Pişkinlik yarışı…
‘Pişkinlik’ dendiğinde ille de hakaret anlamına geldiğini söylemek doğru değil. Bu sözcük birinin yüzüne karşı söylendiğinde utangaçlık, çekingenlik veya mahcubiyet göstermeksizin rahat ve kendine güvenli bir şekilde davranması anlamına da gelir. Hatta bu terim, olumlu anlamda utanma hissi içermeksizin bir duruma veya olaya karşı rahat, kayıtsız veya kendine güvenli bir şekilde tepki verme durumunu da anlatır.
O yüzden son günlerin en flaş ismi olarak öne çıkan Meclis Başkanı Ziya Öztürkler için de bu sözcük kullanılabilir.
Sahte diploma verdiği için 15 yıl ceza almış bir kişi Fatma Ünal’a (Juju) da sahte diploma vermesi için kendisine o zamanın Yüksek Öğretim Dairesi Müdürü iken Ziya Öztürkler’in baskı yaptığını söyledi Mahkeme’de… Bununla da bitmedi, Öztürkler İçişleri Bakanı olduğu dönemde de sahte diplomayı onayladığı için okulun Rektör Yardımcısı’na istisnai vatandaşlık verdiği iddiası da yapıldı. Yine Öztürkler’in rüşvet aldığı iddiası da var ortada.
Var da ne oldu peki?
Muhalefetin Meclis Başkanlığı koltuğunda oturmasının Makama da zarar verdiği, dolayısıyla soruşturmanın selameti açısından da istifa etmesi gerektiği söylemleri varken Öztürkler, ‘pişkin’ bir şekilde o koltukta oturmaya devam ediyor.
Hakkındaki iddiaları hatta daha önce ‘intihal’ yaptığı belgelenen konuları kürsüde anlatmak isteyen milletvekillerini ‘buyurun’ şeklinde davet ederken, yine o sözcüğü hak eder bir şekilde kürsüden inmelerine ‘teşekkür’ ederek karşılık veriyor.
Ülkenin çivisi çoktan çıktı da kimsenin mi haberi yok yoksa büyük bir çoğunluğun ‘pişkin’ şekilde davranmak işlerine mi geliyor anlamıyorum.
Ne tesadüftür ki bu ‘tiyatro’da başrollerden biri Ünal beyin en yakınlarından Juju’nun oluyor. Juju, sahte diplomayı neredeyse kayıt yaptırdığı gün okuldan alıyor, sonunda ortaya çıkıyor konu, önce kimse görmesin diye Başbakan yapılmış Ünal beyin emirleriyle Mahkeme’ye kimse uyanmadan çıkan sonra konu büyüyünce mecburen görünür bir şekilde mahkemeye gidip gelen ama o da ‘pişkin’ bir şekilde canlı yayında gazetecinin arkasından laubali hareketler yaparken gündemde yer almaya devam eden bir ‘pişkin!.
Tekrar ‘Yüce Meclis’imize dönersek Öztürkler’in arkasındayız havasında korumaya çalışıyorlar onu UBP milletvekilleri ve hükümet üyeleri… Hani yine Juju’nun sahte diploması ortaya çıktığında UBP’nin muhterem! hanımlarının “Juju’nun arkasındayız” dedikleri gibi…
Bu pişkinliklere imkân yaratmadan Ziya Öztürkler ‘saygıdeğerliğine’ zarar gelmeden istifa etse, polise gitse, şikayetçi olsa, polisin rahatça araştırma yapmasına imkân sağlasa olmaz mıydı? Hade ilk anda (vakti olmadığı için!) yapmadı, mecliste karşısında o kadar eleştiri yapıldıktan sonra “tamam, bu araştırmaya imkân sağlamak için istifa ediyorum deyip koltuktan inemez miydi? Bu kadar mı tatlı bu koltuk?
Evet tatlı olduğu belli de bu tatlılık nereden geliyor acaba? O koltuğun üstü boş kalınca acaba başka hikâyelerin ve başka kişilerin de görünür olmasından korkulduğu için mi?
Peki Başbakan yapılmış Ünal bey! o sözcükten oldukça fazla nasibini almış olarak “halkımızı bir tek gün bile elektriksiz bırakmadık” diyebiliyorsa, yine en yakınındaki bir kişi, Müsteşarı rüşvetten suçlanıyorsa, atadığı kişiler usulsüzlük yapıyorsa, yine bilmem kaç turdan ve kavgalardan sonra Meclis Başkanı yaptığı kişi, Ünal beyin en yakınındakine sahte diploma ayarlıyorsa, Başbakanlık yaptığı dönemde bu diplomaları verenlere istisnai vatandaşlık veriliyorsa çoktan o koltuğu bırakması gerekmiyor muydu?
Yoksa o boş koltuğun gösterdikleri Ünal beyin istifa etmesi durumunda çok daha artacak da ondan mı örneğin erken seçimden ne kadar kaçabilirsek kaçalım kaygısı sürüyor!
“Kuralları koymadan maça çıkmam”
Dünkü Liderler ve Holguin görüşmesinin ardından açıklama yapan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın en temel kavramı ‘siyasi eşitlikti’. Bu siyasi eşitliğin anlaşılabilir olması için de dönüşümlü başkanlığın Rum Tarafınca kabul edilmesi gerekiyor ki diğer başlıkların görüşülmesi devam edebilsin Cumhurbaşkanı’na göre...
Erhürman diyor ki; “Başta dönüşümlü başkanlığı kabul edin, daha sonra 2 yılda bir mi, 3 yılda bir mi yoksa 4 yılda bir mi olacağını konuşuruz.”
Crans Montana’da dönüşümlü başkanlığın kabul edilmemesi nedeniyle masadan kalkanların şimdi en başta bunu kabul etmelerinin görüşmelerin selameti için gerekli olduğunu düşünüyor Erhürman…
Cumhurbaşkanı’nın açıklamasında altını çizdiğim diğer cümleler;
“Verimli değil, yararlı bir görüşme yaptık.”
“Kurallar belli olmadan maça çıkmam.”
“Usûl tamamlanmadıkça esası konuşmam.”







