1. YAZARLAR

  2. Tayfun Çağra

  3. Yokediciler…
Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Yokediciler…

A+A-

Bir dizide izlemiştim;

“Dilimize dikkat edelim” diyordu eleştiri yapanın karşısındaki mafya lideri…

Eleştiri yapan da “şimdiye kadar bütün b…kları ye, ondan sonra da dilimize dikkat edelim de” diye yanıt veriyordu.

Bu sahneyi izleyince bizimkiler aklıma geldi.

Muhalefet eleştiri yapıyor kürsüde, eleştirilerdeki gerçekler biraz sert geliyor iktidar mensuplarına ve “dilimize dikkat edelim” diyorlar.

Muhalefet vekili dizideki aynı şeyi söylemiyor ama söylenmemesi için de bir engel yok diye düşünüyorum artık bu aşamadan sonra… Hatta daha öncesinden.

***

Emri veren yerden kim, ne, neyi isterse veriyorlar veya vermek için büyük gayret sarfediyorlar.

En son Telekomünikasyon Dairesi de verildi diyebiliriz.

Fiber optik alt yapının güçlendirilmesi gerektiğini herkes kabul ediyordu ama ne ihaleye çıkıldı, ne paydaşlara, ilgililere soruldu, ne de danışıldı. Türk Telekom’a verilmesi için Uluslarararası bir anlaşma imzalamışlar ve Meclis’ten geçmesi gerekirken bu anlaşmanın içinde neler olduğu tam olmasa da ancak görülebiliyor.

25 yıllığına ne saklımız ne gizlimiz kalacak, veriler Türk Telekom’a verilecek. Telefon Dairesi veya KKTC Devleti bu 25 yılda Türk Telekom’un işlerine karışamayacak.

***

Ne diyelim biz buna?

Bunu yapan insanlara ne diyelim?

Nedirler, ne yaparlar, kimin işini yaparlar, kim için çalışırlar, maaşı nereden çekerler, sadece maaşla mı kalırlar!?…

Bu sisteme ne diyelim peki?

Devlet mi, aşiret mi, kabile mi?

Neyle idare edilir? Cumhuriyet mi, krallık mı, diktatörlük mü, işgal rejimi mi?

Bu insanlar kimin, nerenin insanları?

Kendilerini nasıl tanımlarlar, vekil mi, memur mu, köle mi, rejimin adamları mı?

Şimdiye kadar yaptıklarının ne anlama geldiğini biliyorlar mı, yaptıklarının sonuçları kendileri için bir şey ifade ediyor mu, önemli mi önemsiz mi, görevlerini yaptıkları için mutlu mudurlar, önlerine gelecek başka görevleri mi bekliyorlar, yeni görevi aldıkları zaman bilgileri imha mı edecekler? Kendilerini Kıbrıslı Türkleri yok etmek için kullanılan ajanlar olarak görüp bununla gurur mu duyuyorlar. Bilinçleri yerinde mi? Akıl sağlıkları tamam mı?

***

“Umursuzca, sorumsuzca, günlük bireysel kaygılarla, toplumun yokolması pahasına emirleri uygulamanın ötesine gidemeyenlerle samimiyet kurmanın ne kadar doğru olabileceğini artık oturup düşünmek gerekiyor….

‘Aynı fikirde olmasak da, görüşür, konuşur, aynı sofrayı paylaşırız’ sözcükleri ifade etmeye çalıştığım insan modeline uygulanabilecek bir yaklaşım değil çünkü karşınızdaki insan fikir üretmiyor. Bir görüşü yok, çözüm üretme derdi yok. Sadece emir alıp toplum zararına da olsa uygulama derdinde olan bir kişi ile sofra paylaşmak ancak onun yaptığı şeyin doğru olduğu sanısına kapılmasına neden olacaktır.”

Diye yazmışım 2023’ün Eylül’ünde… Değişen bir şey yok. Öncesinde de, sonrasında da bu insanlar aynı şeyleri yapmaya devam ediyorlar.

Umursuzluk, sorumsuzluk, vicdansızlık, yazmayı çok düşündüğüm ama yine de yazamadığım ‘benzetilen şey’ tarzında davranmaya ve yaşamaya devam ediyorlar.

***

“Selam bile verilmez artık bunlara” demiş Doğuş Derya.

Bence geç bile kaldınız. Dilinize dikkat etmeseniz bile olur hatta…

Tükürüğünüzü yutmaya da gerek yok.

‘Yarabbi şükür’ demeye öyle alışıklar ki!

Bu yazı toplam 198 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar