Yeşil Ada’da Sessiz Bir Tanık
Eğirdir Gölü’nün sularına doğru yürürken, insanın adımlarını yavaşlatan tuhaf bir sessizlik karşılar onu. Gölün yüzeyi, sabah saatlerinde cam gibi durgundur; kıyıya vuran hafif dalgalar ise bir ahenk oluşturur ve kulağa fısıldar. İşte bu sessizliğin ortasında, Yeşil Ada’nın dar sokaklarından birinde yükselen Aya Stefanos Kilisesi, zamana direnmiş bir tanık gibi durur. Ne tam anlamıyla ayakta ne de tamamen yıkıktır; varlığıyla yokluğu arasında, tarihin tam ortasında, Araf’ta kalmıştır.
***
Kilise avlusuna adım attığınızda ilk dikkatinizi çeken şey, taşlar olur.
Kesme taş ve tuğladan oluşan duvarlar, yılların yorgunluğunu taşır.
Cephe sade, neredeyse gösterişten uzaktır. Ancak bu sadelik, yapının vakarını azaltmaz; aksine ona ağırbaşlı bir duruş kazandırır.
Kubbesi, artık eskisi kadar görkemli olmasa da, gökyüzüne doğru yükselir. Haç planlı mimarisi, buranın sıradan bir yapı değil, bir zamanlar hayatın merkezinde yer alan kutsal bir mekân olduğunu fısıldar.
***
İçeri girdiğinizde gözleriniz loşluğa alışmaya çalışır. Duvarlarda yer yer silinmiş fresk izleri göze çarpar.
Bir zamanlar renklerle, figürlerle dolu olan bu yüzeyler şimdi suskundur. Yine de dikkatle bakıldığında, solmuş bir yüz ifadesi ya da belirsiz bir halo çizgisi seçilebilir. Bu izler, burada edilen duaların, yakılan mumların ve edilen dileklerin sessiz hatıraları gibidir.
Apsis kısmında ve sütun başlıklarında dönemin sanatsal anlayışını yansıtan detaylar hâlâ ayaktadır; fakat her biri zamana biraz daha yenik düşmüş görünür.
***
Aya Stefanos Kilisesi yalnızca bir yapı değil, Eğirdir’in çok kültürlü geçmişinin de somut bir simgesidir.
19. yüzyılda Rum Ortodoks cemaatinin önemli bir ibadet merkezi olan bu kilise, o dönem Yeşil Ada’da yaşayan insanların gündelik hayatının ayrılmaz bir parçasıydı.
Temmuz ayının birinde Aziz Anargiri adına düzenlenen bayramlarda, yalnızca Hristiyanlar değil, Müslümanlar da buraya gelir; şifa dilekleriyle, panayır havasında geçen günlere tanıklık ederdi. Antalya’dan, İzmir’den gelen kalabalıkların sesi, göl kıyısında yankılanırdı. Ancak tarihin akışı, bu canlılığı da beraberinde götürdü.
1923’teki nüfus mübadelesiyle birlikte Rum cemaati Eğirdir’den ayrıldı.
Kilise, cemaatinden yoksun kaldı; dualar sustu, kapılar kapandı.
Uzun yıllar boyunca bakımsız kalan yapı, zamanla harabeye dönüştü.
İçindeki kutsal emanetler müzelere taşındı, bazı bölümleri tahrip edildi. Yine de tüm bu yıkıma rağmen, Aya Stefanos tamamen yok olmadı; ayakta kalmayı başardı.
***
Bugün kilisenin çevresinde dolaşırken insan, sadece bir yapıyı değil, bir dönemin ruhunu da hisseder.
Yeşil Ada’nın sakinleri için burası, geçmişle kurulan sessiz bir bağ gibidir. Ziyaretçiler fotoğraf çekerken, bazıları durup uzun uzun bakar...
Taşlar, göl, rüzgâr ve sessizlik…
***
Aya Stefanos Kilisesi, acil koruma ve restorasyon bekleyen bir miras olarak hâlâ ayaktadır. Ama belki de en çok ihtiyaç duyduğu şey, fark edilmek ve hatırlanmaktır. Çünkü burası yalnızca Rum Ortodoks cemaatinin değil, bu topraklarda birlikte yaşamış tüm kültürlerin ortak geçmişine aittir.
Yeşil Ada’dan ayrılırken, gölün üzerinde beliren gün batımıyla birlikte insanın aklında tek bir düşünce kalır: Zaman izlerini silmeye çalışsa da, yaşanmışlıklar bir yerde o zamanın sayfalarına kazınır...










