Allem gallem Dünya!
Şimdi, kim kalkacak ve Rusya’ya, “Ukrayna’dan çekil” falan diyecek, diyebilecek?
Rusya, Amerika’nın Venezuela’da yaptığını yapmadı ki!
Gidip de Ukrayna liderini alıp Moskova’ya yargılamaya götüremezler miydi?
-*-*-
Ya da hangi uluslararası örgüt veya AB, BM ya da ABD; Çin’e, “Tayvan’ı sıkıştırma” diyebilecek?
Çin, kesinlikle Amerika’nın Venezuela’da yaptığını yapmış değil (henüz)!
-*-*-
Peki, İsrail’e, “Filistin’deki soykırımı durdur” diyenlere İsrail’den nasıl bir cevap verilecek?
“Babam yaptı, ben de yaparım canım! Sıkıysa haydi karışın!”
-*-*-
Yakına gelelim; Türkiye’ye biri veya birileri, “Suriye’den çık, Irak topraklarına sakın ayak basma” diye sorabilecek mi?
-*-*-
Veya içimize bir bakalım; bundan böyle Türkiye’ye, kim ya da kimler, “Kıbrıs’tan çekil” mesajı gönderebilecek?
-*-*-
Niye çekilsin ki?
Hatta al sana yeni bir il: Yavruvatan 82!
Adının Kıbrıs olmasına bile gerek yok!
Kuzey Muzey hiç önemli değil!
Kes KKTC’yi, bağladık ulan!
Referandum meferandum da gerekmez!
82 Yavruvatan!
Büyükelçilik Külliye’ye taşınır; geçmişte Büyükelçi olarak atanan kişiye resmi olarak “Vali” denir; haaa dilerse Tufan Erhürman’a da “Yavruvatan Büykşehir Belediye Başkanı” unvanı verilebilir yani!
-*-*-
Kim, neden, nasıl bir şey diyebilecek?
-*-*-
Venezuela’nın, BM sözleşmeleri, konvansiyonları, şusu, busu hilafına işgal edilmesi, bundan böyle, her hangi bir ülkeyi işgal etmek – ya da hükümetlerini değiştirmeyi isteyecek diğer ülkelere müthiş bir “ferahlık” sağlayacaktır!
Hatta “yasallaştıracaktır”...
-*-*-
Bu arada belirtelim, konu BM Güvenlik Konseyi gündemine gelecek...
İngiltere, ile Fransa büyük olasılıkla ya “çekimser” kalacak ya da Amerika’dan yana duracak!
Veto hakkı bulunan beş ülkeden üçü bunlar!
Rusya ve Çin’in her türlü çabası, BM Güvenlik Konseyi’nin felç halini asla iyileştiremeyecek!
-*-*-
Neyse!
Maduro şöyleydi, böyleydi, kötüydü, kakaydı, silah kaçakçısıydı, uyuşturucu baronuydu falan ve de filanı geçiniz; ABD’nin ve Başkanı Trump’ın yaptığı, gerçekten Dünya’yı allak bullak etmiştir!
-*-*-
Trump, hukukun üstünlüğüne, Amerikan yasalarına ve Anayasası’na, uluslararası sözleşmelere aykırı davranmıştır...
Konuyla ilgili olarak görüşlerini dinlediğim, okuduğum herkes bundan emin!
-*-*-
Maduro’nun nasıl bir lider olduğu, Amerika’yı ilgilendirmez!
-*-*-
Bundan önce, ABD Başkanı’nın, kendi ülkesini savaşa sokma hakkı bulunmuyor!
Yani Maduro, kendi elleriyle Amerikan gençliğine kokain veya eroin satarken görülse bile, bu durum Amerika’ya, “artık Venezuela’yı biz yöneteceğiz” diye bir hak vermez.
-*-*-
Eğer Amerikan Kongresi, “savaş kararı” almazsa, Amerika içten karışacak!
Haaa, Kongre, “savaşı durdur” kararı alabilir...
Ama almazsa ne olur?
Amerika içten içe karışabilir...
-*-*-
Örneğin, New York’un ilk Müslüman Belediye Başkanı Mamdani, bu konuda öncülük edebilecekler arasında...
-*-*-
Bu olasılık yani Amerika’nın içte karışması olasılığı çok yüksek olmayabilir ama savaşın asıl sebeplerinden biri veya Trump’un Venezuela petrolünü çalma hareketinin gerçek sebebi, aslında Amerika’nın içteki bitişidir...
-*-*-
Ancak, apaçık olan bir gerçek daha vardır; Amerika’nın ya da Trump’ın Venezuela’ya saldırması ve Başkan Maduro ile karısını kaçırıp New York’a getirmesi, Dünya’yı kesinlikle büyük bir savaşın eşiğine getirebilir!
-*-*-
Çin ve Rusya, her ne kadar kendi kıçları kirli olsa da, “Maduro’yu evine geri gönder” demektedir!
Korku ve endişe ile izliyoruz...
Acı itiraf!
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı - UBP Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, Kıbrıs sorununda Rum tarafının geçmiş 20 yılda hem AB’yi hem de BM’yi “ustalıkla kandırdığını” ifade etti ve AB dönem başkanlığının Rum tarafına sağladığı avantajlara dikkat çekti…
-*-*-
Keşke asgari ücretle ilgili bir açıklama yapsaydı ya da yapma hakkı veya şansı olsaydı!
-*-*-
Son günlerde, herhalde “ustalarının verdiği talimat gereği” olsa gerek, “adını soyadını yazabilen her UBP’li”, Kıbrıs meselesi ile ilgili bir açıklama yapıyor…
-*-*-
Büyük bir olasılıkla, “ustalar”, bizimkilere, “meydanı çözüm yanlılarına bırakmayın, ne bulursanız açıklama yapın, paylaşın” demiştir…
-*-*-
Başbakan Ünal Üstel ve Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, “ota moka” açıklama yapma şampiyonluğu için adeta yarışırken, arada devreye ötekiler de giriyor!
-*-*-
Haliyle ortaya eğreti, komik – ama en kötüsü ciddi anlamda gereksiz ve saçma açıklamalar da çıkıyor!
-*-*-
Mesela Kıbrıslı Rumların evlerine geri dönme hakkı!
Bunu biri savunduğu anda bizimkiler, sanki dedelerinin malına, RMMO Komutanı göz koymuş gibi açıklama yapıyor!
-*-*-
Elbette Kıbrıs meselesini Ersin Tatar seviyesinden daha aşağıda bilen ya da yalanlardan – propagandadan öğrenmiş “nüfus” da hemen üzerine atılıveriyor!
-*-*-
Bakın Başpiskopos ne demiş!
Hele hele RMMO Komutanı falan şunu söylemiş!
Asla bunlarla birlikte yaşayamayız!
-*-*-
İyi tamam da açıklamalarınız gerçekten saçma!
-*-*-
Ve en son Sayın Hasipoğlu’nun açıklaması çok da acı bir itiraf!
-*-*-
En başta da hatırlattığımız gibi Hasipoğlu diyor ki; “Rumlar, hem AB’yi hem de BM’yi ustalıkla kandırdı!
-*-*-
Kandırabilmek bir diplomatik başarıdır!
Kandıramamak ise mutlak başarısızlık!
-*-*-
Siz neden AB ve BM’yi “topraklar bize aittir” diye kandıramadınız sevgili Oğuzhan Hasipoğlu?
-*-*-
Sayın Hasipoğlu’nun açıklaması mutlak başarısızlığın acı itirafından başka bir şey değildir!

Hayatta en sevdiğim coğrafya; Petra tou Limnitis… (Fotoğraf)…
-*-*-
Ve hayatta en sevdiğim sözlerden biri:
-*-*-
Hayat, çatlak bardaktaki suya benzer...
İçsen de tükenir içmesen de...
Demir nemden, insan gamdan çürür demiş eskiler...
Bu yüzden hayattan tat almaya bak; çünkü yaşasan da bitecek, yaşamasan da!







