1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Nüans, Yeniden Doğuş ve Win-Win
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Nüans, Yeniden Doğuş ve Win-Win

A+A-

İlk 100 gün...
Bir gelenek...
Başkanlar basının karşısına çıkar...

Yine o heybetli bina, büyük bir salon, çok sayıda gazeteci ve kürsüde Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman.

“Her 100 günde yeniden burada olacağız…”

2.5 saatten aklımda ne kaldı?

Henüz çok erken ama... Toplantının baskın duygusu, “Kıbrıslı Rumlar yanaşmıyor” vurgusu...

Karma evlilik çocuklarına yurttaşlık…
Yeni geçiş noktaları…
Çocukların maç yapabilmesi…

Ama daha önemlisi; siyasi eşitliğe dair dönüşümlü başkanlık ve etkin katılımın prensipte kabulü...

4 başlık...
10 başlık...

Öneriyoruz, istiyoruz, teklif ediyoruz ama adım atmıyorlar..."

Uzun süre el kaldırdım, soru sırası gelmedi.
Merak ettiğim şuydu: Kıbrıslı Rum lider, “çözüm metoduna dair dört öneriyi” nasıl kabul edecek?
Yani bu süreç pratikte nasıl işleyecek?
Sözlü bir “tamam, prensipte kabul ediyorum” yetecek mi?

Yoksa yazılı, bağlayıcı bir taahhüt mü?

Bu noktada resmi müzakereler mi başlayacak, yoksa bir belirsizlik daha mı üretilecek?

Umut ve "Yeniden Doğuş"

İlk 100 günün yaşanmışlıklarına rağmen Erhürman karamsar değil.

Umutlu, dirayetli, hatta belirgin bir kararlılık içinde.

Kim ne derse desin, bu beş yıllık süreyi Kıbrıslı Türkler için bir yeniden doğuş olarak kurgulayacağız” diyor.

Bu, sıradan bir iyimserlik değil; ciddi bir özgüven beyanı.

“Anlamlı, ciddi, sonuç odaklı çalışacağız..."
"Çözüm için…"
"Dünyayla ilişkiler için…"
"Kıbrıslı Türklerin bilinirliği için…"
"Kurumsal yapının ve kimliğin endişe değil, gurur kaynağı olması için…"

Terminoloji mi, yön farkı mı?

Not defterime tek bir kelime yazıyorum: Nüans.
Türkiye ile ilişkiler en merak edilen başlık.

Erhürman bu alanı, “terminolojide nüans farkımız var” diyerek tarif ediyor.

Bu bir söz ustalığı.
Çünkü sanırım mesele terminolojik olmaktan çok daha derin.

Erhürman siyasi eşitlik üzerinden federal bir ortaklığı anlatıyor. Ankara’daki iktidar ise Kıbrıslı Türklerin yüzde 63’lük iradesine rağmen siyasi ayrılığı bağırıyor; yani statükoya sarılıyor.

Bu artık nüans değil; yön farkı...

Win-win Lose-lose

İki İngilizce kavram: Win-win ya da lose-lose.

"Ya birlikte kazanacağız ya da birlikte kaybedeceğiz..."

İşte buna tam ikna olmuyorum.
Basın toplantısındaki birçok meslektaş da öyle…

Çünkü günün sonunda birlikte kaybeden pek olmuyor.
Kaybeden çoğu zaman Kıbrıslı Türkler oluyor.

Ne Türkiye…
Ne Yunanistan…
Ne İngiltere…
Ne de Kıbrıs Cumhuriyeti…

18 ayrı çalışma grubu

On sekiz ayrı çalışma grubu kuruldu.
Mülkiyet, kültür, ekonomi ve daha niceleri…

“İlk 100 gün”ün en somut başarısı bu olabilir.

Keşke bu gruplarda yer alan herkes, isim isim ve uzmanlık alanlarıyla açıklansa.

Örneğin “Kamu Yönetimini İzleme ve Yurttaş Şikâyetlerini Dinleme Birimi”ne 119 başvuru gelmiş.

Bu, sıradan bir rakam değil.
Ciddi bir devinim, dikkat çekici bir kolektif emek var.

İlk soru: Türkiye'ye yasaklılar

Türkiye’ye giriş yasağı bulunan aydınlar, gazeteciler, doktorlar, sendikacılar…

Elbette bu da soruldu.
İlk soru...

Erhürman, TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’la hem Ankara’da hem Lefkoşa’da bu meseleyi görüştüğünü söyledi.

Geri dönüş olacağı söylendi, bekliyorum.

Bakalım…
Umarım bu işin tadını kaçırmadan, en azından yanıt verecek saygıyı gösterirler...

Gerçek Soru: Federasyon mu, Çözümsüzlük mü?

Seçim döneminde ne söylüyorsam şimdi de aynısını söylüyorum” diyerek sık sık geçmiş sözlerine referans yaptı Erhürman.

Hatta gazetecilere dönüp, "Bir fark varsa, eski sözlerimi bana hatırlatın” dedi.

Bir fark olduğunu düşündüğümden değil; ama gelecek açısından yaşamsal gördüğüm için arşivden şu cümleyi çıkardım:

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları değişmedikçe, federasyon dışındaki bir formülü ileri sürmek, karşınızdakinin samimiyetinden bağımsız olarak sizi çözümün değil, çözümsüzlüğün tarafı haline getirir.”

Yani doğru soru şu değil:
“Federasyon mu, iki devlet mi?
Doğru soru şu:
“Federasyon mu, çözümsüzlük mü?”

Bu hatırlatma, Erhürman'ın hayatını Kıbrıslı Rum lider kadar zorlaştıran Ankara'ya olsun...

 

Bu yazı toplam 435 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar