1. YAZARLAR

  2. Ödül Muhtaroğlu

  3. Açlık sınırı ve yoksulluk sınırı yükselirken, dar gelirliler perişan...
Ödül Muhtaroğlu

Ödül Muhtaroğlu

Açlık sınırı ve yoksulluk sınırı yükselirken, dar gelirliler perişan...

A+A-

KTAMS, 4 kişilik bir ailenin Şubat  ayı yoksulluk sınırının 206 bin 656 TL olarak hesaplandığını açıkladı. Demek ki, 206 bin TL’nin altında geliri olan aileler yoksul olarak görülmektedir. Bu bağlamda, ülkedeki fakirleşme hızla artmaktadır.

Son 4 yıldır, yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle ailelerin yalnızca sağlıklı beslenme için yaptıkları harcamaların değil, anayasal hak olan ücretsiz sağlık ve eğitim hizmetlerinden yeterince yararlanılamaması nedeniyle özel sektörden alınan bu hizmetlere yapılan harcamalar da artmış, eğitim ve sağlık giderleri sürekli yükselmiştir.

Yoksulluk sınırı içinde bulunan, konut kiraları, akaryakıt, elektrik, haberleşme ve giyim maliyetlerindeki artışlar, insanca ve çağdaş bir yaşam için gerekli kültür, dinlenme ve eğlence harcamaları da dikkate alındığında Şubat ayı için hesaplanan 206 bin 656 TL’lik yoksulluk sınırı, ülkemizdeki geçim zorluklarını açık ve net olarak göstermektedir.

Öte yandan, 4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcamalarını kapsayan açlık sınırı da, durmadan yükseliyor. KTAMS, açlık sınırının da  38 bin 314 TL olarak hesaplandığını açıkladı. Üstelik de bu rakam, özellikle son yapılan okkalı akaryakıt zamlarından önce belirlenen tutardır.

Tüketici Fiyatları Genel Endeksi’ne göre, şubat ayında en yüksek artış yüzde 6 ile “Gıda ve Alkolsüz İçecekler” ana grubunda yaşandı. Dar gelirliler büyük ölçüde mutfak masraflarını karşılamak için çalışmakta olup, gıda fiyatları ise günden güne artmaktadır.

Pahalılıktan dolayı, maaş, emekli maaşları, ve asgari ücrete yapılan artışlar kısa sürede erimekte, dar gelirliler ay sonuna getirememekte,  kredi kartı borçları çoğalmaktadır. Sosyal yardım ve engelli maaşları ise, sadece gıda harcamalarına bile yetmemektedir.

Yükselen fiyatlar, ülkemizi  pahalılık cehennemine çevirirken, Hükümet, halkın esas gündemi olan pahalılık ve geçim derdine odaklanmamaktadır. Pahalılıktan dolayı, tüketim güneye kaymakta, devlet ve işletmelerimiz gelir kaybına uğramaktadır.

2025 yılında, güneyden kuzeye toplam geçişlerde yaklaşık %15 civarında bir düşüş oldu. Bu durum, özellikle Rum nüfusunun kuzeye olan geçişlerinde güçlü bir gerileme gösteriyor.

2025 yılında, kuzeyden güneye yapılan geçişlerinde ise yaklaşık yüzde 10 artış olması da, pek çok üründe güneyin bizden daha ucuz olduğunu ve alışverişlerin arttığını göstermektedir.

Mart ayı içinde, akaryakıta yapılan toplamda  11 TL‘lik okkalı zam, enflasyon endeksinde  büyük oranda tüm aya etki edecektir. Ayrıca, akaryakıtın endeks içerisindeki ağırlığının dışında, özellikle taşımacılık, tarım, sanayi ve diğer sektörler ile elektrikte yapılacak zamları da tetikleyecektir.

Akaryakıt fiyatlarına yapılan zamlar, birçok sektörün  girdi maddesi olduğu için, önümüzdeki günlerde yeni bir zam furyasına yol açacaktır. Piyasadaki zamların zincirleme etkisiyle  gıda ürünleri daha da pahalanacaktır. Dünyada da, gıda fiyatları artma eğilimindedir.

Son yaşanan akaryakıt zamlarının ve olası elektrik zammının da yaratacağı tüm mal ve hizmetlerdeki zincirleme fiyat artışları, geçen senenin ilk 6 aylık enflasyonunun geçilmesine, hayat pahalılığı ödeneğini artırarak, bütçe açıklarının daha da artmasına neden olabilecektir. 25  milyardan fazla rekor bütçe açığına sahip ülkemizde, enflasyonla mücadele ise yıllardır yapılmamaktadır.

Hayat pahalılığından dolayı, Asgari ücret de artacağı için, personel maliyetleri de yükselecek ve piyasadaki pahalılık da katmerlenecektir. Temennim, Savaşın erken zamanda bitip de petrol fiyatlarının inmesi ve döviz kurlarının dengeli  bir seyir izlemesidir.

Maaş, emekli maaşları ve asgari ücrete yapılan artışlar, pahalılık nedeniyle kısa sürede erimekte, çalışanların satın alma gücü düşmekte, borçları artmakta ve  günden güne fakirleşmektedirler.

Net 52 bin TL civarında olan asgari ücretin büyük bir bölümü gıda harcamalarına gitmektedir. Diğer harcamalara para kalmamaktadır. Pahalılığın boyutu burada net olarak görülmektedir. Hükümet ‘in piyasa denetimlerinde yetersiz kalması da, pahalılığı tetiklemektedir.

Piyasa ucuzlamadığı sürece, halkın satın alma gücü artmayacak, dar gelirliler de rahatlamayacaktır. Hükümet ise, pahalılığı durdurmak için, hiç bir çaba göstermemektedir. Göstermelik tasarruf tedbirleri, çare değildir.

Bu yazı toplam 434 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar