Aynı aklın ürünü
Çok üzücü iki gelişmeyle kapattık haftayı…
Biri, akademisyen ve sanatçı Senih Çavuşoğlu’nun Türkiye’den geri gönderilmesi…
Bir sanatçıya “terörist” muamelesi yapan bir ülkenin, bu koşullarda “demokrasi” ile yönetildiğini söylemek mümkün mü?
Dahası…
Bu zihniyetin Kıbrıslı Türklere değer verdiğini, saygı duyduğunu, iradesini önemsediğini düşünmek ne kadar inandırıcı?
Daha birkaç hafta önce, toplumun yüzde 60’ını temsil eden bir lider oradaydı. Üstelik yanı başında Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı…
Buna rağmen, bir sanatçıya yeniden “terörist” muamelesi yapmak, yine bir Kıbrıslı değeri geri göndermek… Bu, Kıbrıs insanının sinir uçlarıyla oynamak değil de nedir?
***
Bir diğer üzücü gelişme yine özgürlüklerle, yine ifade hakkıyla ilgili… Aslında yine bir “kapı dışarı etme” meselesi…
Gazeteci dostumuz, Kanal T’nin sabah yayınlarını yapan Nazar Erişkin’in işine son verildi.
Hem de izleyicisine veda etme imkânı bile tanınmadan…
Gerekçeyi bilmiyoruz.
Ama ne olursa olsun, editoryal aklın değil, patron iradesinin belirleyici olduğu bu yöntem gazetecilik adına kırıcıdır.
Özellikle de şu yüzden…
Medya zaten kirlenmiş durumda.
Gazetecilik etiketiyle külhanbeyilik revaçta…
“Sosyal medya” üzerinden “ayar vermek”, neredeyse meslek sayılıyor.
Tam da böyle bir dönemde, hep birlikte aynı cümleyi kuruyoruz: İşi, sorumluluğu, etiği ve uzmanlığı gazetecilik olan insanlara kulak verin. Onlara alan açın.
Eğer nitelikli gazeteciler bu kadar kolay gözden çıkarılabiliyorsa, yarın ortaya saçılacak yalanlara, iftiralara, linç kültürüne itiraz edecek zemin de ortadan kalkar.
***
Tüm bunlar yaşanırken, adanın kuzeyini yönetemeyen AKP-MHP talimatlı aklın nasıl bir “mali enkaz” yarattığını örnekleriyle görüyoruz.
Girne Belediyesi Başkanı Murat Şenkul, tabloyu çok yaratıcı ve herkesin anlayacağı bir dille özetledi…
“…An itibarıyla ağustos ayına kadar ödenmesi gereken kısa vadeli borç miktarı yaklaşık 21.3 milyar Türk lirasına ulaştı…”
“Bu rakam o kadar büyük ki… Bütçemiz olmadığı için ihalesiz verilmeye çalışılan fiber optik projesi gibi 4 projeyi finanse eder, üzerine de yeni devlet hastanesi yapılırdı…”
Şimdi yeni “Mali Protokol” uygulanacak ya…
Türkiye’den gelen büyük abiler “size çok para vereceğiz” diyecekler…
Demek lazım ki:
“Dayatmayla, talimatla, müdahaleyle başımıza getirdiğiniz bu karanlık yapı, sizin vereceğinizden fazlasını batırdı zaten.”
Bir yanda demokrasi ve özgürlükler…
Diğer yanda ekonomi…
Ayrı başlıklar gibi duruyor.
Ama değil.
Aynı aklın ürünü.






