırum “kayıp” yakını Loizos Loizos ile Kıbrıslıtürk “kayıp” yakını Mehmet Kemal Demiröz’ün dostluğu, herkese örnek olmalı…
1964’te Mağusa’da NAAFİ’deki işyerinden alınarak “kayıp” edilen ve bir Kıbrıslırum okurumuzun yardımlarıyla gömü yeri Paralimni’de bulunarak ondan geride kalanlara ulaşılan Kemal Emin Demiröz’ün oğlu Mehmet Kemal Demiröz ile 1974’te Kufez’de evlerinden alınarak Kufez dışında öldürülerek “kayıp” edilen baba-oğul Loizoslar’ın yeğeni Loizos Loizos’un dostluğu, herkese örnek olacak nitelikte…
Geçtiğimiz Pazar günü – 11 Haziran 2017 – Kondea’da arkadaşları Mustafa Murat’ın evinde buluşan Mehmet Kemal Demiröz ile Loizos Loizos, barış ve dostluk mesajı verdiler.
Loizos Loizos, bize de gönderdiği notunda şöyle yazdı:
“Acıyı aşma, dostluk ve kardeşlik mesajı… Birlikte bir arada yaşama ve işbirliği mesajını Loizos Loizos ve Mehmet Kemal Demiröz, Kondea’dan gönderiyor…
11 Haziran Pazar günü, Kondea’da arkadaşımız Mustafa Murat’ın evinde buluştuk – ben Mihalis Loizos ailesinin bir üyesi, Mehmet Kemal Demiröz ise Kemal Emin Demiröz’ün en büyük oğlu olarak…
Hem amcam Mihalis, hem yeğenim Loizos ve Kemal Demiröz ile kaynatası Ahmet Karaca, iki toplumun paramiliter güçleri tarafından vahşice öldürülen masum kurbanlardı…
Mehmet’le buluşarak kendimizin ve ailelerimizin acılarını dindirmenin yollarını konuştuk, yalnızca ailelerimizin değil geniş anlamda toplumlarımızın acılarını…
Yeni kuşaklar böylesi olaylara ve böylesi bir acıya asla maruz kalmamalıdır… En nihayet artık yurdumuzu ve toplumlarımızı yeniden birleştirecek bir çözüme kavuşma dileğimizi dile getirdik.
Geçmişten gelen acıları aşabilmek, insani ilişkilerimizi kuvvetlendirmek amacıyla ailelerimizin tüm üyelerinin katılacağı bir buluşmayı birlikte ayarlamayı kararlaştırdık.
Geçmişte küçük, karma bir köy olan Kufez’de her iki toplumdan onca masum kurban verildi – köyümüzün bunları aşarak dostluk, kardeşlik ve barış örneği oluşturmasını istiyoruz.
Buluşmamıza köylülerimiz Hristakis Podinos ile Mehmet Terzi de katıldı – onlar da barış içinde birlikte yaşamamız için yıllardır mücadele ediyorlar…
Mehmet Kemal Demiröz’ü tanımamı sağlayan ve bizim buluşmamıza ve ortak yurdumuz için çalışma yapmamıza yazdıklarıyla yol açan gazeteci Sevgül Uludağ’a çok teşekkür ederim…
Bizler Loizos Loizos ve Mehmet Kemal Demiröz olarak barış içinde birlikte yaşama ve işbirliği mesajımızı Kondea’dan gönderiyoruz…
Biz bir çözüm istiyoruz…
İşgali sona erdirmenin, yurdumuzu yeniden birleştirmenin ve eğer istiyorsak geri dönmemizin tek yolu müzakereler ve çözümdür.
Kıbrıs sorununun çözümü Kıbrıs adasında yasal olarak yaşamını sürdüren tüm Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürkler’e barış ve refah getirecek, bizi güvensizlikten kurtaracaktır. Müzakere sürecinde engellerle karşı karşıya olanlar, toplumlarımıza, tarihe ve genç kuşaklara karşı sorumluluklarını bir kez daha dikkatle düşünmelidirler.
Dr. Loizos Loizos.”
(YENİDÜZEN – Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler… Sevgül Uludağ – 19.6.2017)

Dr. Loizos Loizos, Kufezli dedesini anlattı…
22 Kasım 2017’de ise şöyle yazmıştık:
Kufez’den iki “kayıp” Kıbrıslırum’un yakını olan Dr. Loizos Loizos, sosyal medya sayfasında yayımladığı yazıda, dedesi Loizis’i anlattı… Dedesi Loizis’e Kıbrıslıtürkler hep “Büyük çoban” derlermiş…
Bu “Büyük çoban” köylüleriyle ve herkesle çok iyi geçinirmiş…
1974’te Muratağa-Atlılar-Sandallar katliamını gerekçe yapan bazı Kıbrıslıtürkler, Mesarya’da ve Karpaz’da olayla hiç ilgisi olmayan bazı masum ve sivil Kıbrıslırumlar’ı öldürmeye girişmişti. Bundan Dr. Loizos Loizos’un ailesi de nasibini almıştı: Kufez’de yaşayan amcası ve 16 yaşındaki amca oğlunu sözkonusu Kıbrıslıtürkler Kufez’de öldürerek onları “kayıp” etmişlerdi. Mihalis (Haili) Loizos ve oğlu Loizos, 22 Ağustos’ta Kufez dışında öldürülerek “kayıp” edilmişler, ancak yıllar sonra gömüldükleri yer bulunarak defnedilmek üzere kalıntıları ailelerine iade edilmişti.
Dr. Loizos Loizos’un “Büyük çoban” başlıklı yazısını özetle Türkçeleştirdik. Dr. Loizos Loizos, şöyle yazıyor:
“Büyük çoban: Büyükbaba Loizis’e Kıbrıslıtürk köylüleri de, onların çocukları da böyle dermiş… O, Kufez köyünde Kıbrıslıtürk köylüleriyle uyum içerisinde yaşarmış… Bunu bana Kufezli arkadaşım Mehmet Kemal Demiröz anlattı – o da babasını Mayıs 1964’te Mağusa’nın üzücü olaylarında kaybetmişti…
Büyükbabamın eşi doğum sırasında ölmüştü… Kıbrıslıtürk köylülerinden birisinin annesi, oğluna süt annelik yapmıştı…
Bu oğlan çocuğu karma Kufez köyünde Kıbrıslıtürkler’le birlikte büyümüş ve onlarla hiçbir zaman anlaşmazlığa düşmemişti. Şanslı birisiydi, çok çalışıyordu, dürüsttü ve hem Hristiyanlar’ın, hem de Müslümanlar’ın takdirini kazanıyordu… İş arayan ya da yardım isteyen herkese açıktı evi…
Dedemin Kıbrıslıtürk köylüleriyle uyumlu ilişkileri hiçbir zaman, herhangi bir nedenle bozulmadı. Ne 1958’de, ne 1963’te ne de 1974’te – TMT’nin körlemesine intikamlarına karşın bu ilişki bozulmamıştı.
Herkes ona saygı gösteriyor ve ona Loizi Dayı diyordu… Herkes bana büyükbabam ve babamla ilgili güzel şeyler anlatıyor ve nostaljik biçimde onlarla yaşamış oldukları hayatı aktarıyordu… Ve beni başka Kıbrıslıtürkler’e de tanıştırıyorlardı…
1963-64’teki iki toplumlu çatışmalardan sonra, Kufez’de herhangi bir olay olmamasına rağmen köyün Kıbrıslırumlar’ı bir azınlık oldukları için köyü terk etmeye ve komşu Lefkonuk köyüne taşınmaya başladılar.
1974’ten birkaç yıl öncesinde Kufez’de yaşayan tek Kıbrıslırum aile, amcam Mihalis’in, dedem Loizis ve ninem Hacı Eleni’nin ailesiydi…
Yaşlı Loizis, köyün kilisesinden sorumluydu… Mumları yakıyor, azizlerin kutlama günlerinde dualar ediyor ve kendisine kiliseyi temizlemekte yardım eden Kıbrıslıtürk çocuklarına birkaç kuruş veriyordu.
Temmuz 1974’te dedem, ninemle birlikte köyde kalmıştı. Ağustos ayında köyün kutsal eşyalarını toparlayıp bunları ahırda saklamışlardı… Amcam Mihalis ve 16 yaşındaki oğlu TMT tarafından öldürüldükten sonra köyü terk etmeleri emredilmişti – önce Maratovuno’ya (Ulukışla) sonra da Yipsu’ya (Akova) gönderilmişlerdi… Ruhu acıyarak Loizis dedem, ninemle ve yengem Fiyu’yla birlikte Kufez’i geride bıraktı, oradaki yaşamlarını ve ölülerini geride bıraktı… Eylül 1974’te serbest bırakılınca Lefkoşa’ya giderek yerleşti…
Oğluları ve torunlarının korkakça öldürülmelerinin acısını içtiler, göçmen olarak vefat ettiler… Herkes kendi halkının acısını bilir… Ancak bu eski hatıraları paylaşmak ve geri dönüş için mücadeleyi sürdürmek önemlidir.
Özgür bölgedeki Kıbrıs’ta ninemle dedemin yaşamı ikinci bir testti, sabırla ve onurla atalarının topraklarına dönmeyi ve çektikleri acının artık sona ermesini beklediler.
Ailemin, annemin-babamın, dedelerimin-ninelerimin öteki taraftan insanlarla insani ilişkilerini araştırmayı bir görev addediyorum. Babamın ve ailemin dostlarıyla tanışıyorum, onlarla zaman geçiriyorum, benim oraya dönmemi bekliyorlar… İki toplum arasında yaşanmış olanlara karşın tüm bunları aşmalı ve yeniden birleştirilmiş bir ülkede tekrar birlikte yaşamalıyız…”
(YENİDÜZEN – Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler… Sevgül Uludağ – 22.11.2017)
“Babam Savva’nın Kıbrıslıtürkler’le harika ilişkileri…”
11 Aralık 2017’de ise şöyle yazmıştık:
“Dr. Loizos Loizos, Kufez’den hatıralarını yazmaya devam ediyor…
Dr. Loizos Loizos, Kufez’den hatıralarını yazmaya ve sosyal medyada paylaşmaya devam ediyor…
Dr. Loizos, geçtiğimiz günlerde babası Savva’nın (Sauri) Kıbrıslıtürkler’le karma köy Kufez’deki ilişkilerini kaleme aldı. Biz de bunu özetle Türkçeleştirmeye çalıştık.
Dr. Loizos Loizos, “Babam Savva’nın Kıbrıslıtürkler’le ilişkileri” başlıklı yazısında şöyle diyor:
“Babam Savva (Sauri) karma köy Kufez’de doğup yaşamıştı. Ailesi, köyün çoğu sakini gibi çiftçilikle uğraşıyordu. Köyde çoğunluk Kıbrıslıtürkler’di, o nedenle Kıbrıslırumlar, Kıbrıs Türkçesi’ni öğrenmişlerdi, iletişim kurabilmek ve uyum içerisinde üretken biçimde birlikte yaşamak amacıyla…
Babam çocukken, arkadaşlarının Müslüman mı, Hristiyan mı, Kıbrıslıtürk mü, Kıbrıslırum mu olduğuna bakmazdı. Onun için hepsi de oyun oynarken de, mızırlık yaparken de arkadaşlarıydı…
Kıbrıslırum okulunda bazı günler öğretmen yoksa, babam o zaman Kıbrıslıtürkler’in sınıfına giderdi. Arkadaşı Nazım İsmail de öyle yapardı. Birlikte şarkı söylerlerdi, şarkı sözlerinin içeriğini anlamadan… Çocuk saflığıyla söyledikleri şarkılardan birisi şuydu: “Mustafa Kemal, gel bizi kurtar!” ve babam da arkadaşlarıyla birlikte bu şarkıyı söylerdi…
Ergenlik çağına geldiğinde tarlalarda ve davarının peşinde arkadaşlarıyla birlikte çalışırdı. Genç Kıbrıslıtürkler’le yakın işbirliği içerisindeydi, onlara saygı gösterir ve hiçbir yanlış anlamaya fırsat vermezdi. Mineveri (Münevver) Kabardi ile birlikte kuyudan su çekip hayvanları suvarırlar, Cengiz ile birlikte ovalarda çalışırlardı…
Gençlik yıllarında Kıbrıslıtürkler’le dostane ilişkileri daha da sıkıydı. Yaz aylarında sürülerini karıştırırlar ve dini kutlama günlerinde, sırasıyla bu sürülere bakarlar, Lefkonuğun tavernalarına birlikte gidip gençlik aşkları için şarkılar söylerlerdi…
Kıbrıslıtürk köylülerinin düğünlerine de katılırdı babam. Akile’nin düğününde babam “İstanbul sokakları” şarkısını söylerken, bir başka düğünde de evden gizlice bir beş liralık alarak bunu arkadaşı Nazım İsmail’e vermişti, arkadaşı Nazım İsmail danslarıyla Zarif’i etkilemeye çalışmaktaydı çünkü…
Lefkonuk’taki panayırlara ziyaretlerinde bir keresinde “Stalin elimdeki silahtır” gibi solcu direniş şarkıları söyledikleri gerekçesiyle sömürge polisi tarafından gençler tutuklanmıştı.
Bu dostane kumpanyanın öncüsü Kufezli Ahmet ile Lefkonuklu Yangos idi… Babam solcu olduğu için daha ağır biçimde cezalandırılmıştı çünkü tutuklanırken kaçmış ve direniş göstermişti.
Babamın yakın Kıbrıslıtürk arkadaşları Nazım İsmail, Mustafa Mulla ve İbrahim Kurt idi. Köyde birlikte büyümüşler, işbirliği yapmışlar, birlikte kutlamalara katılmışlar ve 1974’e kadar yakın ve dostane ilişkilerini sürdürmüşlerdi.
Mustafa Mulla’yla birlikte ayrıca av konusunda da sıkı işbirliği yapmaktaydılar… Tüm bunları sizlere 1954 öncesinde Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar’ın ilişkilerinin ne kadar sıkı olduğunu göstermek için yazmaktayım.
1954 yılında babam Akatu’ya evlenmiş ve burada yeni bir hayat kurmaya girişmişti. Kıbrıslıtürk arkadaşları ve köylüleriyle harika ilişkilerini sürdürmeye devam edecekti.
Mustafa Mulla, Akatu’ya giderek ona annemin evini restore etmekte yardımcı oluyor, çatıya değen bazı servi ağaçlarını kesip buduyor ve harnıp toplamaya ve diğer çiftlik işlerine yardım ediyordu.
Babam Kufez’deki tarlalarını ekip biçmeye devam ediyordu ve bu konuda da Kıbrıslıtürk köylüleri ona yardım ediyordu. Ekili arazilerin dereden alınacak suyla sulanmasında, ekinin biçilmesinde ve tahılın teslim edilmesinde ona öncelik veriyorlardı….”
(Devam edecek)

Dr. Loizos Loizos, bir kayıp yakını olarak tüm kayıplar hakkında konuşup yazıyordu, bu yüzden zaman zaman saldırılara uğruyordu...






