Geceye de gerek kalmadı!..
Oto galeriler taranmaya devam ediyor.
Kapılarda hiçbir önlem yok.
İsteyen istediği gibi giriyor, isteyen de istediği gibi çıkıyor.
Hiç kimsenin can güvenliği kalmadı.
Daha önce gece karanlığı bekleniyordu, birkaç tane sıkıp gidiyorlardı ama şimdilerde gece de beklenmiyor artık… Gündüz saatlerinde, korkmadan, çekinmeden… Sıkıyorlar, insan yaralıyorlar… Ölüp ölmeyeceği düşüncesi olmadan… Öylece, cahilce. Umurları değil, çünkü bunun için ceplerinde birkaç kuruş konmuştur o çocukların…
Eve götürecektir o iki kuruşu… Birkaç delik kapayacaktır belki… Bunları o tetiği çeken/çekenlerin masum olduğunu söylemek için yazmıyorum tabii ki... Ama dedim ya! Cahillik. Adam öldürmenin ne olduğunu bile tahayyül edemiyordur o kafadaki biri… Cebi para görecektir, belki o camiaya daha güçlü girebilmek için önemli bir adım olacaktır bu tetikçilik.
Bunlar tamam ama ya buralara kadar taşınan bu düzen! Bunu sorgulayacak, önlemini alacak olan birileri yok mu!
Ha bizim kafadarlar mı? Onlar mı bunu yapması gerekenler? Sanırım bizim Hükümetimiz, tetikçilerle ilgili bir önlem alınıp alınmamasıyla ilgili de Ankara’dan yetki almaya, onay almaya çalışıyormuşlar gibi bir durum var çünkü bu silahlı eylemlerle ilgili hükümetin “şöyle böyle yapacağız” gibi bir açıklamasını ben duymadım.
Sanki de onlar başka bir memlekette yaşıyorlarmış da bu olanlar onların sorunu değilmiş gibi davranıyorlar. Birilerinin onların o bağlı ellerini tutup oynatması gerekiyormuş gibi!
Düşünüyordun ha!..
Ceza ve Bilişim Suçları’nda yapılması planlanan değişikliklerle ilgili hazırlanan yasa tasarılarının yasalaşması halinde artık yazacağınız bir kelimeyi karşınızdaki kişinin nasıl anlayıp yorumlayacağı endişesinden dolayı bir hafta düşünmeniz gerekecek.
Böyle olunca da “yazmayım daha iyi” diyerek yazmaktan vazgeçme olasılığı yüksek. Zaten bu tasarılarla istenen de bu olduğu için düşünenler ve hazırlayanlar da memnun olacaklardır. Demiyorlar mıydı? “Türkiye’de ne varsa burada da aynısı olacak” diye...
Söyleneni, vaat ettiklerini yapıyorlar işte… Bunları yapmak için de burada güçlü bir kadro! kuruldu. Ulu Türk Dünyası hayallerini kuran, “Ben zenginleşeyim de başka şeylerden bana ne” diyen, bu düşüncelerin tamamını kendinde harmanlayan bir üçlü. Oradakileri buralara taşımaları için kurulan bir üçlü kadro.
İşte bu tasarı da oradakilerden bir demet; Bir kişinin söylediği, diğer kişinin yazdığı, başka bir kişinin düşündüğü ama daha söylemeye, yazmaya bile fırsatı olmadan kendini içeride bulduğu! “Söyleyecektin ha!” suçlamasıyla… Aynısı işte. Burada da olması için hazırlanan tasarılar da böyle.
Sahip!
Trump dünyayı şirketi gibi yönetmeye çalışırken çok rahat. Başka bir ülkenin devlet başkanını evinden alıp kaçırırken ve narkoterör gerekçesiyle kaçırdığı algısı yaratarak aynı gün ABD’de yargılamaya başlarken alçak sesle dillendirilen bazı tepkilerin dışında ‘kınama’ açıklamaları geliyor Dünyadan, Avrupa’dan…
Hukuktu, etikti, uluslararası anlaşmalardı, hiç umurunda değil. ABD’yi zaten şirketi gibi yönetiyordu Trump, şimdi de dünyayı şirketini büyütmek için göz koyduğu ham madde alanları olarak görüyor. Kendini de dünyanın sahibi sanıyor.
O alanları da şirketine katacak, adamlarını o alanlara gönderecek, o hammaddeleri, yeraltı/yer üstü zenginliklerini çıkaracak, işleyecek, adamları para kazanırken kendi de kazanacak, sonra da bunları ‘dünya için yapıyorum’ diyerek algı yapmaya çalışacak.
Trump sadece Venezuela’yla kalmayacak gibi görünüyor… Kolombiya da, Küba da, Grönland da ilgi alanı içinde… Ortadoğu zaten hep ilgi alanı içindeydi. Trump, dünya için bir tehlike. Bir deli, dünyanın en güçlü ülkesinin başında iken, insanın korku içinde yaşamamasının imkânı yok.







