Eğitimde Eleme Yanılsaması
Kolej Giriş Sınavındaki görsel ciddi tartışmaları beraberinde getirdi. Ne var ki bu tartışmaların çok büyük bir kısmının yüzeysel kaldığını düşünüyorum. Şöyle ki; o görsel olmasaydı da kolejlere giriş sisteminin bugünkü yapısının sorunluğu olduğu gerçeğini değiştirmezdi.
Sınavların hatasız, soruların "ayırt edici" olması, o eğitim sisteminin nitelikli insan yetiştirdiği anlamına gelmez. Eğer bir sistem, öğrencileri kendi gelişimlerine değil de arkadaşını geçebilmeye odaklandırıyorsa ve öğrencileri birbiriyle yarıştıran bir hal almışsa, o sistemin başarılı olma şansı yoktur.
Goodhart Kanunu der ki: "Bir ölçüt hedef haline geldiğinde, artık iyi bir ölçüt olmaktan çıkar." Sınavda yüksek puan almak eğitimin nihai hedefi haline dönüştüğünde, o puan gerçek öğrenmeyi değil, sadece sınav stratejilerinin hakimiyetini gösterir.
Geleneksel eğitim, sınavların "hatasız" olmasının, adil ve anlamlı bir eğitim sonucu doğuracağını varsayar. Oysa eğitim psikolojisi ve ölçme-değerlendirme bilimi, bu varsayımın hatalı olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır:
- Anlık Performans Kaygısı: Klasik sınavlar, öğrencinin geniş bir zamana yayılan potansiyelini değil, dar bir zaman dilimindeki anlık performansını ölçer. Sınav kaygısı, uyku durumu veya o günkü psikolojik iyi oluş hali, öğrencinin gerçek bilişsel kapasitesini perdeler. Ne kadar kusursuz olursa olsun, tek bir güne sıkıştırılmış bir sınav, öğrencinin gelişimsel gerçekliğini yansıtamaz.
- "Sınav İçin Öğretme" Tuzağı: Sınav için öğrenme, bir sınavın yapısının öğretim sürecini doğrudan şekillendirmesini ifade eder. Elemeci ve yüksek riskli merkezi sınavların olduğu sistemlerde, öğretmenler ister istemez yaratıcı ve derinlemesine öğrenme yöntemlerini terk ederler.
Sonuç: Ölçülmeye çalışılan becerinin kendisi, ölçme aracının ağırlığı altında ezilerek yok oluyor.
Yirmi birinci yüzyıl eğitiminin asıl gayesi eleyen, ayıran ve strese boğan bir eleme mekanizması kurmak değil; keşfeden, geliştiren ve her bireyin potansiyelini en üst düzeye çıkaran kapsayıcı bir rehber olmaktır
Bilgiye ulaşmanın değil, bilgiyi dönüştürmenin değerli olduğu bu çağda, ölçme-değerlendirme uygulamalarımızı ezberin sınırlarından çıkarıp, becerinin ve yaşamın tam merkezine konumlandırmak bir tercih değil, geleceğimiz adına bilimsel bir zorunluluktur.
Eğitimde gerçek reform, "neyi ödüllendiriyorsak, onu elde ederiz" ilkesi gereği, ölçme ve değerlendirme sistemini çağın ihtiyaçlarına göre değiştirmekle başlar.

Anlayana - Gülmece
Dost Olabilmek
İki dost Afrika ormanlarında bir gezintiye çıkar. Birden ağaçların arasından bir aslan çıkıverir. İki dost korku içinde kaçmaya başlarlar, aslan da peşlerinden kovalamaya... Önde koşan bir taraftan sırt çantasını çıkarırken, diğer taraftan soyunup, üzerindeki ağırlıkları atmaya başlar. Bunun gören dostu nefes nefese kendisine sorar:
- Sen ne yapıyorsun. Onları çıkarınca aslandan daha mı hızlı koşacağını sanıyorsun?
Önde olan arkasını dönüp bağırır:
- "Senden daha hızlı koşsam yeter!
Okumuş muydunuz?
“Biri sizi bir defa aldatırsa suç onundur. İkinci defa aldanırsanız bilin ki suç sizindir.”
Sarah Berhardt






