Tepki koydum. İçimden!
Haberlere bakıp birkaç başlık not alayım dedim ama elektrikler gitti. Önce voltajlar düştü, bazı ampuller ve elektrikli cihazlar devre dışı kaldı. Demek ki bu voltaj düşüklüğü bizi elektrik kesintisine hazırladı. Yeni yöntem bu mu diye düşündüm. Elektrik Kurumu’nu arayıp sorayım! dedim. “Şunu tıkla bunu tıkla” diyerek ilerledikten sonra sıramın 29 olduğunu öğrendim. Sıra numarası 29’dan genel ve önemli bazı şeylerin olduğunu anlıyorsunuz zaten. Kapattım.
O anda tepkilerimi ortaya koydum. Sövüp saymak, birilerine bir şeyler söylemek yasaklanıyor artık… Hayır şimdilik politikacıların ve siyasi atamaların yargılanmaları sırasındaki kısıtlama var ama belli mi olur. Aniden, haberimiz olmadan veya gözümden, kulağımdan kaçan bir durum olur maazallah… Güme gideriz diyerekten sadece tepkilerimi ortaya koymakla kalıyorum.
***
Elektrikler gelince (Dikkat edin; Bir ülkede hele ki kendisine ‘egemen eşit devlet’ denmesini isteyen bir ülkede ‘elektrikler gelince’ sözcüklerini kullanmak durumunda kalıyoruz. Ayıp hem de ne ayıp!) baktım haberlere; görevden almalar, göreve atamalar olmuş. Görevden almaların neden olduğu bilinmezken, yeni görevlerine atamalar arasında da emekliliğe yakın olanların olduğu, bu nedenle de emeklilik ikramiyesini artışlı olarak alacakları gibi iddialar da var.
İşte burada yine Ünal beye tepkilerimi gösterdim. İçimden. Dışarı doğru da yapamıyorum, yazamıyorum da… Yasa geçirdiler ya Meclis’ten… Kendi deyimleriyle “siyasi gol yememek” için… Gerçi o yasa yargılama sırasında politik ve siyasi atamaların açık isim ve fotoğraflarının yayınlanması durumunda gazetecilere dört asgari ücret, sıradan vatandaşa da iki asgari ücret ceza öngörüyor ama olsun bu tip yazılarda da Ünal beylerin ne yapacakları belli olmaz. Mahkemelerde koşturmak, avukatlara (arkadaşlar kusura bakmasınlar) para yetiştirmek istemem doğrusu…
Onun için de “içimden tepkilerimi ortaya koydum bu konuda da” diyerek kapatmak isterim.
***
Yola çıktım arabayla… Bir yerlere uğrayacağım. Aniden burnu kalktı arabanın, sonra da kıçı ve güçlü bir şekilde yere oturdu ardından. Meğerse bir hız kesicinin üzerinden geçmişim. Daha doğrusu gazabına uğramışım çünkü döküyorlar betonu sonra üzerine beyaz bir ok çiziyorlar ama o çizdikleri ok ertesi gün siliniyor. Ben kaçıncı gün üzerinden geçtim bilmiyorum ama ‘tecrübe ile sabittir’. Sadece orası değildi çünkü, çoğu yerde ne hız kesiciyi, ne de beyaz çizgiyi görebiliyorsunuz…
Beton çoğu zaman asfaltla uyum sağladığı için fark edemiyorsunuz, çünkü üzerinde beyaz ok çizilmemiş veya çizilmiş de silinmiş oluyor. Demek ki bu işler için kullanılması gereken boya kullanılmıyor.
Öyle olunca da tabii al başına belayı… Bir-iki derken arabanın her tarafı dökülmeye başlıyor, gidiyorsunuz ya makiniste ya da doğrultmacıya; “bak bizim arabaya bakalım her tarafından ses geliyor” diye…
O ses işte görünmeyen hız kesicilerin ve tabi ki her tarafı dökülen yollarımızın yarattığı sesler…
Ünal beye mi, Erhan beye mi, belediyeye mi?
Başlıyorsunuz tepki göstermeye… Lütfen! Sadece tepki gösterelim, kibar olalım. Lütfen toplum ahlâkını bozmayalım. Yöneticilerimize asla hakaretamiz sözler kullanmayalım. Çok alınıyorlar çünkü… Görmedim, duymadım ama öyleymiş!
Onun için de içimizden yalnızca kendimizin duyabileceği kadar ufacık tepkiler gösterip unutursak sağlıklı yaşamın sırlarını da bulmuş oluruz.
Hem belli mi olur, yerin kulağı vardır, duyarlar başınız da belaya girer. Sakın ha!






