1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Yaşasın laik, demokratik Kıbrıs Türk toplumu!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Yaşasın laik, demokratik Kıbrıs Türk toplumu!

A+A-

Birleşmiş Milletler (BM) “2025’te Afganistan’da Kadın Olmak” diye bir rapor yayımladı… 
Okuyunca, “İslam Dini bu değildir, olmamalıdır” demekten kendimi alamadım…

-*-*-

Afganistan’da Taliban yaklaşık 5 yıldan beri iktidarda… 
Taliban, bu ülkede ikinci kez iktidarda!

-*-*-

Taliban, İslam’ın son derece katı ve geleneksel bir yorumunu uygulayan, en başta kadın haklarını, ifade özgürlüğünü ve modern eğitimi büyük ölçüde reddeden ve şeriat kurallarını zorla ve cezalandırıcı biçimde yaşama geçiren, aslında bir terör örgütüdür!

-*-*-

Afganistan’da şu anda kız çocuklarının ortaöğretime gitmesi yasak. Kadınlar üniversitelerden, çoğu işten ve parklar, spor salonları ve spor kulüpleri gibi kamusal alanlardan men edilmiş durumda.

-*-*-

“UN Women”in 2024 Afganistan Toplumsal Cinsiyet Endeksi, derinleşen kadın hakları krizinin ülkenin genel çöküşünü de hızlandırdığını; sağlık, eğitim, istihdam, güvenlik ve karar alma alanlarında eşitsizliklerini büyüttüğünü ortaya koyuyor.

-*-*-

Afganistan’da kadınlar sağlık hizmetinden yararlanamıyor… Birçok kadın, evinden çıkmaya bile cesaret edemiyor. Çıkabilenler ise kilometrelerce yol kat edip bir kliniğe ulaştıklarında, sadece kadın oldukları için geri çevrilebiliyor.

-*-*-

Bazı vilayetlerde kadınlar erkek doktorlar tarafından tedavi edilemiyor – oysa kadın sağlık çalışanlarının sayısı çok az. Aralık 2024’te kadınların tıp veya ebelik eğitimi alması da yasaklandı!

-*-*-

 Kadınlar daha kısa ve daha sağlıksız hayatlar yaşıyor. Çocuk yaşta evliliklerin yaygınlığı nedeniyle ergen doğum oranları yüksek ve anne ölüm riski artıyor. Üstelik kadınların çoğu kendi sağlıklarıyla ilgili kararları bile alamıyor – bu kararlar genellikle erkek akrabalara bırakılıyor.

-*-*-

Eve kapatılmanın ruh sağlığı üzerindeki etkileri de çok ağır. Fiziksel aktiviteye, topluluklara ve duygusal desteğe erişimin kısıtlanması; kadınlar ve kız çocukları arasında artan kaygı, umutsuzluk ve çaresizlik duygularına yol açan bir ruh sağlığı krizini tetikledi.

-*-*-

Birçok Afgan kadın, kimlik belgelerine sahip değil. Kadınların çalışmasına da izin verilmiyor… Çalışabilen az sayıdaki kadın ise düşük ücretli, güvencesiz ve kayıt dışı işlere itiliyor. Paraya erişim bile zor – Afgan kadınlarının yüzde 7’sinden azının banka hesabı var.

-*-*-

Kadınlar Afganistan’da resmi siyasi hayattan tamamen dışlanmış durumda. 2020’de Afgan kadınları parlamentodaki sandalyelerin yüzde 25’inden fazlasına sahipti ve cumhurbaşkanlığına aday olabiliyordu. Bugün ise fiili kabinede tek bir kadın bile yok. Taliban, kadınları kamusal hayattan tamamen silmeyi hedefleyen toplum vizyonuna her zamankinden daha yakın.

-*-*-

Kamusal görevlerde, televizyonda ya da resmî etkinliklerde kadınlara dair hiçbir görüntü yok. Kız çocuklarına ve kadınlara verilen mesaj net: Liderlik size göre değil.

-*-*-

Afganistan genelinde toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle ilgili güvenilir veri toplamak artık mümkün değil. Ancak mevcut veriler tabloyu açıkça ortaya koyuyor. 2018’de Afgan kadınlarının üçte birinden fazlası, son bir yıl içinde eşlerinden fiziksel ve/veya cinsel şiddet görmüştü.

-*-*-

Taliban’ın 2021’de yeniden iktidara gelmesinden bu yana şiddetin artmış olması muhtemel. Hatta şu anda yeni yasal düzenlemelerle “kadını dövmek” adeta serbest bırakılıyor… 

-*-*-

Kadınların evden çıkabilmesi için bir erkek akrabayla birlikte olması gerekiyor… 

-*-*-

Dul kadınlar ya da yakın erkek akrabası olmayanlar, sadece yiyecek almak ya da sağlık hizmetine erişmek için bile güvenliklerini riske atmak zorunda kalıyor.

-*-*-

Erken, zorla ve çocuk yaşta evlilik oranları yüksek – ve artıyor. 2023’te 18 yaş altı Afgan kızlarının yaklaşık yüzde 30’u evliydi; bunların yüzde 10’u 15 yaşın altındaydı. Yoksullukla mücadele eden bazı aileler, kız çocuklarını hayatta kalma stratejisi olarak evlendiriyor.

-*-*-

Ve bazıları buna “İslam” diyor, “din” diyor!
Kesinlikle değil!

-*-*-

Ve kesinlikle “yaşasın laik, demokratik Kıbrıs Türk toplumu…”

-*-*-

Neden mi?
Belki çok erken ama uyarmak istedim!

afghanistan-women-93026.jpg


Türkiye'nin AB'ye giden yollarından 
biri Erenköy’den (Koççina) geçiyor!

Dünya, kapitalist bir çöplükten başka bir şey değildir!
Arada üç – beş tane farklı sistem söz konusu olabilir ama tüm ticari ilişkiler, en vahşi kapitalist koşullara göre belirleniyor!
Ticaret!

-*-*-

Amerika, Avrupa’yı “gümrükleri artırmakla” tehdit ediyor…
Sadece Avrupa’yı mı?
Trump, gözüne kestirdiğine ticari yaptırım uygulama tehditleri savuruyor!
Olmazsa askeri müdahale korkusu vermeye çalışıyor!

-*-*-

Neyse, Avrupa Birliği (AB), son dönemde Amerika ile yaşadığı her türlü sıkıntı karşısında bazı tedbirler almaya çalışıyor…

-*-*-

BBC Türkçe’den Güven Özalp, geçtiğimiz gün şunları yazdı:
“… Avrupa Birliği (AB), çok kısa arayla, müzakereleri yıllardır süren iki dev ticaret anlaşmasını sonuçlandırdı.”

-*-*-

“Güney Amerika ülkelerinden oluşan Mercosur ve Hindistan ile yapılan serbest ticaret anlaşmaları (STA), AB'nin önemli ticaret ortakları arasında yer alan Türkiye açısından yeni zorluklar yaratma potansiyeli taşıyor.”

-*-*-

“AB, Türkiye'nin gümrük birliği kaynaklı sıkıntılarının farkında. Buna rağmen, Türkiye'nin 30 yıldır yürürlükte olan ve artık mevcut sınavlara karşılık vermekte zorlanan gümrük birliğinin güncellenmesi çağrıları karşılık bulmuyor.”

-*-*-

Özalp’in makalesine bayıldım, çok aydınlatıcı… 

-*-*-

AB ile Türkiye ilişkileri neden ilerlemiyor?
Neden Gümrük Birliği meselesi geliştirilemiyor?

-*-*-

Çünkü gerek AB Komisyonu, gerekse üye devletlerin neredeyse tamamının liderleri, bu ilişkiye sıcak bakıyor…

-*-*-

Güven Özalp’e göre, “… Gümrük birliğinin günün koşullarına göre yeniden tasarlanmasının Türkiye kadar AB'ye de fayda sağlayacağı konusunda birlik kurumlarında ortak mutabakat var.”

-*-*-

Ancak, gümrük birliğinin güncellenmesine onay vermesi gereken kurumlar arasında Avrupa Parlamentosu (AP) da var… AP ilke olarak güncellemenin iyi olacağını düşünen bir tavır içinde olsa da; sıkıntı burada başlıyor!

-*-*-

Çünkü, Avrupa Parlamentosu, destek için “şartlar” koyuyor!

-*-*-

Bu şartlar çok açık; önce teknik modernizasyon… Bu çok kolay… 
Sonra insan hakları ve temel özgürlükler… Türkiye bu konuda sınıf geçemiyor… 
Ve akabinde, uluslararası hukuka saygı ve iyi komşuluk ilişkileri… Türkiye bu konuda da “Rusya ile ilişkiler meselesi” ile “Kıbrıs”a takılıyor!
Kıbrıs sorununa!

-*-*-

Türkiye'nin AB'yle ilişkilerinde her aşamada karşısına çıkan tek sorun “Kıbrıs sorunu”dur!

-*-*-

Bu sorunu aşmanın yolu ya da yolları arasında, mesela Erenköy (Koççina) yolunu Rumların geçişine açmak bile çok faydalı olabilir!

-*-*-

AB ile ticareti geliştirecek misiniz; yoksa mevcut durumdan memnun musunuz?
Kıbrıs sorunu çözülmeden, Türkiye’nin AB ilişkileri gelişmez! En azından şu andaki görüntü kesinlikle böyledir!

-*-*-

Bilmem anlatabildim mi?

Bu yazı toplam 1106 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar