Taksimci Tahsin!
Tahsin Ertuğruloğlu, her ağzını açtığında, “Tufan Erhürman’ın politikası, Türkiye’nin politikası ile uyuşmuyor” diyor!
-*-*-
Çok garip!
-*-*-
Eşit ve egemen, ayrı ve de bağımsız bir devletinin olduğunu en çok ısrar edenlerimizin en başında gelen Tahsin Ertuğruloğlu, bunu söylerken, nasıl bir “ruh halindedir” çok merak ediyorum!
-*-*-
Ne demek istiyor?
-*-*-
“Önemli olan Kıbrıs Türk toplumunun iradesi değil, Türkiye’yi yöneten siyasi mafyanın ne düşündüğüdür” mü demek istiyor?
-*-*-
Tahsin Ertuğruloğlu o zaman bize mesaj mı veriyor?
“Burası Türkiye’nin bir alt yönetimidir” mi demek istiyor?
-*-*-
Yoksa, “mikmişim demokrasiyi, Kuzey Kıbrıs Türkiye’nin mülküdür”e mi inanıyor?
-*-*-
Tahsin, “Taksim”in gerçekleştiğini mi anlatıyor?
-*-*-
KKTC’de değil Tufan Erhürman, mesela “Kıbrıs’ta federal çözüm istemiyoruz, biz 1960’a geri dönmekten yanayız” diyen bir kişinin Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde, o kişinin “görevden alınıp kazığa oturtulması gerektiğine” mi inanıyor?
-*-*-
Düşünün, İngiliz bir siyasetçi; “Amerikan Başkanı Trump ile aynı şekilde düşünmeyen bir İngiliz Başbakan olamaz” gibi bir şey söylesin!
-*-*-
Veya şöyle hayal edin; “… Her Amerikan Başkanı, gerçek milliyetçi bir İsrail vatandaşı gibi düşünmeli”!
-*-*-
Yoksa Tahsin Ertuğruloğlu’nun “özel” görevleri mi var?
“Herkes, Türkiye’yi yöneten siyasi mafya gibi düşünmeli” propagandası yapma görevi!
-*-*-
Bu yüzden, bu memlekette, Tufan Erhürman ve CTP ile TDP ya da başka “federal çözüm yanlısı” siyasi parti – grup veya kişilere özel sorumluluk düşüyor!
-*-*-
Yıllardan beridir veya en azından yarım asırdır bize iki propagandayı nakış gibi işlediler:
1 – Rumlar bizi kesecek, Rumlar bizimle anlaşma istemez…
2 – Türkiyesiz çözüm olmaz…
-*-*-
Ve başarılı oldular!
-*-*-
Arada, “içimizi temizleyebiliriz”ciler çıktı veya çıkarıldı!
Bu konuda CTP bile kullanıldı!
“Çözüme gerek yok, içimizi temizleyebiliriz” dedirtildi!
-*-*-
Hala bunu söyleyen, bu ağır ama aslında çözümü engelleme hedefli “ezik” siyasete inananlar ve siyaset yapanlar var!
-*-*-
Oysa gerçek gün gibi ortadadır!
1 – Rumlarla birlikte yaşamak bal gibi mümkündür! Sadece Rumlarla değil, Dünya’nın herhangi bir milletinden, halkından, toplumundan insanlarla da birlikte yaşayabiliriz! Neden yaşamayalım ki? Önemli olan düzgün bir devletin, sadık ve dürüst vatandaşları olmak…
-*-*-
2 – Türkiyesiz çözüm olmaz…
Doğrudur, Türkiye’nin onaylamadığı bir çözümü hukuki açıdan yaşama geçirmek tabii ki mümkün olmayabilir ama Türkiye ile de çözüm olmayacağı nettir!
-*-*-
Çok doğaldır, Türkiye kendi çıkarını düşünmek zorundadır!
Bir diyeceğim yok!
-*-*-
Ama körü körüne, bile bile, dışişleri bakanlığını yaptığın ve bağımsız bir devlet olduğuna inandığın KKTC’nin seçilmiş cumhurbaşkanına, “sen Türkiye ile aynı düşünmüyorsun” demek; “işbirlikçilik” ötesi, doğrudan garip bir “ruh” halidir!
-*-*-
Ve ayrıca şu da unutulmamalı; bu tür baskılara, ağır propagandaya kanıp ya da bu tür baskılardan veya propagandadan korkup, “biatçı – itaatçı” olmak da en az bahse konu bakandan daha “zavallı” olmak halidir!
-*-*-
Bilmem anlatabildim mi?
Muhalefetimize saygılarımla…
Meclis içi, meclis dışı…
Partili, partisiz…
Örgütlü, örgütsüz…
Sendikalı, sendikasız…
Ben de dahil tabii ki!
Tüm muhalefetimize!
-*-*-
İşimiz kolay!
Çok da rahat!
-*-*-
Ünal, UBP, Erhan, YDP, Fikri DP!
Haaa bir de Juju!
Basalım geçelim!
-*-*-
Geçenlerde Alsancak açıklarında köpek balığı videosu paylaşıldı!
İlk aklıma gelen Juju oldu!
Acaba bu köpek balığını da O mu getirip denize bıraktı?
-*-*-
Çok özür dileyerek ve de tüm muhalif kardeşlerimin affına sığınarak bir soru sormak istiyorum; memlekette tek sorun hükümet edenler mi?
-*-*-
Bu memleket battıysa, bu memleket bittiyse, bitirildiyse, sömürülüyorsa, bütün bunları son dört buçuk yılda Ünal Üstel hükümeti mi yaptı?
-*-*-
Tamam, ortada açık bir başarısızlık var!
Tamam, ortada açık rezaletler de var!
Tamam, sahte diplomaydı, usulsüzlüklerdi, yolsuzluklardı, yolsuzluk dosyalarıydı, tamam tamam tamam!
-*-*-
Anladık, haklısınız – haklıyız da; affınıza sığınarak şunu eklemek istiyorum:
“Derdimiz, bu ülkedeki sistemdir. Bu ülkenin Ankara tarafından yönetiliyor olduğu gerçeğidir. Haliyle “çözmemiz gereken problem”; iyi işbirlikçiler – kötü işbirlikçiler veya “biz Türkiye ile daha iyi anlaşırız”cılar arasında bir seçim yapmak olmamalıdır!

Ve bir çınar daha devrildi… Değerli büyüğümüz – hocamız – kalem arkadaşımız Teoman Ersöz’ün hayat arkadaşı; üniversite yıllarımızdan kardeşimiz ve güzide okulumuz TMK’nın müdürü sevgili Candan Kortay’ın ve arkadaştan öte sevgi dolu kardeşimiz Ahmet Ersöz ile Nazan Ersöz’ün anneleri; hocamız, resim sanatçımız, değerli eğitimcimiz Solmaz Ersöz’ü de toprağa verdik… Yıllar önce Ahmet aracılığıyla bir tablosunu hediye etmişti… Bir gün o tablonun öyküsünü yazmak isterim… Hayatımdaki en değerli hediyelerden biriydi… O tablo bende değil… Yine de hep hayatımın en değerlisi olarak kalacak… Huzur içinde uyusun… Ailesine, sevenlerine başsağlığı dilerim…






