1. YAZARLAR

  2. Ünal Fındık

  3. Zor Bir Geçmişin Esiri Olmayın
Ünal Fındık

Ünal Fındık

Zor Bir Geçmişin Esiri Olmayın

A+A-

BM Genel Sekreteri Guterres’in kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar önceki gün Kıbrıslılara seslendi. Holguin mesajında Statüko, hızla değişen ve giderek daha çalkantılı hale gelen günümüz dünyasında artık istikrar ve güvenliğin garantisi değildir” dedi.

Holguin devamla “Bu kez Kıbrıslıların kalıcı bir çözüm için doğan bu tarihi fırsatı değerlendirmelerini içtenlikle umut ediyorum. Farklı bir Kıbrıs'a inanmanın zor olduğunu biliyorum. Ama vazgeçmeyin; zor bir geçmişin esiri olarak kalmayın” dedi.

Holguin’in bu samimi çağrılarına Kıbrıslılardan henüz bir yanıt gelmedi. Buna rağmen geçtiğimiz hafta Rum basınına “Yeni Kıbrıs Planı” diye sızdırılan sözde planın ardından iki tarafın statükocuları olası bir çözümü sabote etmek için hemen harekete geçti.

Holguin de bu çabaları gördükten sonra iki topluma da ortak bir çağrı yaparak “vazgeçmeyin, zor bir geçmişin esiri olarak kalmayın” dedi.

1963 olaylarından bu yana tam 63 yıl, 1974’deki harekattan bu yana tam 52 yıl geçti. 52 yıldır iki toplum birbirinden ayrı yaşamaktadır.

22 yıl önce açılan kapılar sayesinde toplumlar karşılıklı ziyaretler yapabiliyor, isteyenler güneyde, ya da kuzeyde çalışabiliyor ama hepsi bu. Eskiden olduğu gibi ortak bir ekonomik yaşam kurulamıyor. Karma köylerde ve şehirlerde komşuluk ilişkileri gerçekleştirilemiyor.

Buna rağmen az da olsa karşılıklı ilişki kurulması ve bunun sınırlı da olsa geliştirilmesi olumlu bir gelişmedir.

Kıbrıs’ta benim kaybedilen yıllar olarak kaydettiğim yarım aşırı aşkın sürede onlarca, hatta yüzlerce müzakere masası kuruldu. Hiçbirinden bir sonuç alınamadı.

Bunun temel nedeni iki toplumun da mevcut durumdan memnun olduğu değildir. Aksine bu durumdan memnun olmayanlar iki toplumda da çoğunluktur.

Ama iki toplum da mevcut duruma alıştı. Yeni dönemden korkuyor.

Bu korku Rum toplumu için daha çok geçerlidir. Çünkü hem tanınmış, hem de BM ve AB üyesi bir devlet sahibidirler. Dahası istikrarlı biçimde kalkınan ve gelişen bir ekonomileri olduğundan gelecek endişeleri neredeyse yoktur.

Bu durum Kıbrıslı Türkler için tam tersidir. Tanınmamış ve bırakın BM ve AB’ye üyeliği dünya ile doğrudan teması bile yoktur. Sadece gençlerin değil, tüm toplumun gelecek endişesi çok fazladır.

Buna rağmen mevcut durumun kendince rahatlığı içinde değişimden korkuyor.

İki toplum da bir çözümle neleri kazanacağını değil, neleri kaybedebileceğini düşünüyor.

Hem Kıbrıs Rum toplumunda, hem de Kıbrıs Türk toplumunda eskiden yaşanan çatışmalar ve savaşlardan korkan, bu nedenle de toplumların tamamen ayrılmasından yana olan kimseler de eksik değil.

Bu korkular ve endişeler insanların çözüme ve barışa mesafeli durmasını, statükoya sıkı sıkıya sarılmasını getiriyor.

Öyleyse yapmamız gereken iki toplumdan insanlara bıkmadan, usanmadan çözümle ve barışla neleri kazanacaklarını anlatmaktır.

Kıbrıs Türk halkı 2004 referandum sürecinde bu deneyimi yaşadı. Rumlar o günlerde AB üyeliğinin sarhoşluğu içinde çözüm için kıllarını bile kıpırdatmadılar.

Kıbrıslı Türkler ise AB sürecinin dışında kalacakları gailesiyle sokakları, meydanları doldurdular. Hedeflerinde çözüm ve AB üyeliği ile barış istemi vardı.

Kıbrıslı Türklerin bu büyük kalkışması dünyayı harekete geçirdi. Nisan 2004 referandumuna giden süreç Kıbrıslı Türklerin bu eylemliliği sayesinde gerçekleşti.

Sonucunda Rum tarafından gelen %76’lık hayır oyu ile büyük bir hayal kırıklığı yaşamış olsak da büyük bir deneyim biriktirdik.

Bunun yanında Kıbrıs’ın kuzeyinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Kıbrıs Türk siyasi yaşamında O güne kadar büyük oranda sağ siyaset hakimdi. O günden sonra bu yapı değişti.

O gün çözüm isteyen yığınlar bütün olumsuzluklara ve zaman zaman yine yaşanan hayal kırıklıklarına rağmen çözüm istemekten hiç vaz geçmedi.

Temmuz 2017’de, Crans Montana’da çöken çözüm müzakerelerinden bu yana tam 9 yıl geçti. Bizim çözüm istencimiz hiç eksilmedi. 

 

Toplum bunu Ekim 2025’te çözüm yanlısı Tufan Erhürman’ı %63 oy oranıyla cumhurbaşkanlığı makamına oturtarak gösterdi.

Şimdi yeni bir süreç başlayacak. Bu yeni süreç bizi çözüme de taşıyabilir, yeni bir hayal kırıklığına da götürebilir.

Bu bizim elimizdedir. Bizim derken Kıbrıs’ın iki toplumdan insanlarının elindedir.

İki toplumdan insanlar çözüm ve barış çabalarını artırır, toplumlarını bu yönde motive eder, dünyaya biz çözüme de barışa da hazırız ve bundan korkmuyoruz diye yüksek sesle haykırırsa çözüm mutlaka sağlanır.

Yeter ki biz bunu yüksek sesle talep edelim. Bunun için ortak mücadeleyi yükseltelim ve korkuyu yenelim.

Unutmayalım Holguin’in bu yöndeki çağrısı da iki toplumdan sıradan insanlaradır.

Bu yazı toplam 234 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar