Güvende değiliz!
Hatırlar mısınız, İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Meclis Genel Kurulu’nun 12 Aralık 2025 tarihindeki birleşiminde KKTC’nin “güvenli” bir ülke olduğunu söylemişti.
Hatta polisten almış olduğu verileri de paylaşmıştı.
***
Farklı farklı tarihlerde, farklı hükümet vekilleri de buna benzer açıklamalar yaparak, KKTC’yi “güvenli” olarak, lanse etme gayreti içine girmişlerdi.
***
Birçok alanda olduğu gibi, güvenlik anlamında da söylemlerle, gördüklerimiz birbiriyle uyuşmuyor buralarda.
Yani Dursun Oğuz’un dediği gibi güvenli bir ortamda yaşamıyoruz.
Hatta hiç güvende değiliz!
***
Küçük ülkelerde güvenliği sağlamak da, bozmak da çok kolaydır... Doğru adımlar atılırsa, orası güvenli, insanları huzurlu olur.
Ancak 9.251 km ² yüzölçümüne sahip, Akdeniz’in bu küçük adasının, 3.355 km² yüzölçümüyle kuzey tarafında hiç de güvende değiliz.
Daha dün elini kolunu sallayarak bu ülkeye giriş yapan bir tetikçi, Lefkoşa’da gündüz vakti bir oto galeriye girerek, iki kişiyi taşıdığı tabancayla vurup, yaralayabiliyor.
Yaraladıktan sonra da geldiği gibi, elini kolunu sallaya sallaya, silahıyla kayıplara karışıp, yurttaşların arasında da gezebiliyor.
***
Kurşunlama saldırısı sonrasında açıklamalarda bulunan oto galerinin sahibi, daha önceden birçok kez tehdit aldıklarını, bu tehditleri güvenlik birimlerine ilettiklerini açıkladı.
Önleyebildik mi?
Önüne geçebildik mi?
***
Bu yaşanan kurşunlama olayı, toplumda derin bir endişe ve huzursuzluk yaratırken, hükümet edenlerden de, saatlerce çıt çıkmıyor. Tek satır açıklama gelmiyor.
Çünkü onlar buraların hâlâ güvenli bir yer olduğunu düşünüyor.
***
Daha önce eyleme geçemeden polisimiz tarafından yakalanan tetikçilerin sayısı da azımsanamayacak kadardır.
Peki ne yapılmalı?
Giriş-çıkışlar etkin bir şekilde denetlenmeli, içeride denetimler sıkılaştırılmalı, silahlanmaya karşı etkili bir mücadele başlatılmalı, en önemlisi de bu ülke yönetilmeli...
Çünkü kontrolsüzlük bu yaşanılan olayların ve toplumsal kaosun başlıca nedenidir...







