1. YAZARLAR

  2. Salih Sarpten

  3. Okulların Açılma Sürecinde Gözden Kaçanlar
Salih Sarpten

Salih Sarpten

Okulların Açılma Sürecinde Gözden Kaçanlar

A+A-

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Covid-19’la baş etmede yeni bir döneme giriyoruz. “Tatil” denilen o müthiş olgunun sonuna yaklaştığımız bugünlerde normale dönme uğraşlarımız giderek artıyor. Ne var ki eğitimde acilen “yeni bir normale” ihtiyacımız olduğu aşikar…

Bu sayfada da sıklıkla okuduğunuz üzere, öteden beri eğitim sistemimizi sınavlar üzerine inşa ettiğimiz tartışılmazdır. Sınavların gerekliliği ve/veya nasıl olması gerektiği üzerindeki tartışmaları bir kenara bırakırsak; eğitim sistemimizin, öğrenciler üzerinde kalıcı davranış değişikliği ve çağın ihtiyaçlarını karşılayacak becerileri kazandıramadığı gerçeği ile karşı karşıya kalırız.

Çünkü nitelikli öğrenmeyi sağlamak için sistemin üst düzey düşünme becerileri odağına alması, sistemin de öğrencilerin aktif katılımını, tartışmalarını, projelerde yer almalarını, eleştirel bakmalarını, etkin bir rehberlik hizmeti almalarını ve bütün bunları izleyebilecek alternatif ölçme-değerlendirme uygulamalarını içermesi gereklidir. Bütün bu unsurlar konusunda zaten sıkıntılı olan sistemimiz, bir de Covid-19 tedbirleri nedeniyle ortaya çıkan okulların yeniden açılma koşullarıyla adeta görülmemiş bir bocalama yaşamaktadır. İşte tam da bu nedenle eğitimde yeni normal ne olduğu ve nasıl olacağı kurgulanırken gözden kaçan önemli gereklilikler de kendini gösteriyor. İşte gözden kaçırdığımız o gereklilikler:

  1. Nitelikli bir uzaktan eğitim kültürü yaratma gerekliliğini: Uzaktan eğitim, bilgi kaynaklarına ulaşmada teknolojiden en iyi şekilde yararlanıldığı ve öğrenen ile öğretenin yer ve zaman olarak bağımsız olduğu bir eğitim yapılanması olarak tanımlanabilir. Ne var ki ülkemizde genel eğitim sistemi için yukarıda bahsedilen eğitim yapılanması yoktur. Başka bir ifadeyle uzaktan eğitim olarak nitelendirdiğimiz pek çok şey aslında uzaktan eğitime çok uzaktır.
     
  2. Yeni yeterlilikler ve becerileri sisteme dahil etme gerekliliği: Öğrencilerin sınıf geçme ya da mezun olabilme için aradığımız yeterlilikleri gözden geçirmedik. Öğrenmeyi sınıf duvarlarının, okul sınırlarının dışına çıkarmayı henüz başaramadık. Oysa sisteme yeni programlar yeni disiplinler entegre edebilmeli, bugün çok ihtiyaç duyduğumuz kazanımlara bizi taşıyabilecek yeni ders, program ve disiplinleri sisteme entegre etmeyi başarmalıyız.  
     
  3. Öğretmenin sistemdeki rolünü yeniden tanımlama gerekliliği: Veri kaynağı olarak kabul görülen geleneksel öğretmen modeli yeni dünyanın ihtiyaçlarına uygun değildir. Çocuk, ergen ve gençlerin birkaç tıkla elde edecekleri sayısız veri ve bilgi arasında öğretmenin “çocuk ve gençleri yönlendiren eğitim lideri” rolünü üstlenmesini sağlamalıyız.
     
  4. Yeni bir ölçme-değerlendirme yapısı kurma gerekliliği: Öğrenciyi kağıt üzerindeki notuyla değerlendirmekten vaz geçmeliyiz. Onu, üretken kılacak ve herhangi bir kültürde değer bulan fikir ve ürünleriyle değerlendiren, kendi yaş grubuna uygun gerçek yaşam problemlerine getireceği öznel çözüm önerileriyle ölçebileceğimiz alternatif bir ölçme-değerlendirme mekanizması kurmalıyız.
     
  5. Eğitimde veriye dayalı politikaları hayata geçirme gerekliliği: Sistemin tüm unsurları için nitelikli bir veri-bilgi bankamız, bu veri ve bilgileri işleyecek bir yapılanmamız yok. Oysa yeni dünyada yapmamız gereken en önemli şey; veriyi bilgiye, bilgi davranışa, davranışını da üretime dönüştürebilecek bir yapı kurmaktır. Bunun için yapılması gereken şey, veriye dayalı eğitim politikaları üretmek ve hayata geçirmektir.

İki hafta sonra okulları yeniden açacağız. Ancak okulları artık yeni bir normalle açacağımız gün gibi ortadadır. İşte bu yeni normali kurgularken, eğitim sisteminin tüm boyutları; siyasi kaygılardan uzak pedagojik bir anlayışla ele alınmalıdır. Daha da önemlisi, bugün eğitime yön verenlerin bu sorumluluğu fark etmeleri ve bir an önce reform nitelikli eğitim dönüşümleri için adım atmaları gerekmektedir. Yoksa okulları açmak, açmamak ya da kısmen açmak arasında anlamlı bir fark bulunmayacaktır.


Buraya Dikkat

 

Uzaktan Eğitim Ne Değildir?

Eğitim bilimi literatüründe uzaktan eğitim; bilgi kaynaklarına ulaşmada ve ulaştırmada etkin bir yöntemin izlendiği, teknolojiden en iyi şekilde yararlanıldığı ve öğrenen ile öğretenin yer ve zaman olarak bağımsız olduğu bir eğitim modeli olarak tanımlanır.

Ne var ki, uzaktan eğitimi yukarıdaki tanımın dışında birçok yeni tanımlar ya da özellikler yüklendiğini de söylemek mümkündür. Kısacası uzaktan eğitim;

  • Artık okula ve öğretmene ihtiyaç yok demek değildir.
  • Dersleri televizyondan ya da herhangi bir ekran karşısından izlemek demek değildir.
  • Dijital bir veri bankasından istediğimiz an, istediğimiz bilgiye ulaşmak demek değildir.
  • Çalışma disiplininden uzak, öğrenenin alabildiğince özgür ve sorumsuz olduğu ya da tüm sorumluluğun onun omuzlarına yüklenen bir yapı değildir.
Bu yazı toplam 1805 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar