2025 yılı enflasyonu yüzde 40’a dayandı. Pahalılık önlenemiyor
KKTC’de ,Aralık ayı enflasyonu yüzde 3,39 olarak açıklandı 2025 yılı toplam enflasyon oranı (Hayat Pahalılığı) ise yüzde 39.45 olarak gerçekleşti. Enflasyon, yaklaşık 5 yıldır aralıksız her ay artıyor.Geçen yıldan az olsa da, yine yüksek enflasyon oranı ile karşı karşıyayız.
Yıllık gıda enflasyonu da yüzde 28 olarak gerçekleşti. Sağlık ana grubundaki ürünlerin yıllık ortalama fiyat artışı yüzde 47,55'e, eğitimde ise yıllık enflasyon yüzde 56.09'a yükselmiş durumdadır. Eğitim ve sağlık grupları enflasyonu, genel enflasyon oranının çok üstündedir.
Özellikle, Halkın temel ihtiyaçları olan gıda, sağlık, eğitim, akaryakıt, elektrik ve gaz alanlarındaki pahalılık, vatandaşların bütçesini sarsmaktadır.
2025 yılının, son 6 aylık toplam hayat pahalılığı olan yüzde 21.66 oranının, yasa gereği olarak kamu çalışanları ve emeklileri ile sosyal sigorta emeklilerinin maaşlarına ocak ayı sonunda yansıtılması gerekmektedir.
Bu bağlamda, asgari ücrete de yüzde 21,66 oranında zam yapılması, on binlerce asgari ücretlinin beklentisidir.Zira, kamu çalışanları ve emeklilere bu artış yapılırken, asgari ücretlilere yapılmaması, hem çalışma hayatında huzursuzluk yaratacak, hemde toplumsal eşitsizliğe neden olacaktır.
Piyasamızdaki ürünlerin çoğunluğu dövizle ithal edilmektedir Bu.bağlamda, gümrük ve ithalat vergileri, o günkü döviz kurları ile hesaplandığı için, malların ülkeye giriş maliyetini ve dolayısıyle pahalılığı artırmaktadır.
Petrol fiyatları yükseldiği zaman ve TL değer kaybettiğinde, akaryakıt, elektrik ve gaz ürünlerine zam gelmekte, bu ürünlerin bizim enflasyon endeksindeki ağırlığı yüksek olduğu için de, bu durum piyasamıza zam olarak yansımaktadır.
2025’ de döviz kurlarında ve petrol fiyatlarında büyük yükselişler olmadığı için, yıllık toplam enflasyon, son 4 seneye göre daha düşük gerçekleşmiştir.
Türkiye’de ise, aralık ayı enflasyonu yüzde 0, 89, yıllık enflasyon oranı ise, yüzde 30,.89 olarak gerçekleşti. Yani,bizdeki yıllık enflasyon oranı, Türkiye’den yaklaşık yüzde 9 (dokuz puan) daha yüksek düzeydedir. Bu da, bizim ülkenin Türkiye’ den daha pahalı olduğununun önemli bir göstergesidir.
Bizim Hükümet, 2 ülke enflasyon oranlarındaki bu farkı ve kayıpları, Protokol görüşmelerinde Türkiye yetkililerine aktarmalı ve ek kaynak talep etmelidir.
4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcamalarını kapsayan açlık sınırı da, her ay yükselmektedir. Gıda harcamalarına bile yetmeyen asgari ücretle, dar gelirliler, diğer harcamalarını karşılamak için durmadan borçlanmaktadır.
Öte yandan, Devlet gelirlerinin son dönemlerde, enflasyona rağmen yeteri kadar artmadığını, giderlerin ise oldukça arttığını görmekteyiz. Son 2 yıldaki rekor bütçe açıkları da bunun en somut göstergesidir. 2025 yılı bütçe açığı, yaklaşık 18 milyar TL öngörülmüştü.Bakalım yıllık gerçekleşmeler açıklandığında açık ne olacak? Bu yılki bütçe açığı da yaklaşık 25 milyar TL ile rekor bir düzeydedir.
Yüksek enflasyon, kamu çalışanlarına ve emeklilere yapılan hayat pahalılığı ödeneğini artırmakta ve böylece bütçe açıklarını da büyütmektedir.
Rekor bütçe açıklarının başlıca nedenleri arasında, Hükümet’in kayıt dışı ekonomi ile mücadele etmemesi, pahalılık nedeni ile ekonominin güneye kayması, Rumların da pahalılıktan dolayı Kuzey’ deki harcamalarını düşürmesi ve enflasyonla mücadele edilmemesini söyleyebiliriz.
Bu bütçe açığı ile,sağlıkta, eğitimde, kara yollarında ve diğer alt yapı alanlarında gerekli yatırımların yapılması ayrıca, esnaf, küçük işletmeler ve üreticilere de yeterli destekler verilmesi mümkün görülmemektedir.
Akaryakıta, gaza ve elektriğe yapılan zamlar, birçok sektörün girdi maddesi olduğu için, ülkede genel olarak pahalılığı ve enflasyonu artırmakta, halkın satın alma gücünü düşürmektedir.
Enflasyon düşmeyip, piyasa ucuzlamadığı sürece ve zamların devamı halinde, yeni asgari ücret de, çalışanları çok fazla rahatlatmayacaktır. Asgari ücretin yükseltilmesi kadar, halkın alım gücünün artırılması da önemlidir.
Mal ve hizmetlere yapılan okkalı ve sürekli zamlar, pahalılığı tetiklerken, Hükümetin, halkın esas gündemi olan enflasyonla mücadeleye odaklanmamasından ve gerekli tedbirleri almamasından dolayı, piyasa ucuzlamamaktadır. Bu konuda, Türkiye’ deki enflasyonla mücadele tedbirleri mutlaka izlenmeli ve dersler çıkarılmalıdır.
Netice itibarıyla, ülkemizdeki pahalılığın azalması, satın alma gücünün artması, borçların azalması için, Maliye Bakanlığı, fırsatçılık ve vurgunculuk yapıp, fiyatları suni olarak artıranları tespit edip, ceza kesmelidir.Böylesine yüksek enflasyon oranı ve pahalılıkla, halkımızın satın alma gücü yükselemez.







