1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Kuzeyden güneye, bu adada barışı ve güvenliği tesis edecek olan, kadınların kuracağı köprüler, geliştireceği diyalog ve ortak gelecek vizyonudur…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518

“Kuzeyden güneye, bu adada barışı ve güvenliği tesis edecek olan, kadınların kuracağı köprüler, geliştireceği diyalog ve ortak gelecek vizyonudur…”

A+A-

PEO Kadın Bürosu ile POGO’nun Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle Larnaka’da düzenlediği etkinlikte WFTU üyesi Kıbrıslıtürk sendikaların kadın büroları adına konuşan BES Kadın Bürosu Sorumlusu Fatoş Anter barış mesajı verdi.  15 Mart 2026 Pazar günü Larnaka’da geniş bir katılımla Raddison Blue Oteli’nde yapılan etkinlikte ayrıca KTOEÖS temsilcisi şair Tuğçe Tekhanlı, bir şiiriyle yer aldı.  Etkinlikte PEO Kadın Bürosu Sekreteri Marina Stavrinu Kuku ile POGO Merkezi Örgütlenme Sekreteri Yeorgia Parmakis de birer konuşma yaptılar. Avgi Hacıbavlu ise sanat programını sundu… Etkinliğe önümüzdeki Mayıs ayında Kıbrıs’ın güneyinde yer alacak parlamento seçimlerinde AKEL’den milletvekili adayı olanlar da katıldılar. Etkinlikte gerek Fatoş Anter’in konuşması, gerekse Tuğçe Tekhanlı’nın şiiri, Rumca’ya simultane olarak çevrildi…

 

FATOŞ ANTER’DEN BARIŞ MESAJI…

Etkinliğe Dünya Sendikalar Federasyonu WFTU üyesi Kıbrıslıtürk sendikaların kadın büroları adına katılarak bir konuşma yapan BES Kadın Bürosu Sorumlusu Fatoş Anter, “Kuzeyden güneye, bu adada barışı ve güvenliği tesis edecek olan, kadınların kuracağı köprüler, geliştireceği diyalog ve ortak gelecek vizyonudur” dedi. Fatoş Anter, konuşmasında şöyle dedi:

"Değerli Örgüt Temsilcileri, Mücadele Arkadaşlarım ve dünya ekonomisinin görünmez omurgasını oluşturan dünyanın tüm emekçi kadınları;

Bugün burada, 8 Mart 2026’da, sadece bir geleneği sürdürmek için değil; bir direniş ateşini yeniden yakmak için toplandık. Bizler; 1857’de New York’taki dokuma işçilerinin ve 1911’de daha kısa çalışma saatleri, daha iyi ücret ve oy hakkı talep eden cesur kadınların omuzlarında yükseliyoruz.”

 

“KADIN HAKLARI, UYGULAMASI ZORUNLU İNSAN HAKLARIDIR…”

“Bugün sadece takvimdeki bir günü işaretlemek için değil; bir duruşu, bir direnişi ve en önemlisi muazzam bir başarı hikayesini kutlamak için bir aradayız. 8 Mart, sadece çiçeklerle hatırlanacak bir gün değil; hakları için yürüyen, 'ben de varım' diyen ve dünyayı güzelleştiren tüm kadınların ortak sesidir.

Bugün mesajımız nettir: Kadın hakları, lütfedilen bir hediye değil; uygulanması zorunlu olan insan haklarıdır. Ekonomik değişimlerin, dijital dönüşümün ve iklim krizinin yaşandığı bir dünyada, sendikal hareket toplumsal cinsiyet adaleti için en güçlü araç olmaya devam etmektedir. 2026 yılı vizyonuyla ilan ediyoruz ki; dünyanın zenginliğini üretenlerin güçlendirilmediği bir düzende adaletten söz edilemez.”

 

“KADINLARIN ZAMANI SİSTEMLİ ŞEKİLDE ÇALINIYOR…”

“Onlarca yıldır süren savunuculuk faaliyetlerine rağmen, istatistikler hala bir seferberlik çağrısı niteliğindedir. Küresel olarak kadınlar, erkeklerin sahip olduğu yasal hakların hala sadece %64’üne sahiptir. Dünyanın birçok köşesinde 'Cinsiyete Dayalı Ücret Farkı' sadece bir sayı değildir; kadınların zamanının ve yeteneğinin sistemli bir şekilde çalınmasıdır.

Kadınların kayıt dışı ekonomide yoğunlaştığını, sosyal korumadan yoksun bırakıldığını ve görmezden gelinen 'görünmeyen vardiya' yani ücretsiz bakım emeğinin orantısız yükünü taşıdığını görüyoruz. Buradan haykırıyoruz: Artık yeter. Kadınların sömürüsüne dayanan bir sistem, temelinden bozuk bir sistemdir.”

 

“EN BÜYÜK ENGEL, ŞİDDET VE TACİZ…”

“Fiziksel, psikolojik ve giderek artan dijital şiddet ile taciz; eşitliğin önündeki en büyük engellerdir. Her hükümetten ve her işverenden, şiddetten arındırılmış bir çalışma dünyası hakkını tanımasını talep ediyoruz. Biz sadece kağıt üzerindeki 'politikalar' için değil; fabrikadaki işçi, hastanedeki hemşire ve teknolojik şiddete maruz kalan uzaktan çalışan kadınlar için mücadele ediyoruz. Güvenli çalışma bir lüks değil, temel bir haktır."

Kıbrıslı kadınlar; ekonomik belirsizliklerin yükünü en ağır şekilde hissetmekte, iş yaşamında fırsat eşitliğine ulaşmakta zorlanmakta ve karar alma mekanizmalarında hala hak ettikleri temsil oranına ulaşamamaktadır. Özellikle son yıllarda artış gösteren kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddet vakaları, sadece kadınların değil, tüm toplumun kanayan yarasıdır. Sosyal devlet anlayışının gereği olan sığınma evlerinin eksikliği, etkin hukuki koruma mekanizmalarındaki aksaklıklar ve toplumsal cinsiyet odaklı bütçeleme eksikliği acilen çözüm bekleyen önceliklerimizdir.

Kıbrıs’ta yaşayan kadınlar olarak bizler; sadece cam tavanları kırmak için değil, aynı zamanda ekonomik güvencesizliğe, güvencesiz çalışma koşullarına ve giderek muhafazakarlaşan toplumsal baskılara karşı da dimdik durmak zorundayız. Eğitimden sağlığa, istihdamdan siyasete kadar her alanda "eşit hak, eşit söz ve eşit güç" talebimizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Hiçbir toplum, kadınlarını geride bırakarak medeniyet yolunda ilerleyemez. Bizim mücadelemiz; şiddetten arınmış, adaletin tecelli ettiği ve her kadının potansiyelini korkusuzca gerçekleştirebildiği bir Kıbrıs içindir.”

 

“KIBRISLI KADINLAR, BARIŞ VE DİYALOĞUN EN GÜÇLÜ SAVUNUCUSU OLDULAR…”

“Kıbrıslı kadınlar, bu adada barışın ve diyaloğun her zaman en güçlü savunucusu olmuştur. Ancak bugün başımızı kaldırıp coğrafyamıza baktığımızda, ne yazık ki insanlığın en büyük trajedisi olan savaşların gölgesinde kalmış bir dünya görüyoruz. Hemen yanı başımızda, Orta Doğu’da ve dünyanın farklı noktalarında devam eden çatışmalar; en çok kadınları, çocukları ve sivil halkı vurmaktadır. Savaşın yıkımını, göçün acısını ve belirsizliği çok iyi bilen bir toplumun evlatları olarak; bugün her zamankinden daha gür bir sesle "Savaşa Hayır" demek bizim hem insani hem de tarihsel borcumuzdur.

Dünyadaki bu çatışma iklimi, yerel sorunlarımızı da derinleştirmektedir. Savaşların yarattığı ekonomik krizler, mülteci dramları ve güvenlik kaygıları; kadınların temel haklarına erişimini kısıtlamakta, şiddeti körüklemekte ve toplumsal kazanımlarımızı tehdit etmektedir. Bizler, Kıbrıs’ta kendi haklarımız için mücadele ederken; aynı zamanda bombalar altında yaşam mücadelesi veren, göç yollarında kaybolan ve temel insan haklarından mahrum bırakılan tüm kız kardeşlerimizin de sesi olmak zorundayız.

Ülkemizde yaşanan ekonomik darboğaz, fırsat eşitsizliği ve kadına yönelik şiddetle mücadele ederken; barışın sadece silahların susması değil, adaletin ve eşitliğin her evde, her sokakta ve her iş yerinde tesis edilmesi olduğunu biliyoruz. Savaşın ve şiddetin diliyle değil; sevginin, üretimin ve ortak aklın diliyle kurulan bir gelecek, kadınların omuzlarında yükselecektir.”

 

“TEMEL TAŞ, KADINLAR OLMALI…”

“Hiçbir ideoloji veya sınır çatışması, bir insanın yaşam hakkından daha kutsal değildir. Biz kadınlar, bu adada ve tüm dünyada barışı savunmaya, yaşamı yüceltmeye ve şiddetin her türlüsüne karşı durmaya kararlıyız.

Bu bağlamda, adamızın her iki yanındaki kadınların ortak sesine kulak vermeliyiz. Kıbrıs’ın hem kuzeyinde hem de güneyinde barış için emek veren kadınlar olarak bizler, bölünmüşlüğün yarattığı zorlukları aşma kararlılığındayız. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Teknik Komitesi’nin ve iki toplumlu kadın koalisyonlarının da vurguladığı gibi; kadınların barış süreçlerine tam, eşit ve anlamlı katılımı, sadece bir hak değil, sürdürülebilir bir çözümün temel taşıdır. Kuzeyden güneye, bu adada barışı ve güvenliği tesis edecek olan; kadınların kuracağı köprüler, geliştireceği diyalog ve ortak gelecek vizyonudur.

Biz kadınlar; şiddetten arınmış, adaletin tecelli ettiği ve her bireyin potansiyelini korkusuzca gerçekleştirebildiği, yeniden birleşmiş ve huzurlu bir Kıbrıs için mücadelemize devam edeceğiz. Savaşın ve şiddetin diliyle değil; üretimin, barışın ve ortak aklın diliyle kurulan bir gelecek, kadınların omuzlarında yükselecektir..

Bu duygu ve düşüncelerle; hayatın her alanını güzelleştiren ve barıştan asla vazgeçmeyen tüm kadınlarımızı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ adına; eşit ve adil bir gelecek temennisiyle saygıyla selamlarım.”

 

TUĞÇE TEKHANLI’DAN ŞİİR…

KTOEÖS Kadın Bürosu Temsilcisi, şair Tuğçe Tekhanlı da “anneme ve anneanneme” diye adamış olduğu “Hünsa” adlı şiirini okudu. Şiir şöyle:

-göbek deliği-

 

kopabilirim dedim

ben, kopabilirim bu adacıktan

şimdi küpeyle süslediğim göbek deliğim

değildir ilk yaram

 

-kordon bağı-

 

savaş çıktığında

masada bıraktığın o son tabak makarnayla anne

gitmenin bir ucunu bana vermiştin

daha doğmadan ben -üç kilo beşyüz gram-

 

göçersem,

kollarımı kaldırıp V yapıyorum

bir çingene mağarasında flamenko

topuklarımla kazıyorum bana ait olanı

olmayanı, gömüyorum  tutkuyla

 

göçmezsem,

Venedik surlarına tırmanıyorum bakımsız

saçlarını saklamış Rapunzel, içine giremiyorum

Lefkoşa

 

göçersem,

kollarım kapalı dengede kalmak için ve keskin

dönüyorum etrafımda 

eteğimi sıyırıp köklerimi gösteriyorum

 

yön verirken düşmekte olana 

şarkılar çalıyorlar parmak uçlarıma

bükülen bileklerime

alkış

saçlarıma güller Sacromonte’de

göçersem

                      m

                                       m

 eksilmem

 

göçmezsem,

yürümeyi unutmak istiyor annemi doğuran

yürümeyi öğrendiği evi düşlüyorum

arasında üzüm bağlarının kirazkuşları

arıyor bizi

gökten düşen üç lacivert göz

bir asır önce

Baf’a

Tuğçe Tekhanlı (Τούγτσε Τέκχανλι)

yanyana-uste-s-16-bes-kadin-burosu-sorumlusu-dsf-uyesi-kibrisliturk-sendikalarin-kadin-burolari-adina-larnakada-konusma-yaparken.jpg

BES Kadın Bürosu sorumlusu Fatoş Anter, DSF üyesi Kıbrıslıtürk sendikaların kadın büroları adına Larnaka'da konuşma yaparken...

yanyana-uste-s-16-ktoeos-temsilcisi-sair-tugce-tekhanli-etkinlige-bir-siiriyle-katildi.jpg

KTOEÖS temsilcisi, şair Tuğçe Tekhanlı, etkinliğe bir şiiriyle katıldı...

sayfanin-ustune-s-17-peo-kadin-burosunun-pogoyla-ortak-etkinligi-larnakada-yapildi.jpg

PEO Kadın Bürosu'nun POGO'yla ortak etkinliği, Larnaka'da yapıldı...

Bu yazı toplam 329 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar