Türk Lirası’nın değer kaybı ve döviz kurlarının yükselme nedenleri
Uzmanlar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), son 2 ayda, politika faizini 250 baz puan (yüzde 2,5) indirerek yüzde 37’ e çekmesini, enflasyonun hedeflenen düzeyde düşmemesinden ve ocak ayı enflasyonunun da yüksek geleceği beklentisinden dolayı, dövize olan talebi artıran etkenlerden biri olarak görüyor.
Enflasyon riski devam ettiği süreçte, faiz indirimine gidildiği zaman, dövize olan talep artışı ile birlikte kurların yükselmesini, geçmiş yıllarda acı tecrübelerle yaşamıştık. Bu hususa çok dikkat edilmelidir.
TL faiz oranları düştüğünde, enflasyon halen yüksekse, mevduat sahipleri daha düşük reel getiriler nedeniyle TL cinsinden varlıklara yatırım yapmaktan kaçınabilir. Bu durum, dövize ve altına olan ilgiyi artırarak döviz kurlarını ve altın fiyatlarını yükseltebiliyor. Ayrıca, kurların yükselmesi, ithalat maliyetlerini de artırarak, enflasyonu da tetikleyebiliyor.
Zaten, uzun zamandır iç ve dış ekonomik ve siyasi gelişmelere paralel olarak, döviz kurlarında belli miktarda yükselişler yaşıyoruz. Ayrıca, yüksek enflasyon ve pahalılıktan dolayı, TL’nin satın alma gücü düştüğü için, maaş ve ücretliler dahi, döviz alımına yönelebiliyor.
Küresel piyasalarda yaşanan riskler ve belirsizlikler ile, ABD Başkanı Donald Trump'ın ticaret politikalarına ilişkin açıklamaları, siyasi gerginlikler (İran-ABD gerilimi, Grönland krizi, ABD-AB sürtüşmeleri) zaten birkaç haftadır döviz kurlarında dalgalanmalara neden oluyor.
Bütün bu gelişmeler, küresel piyasalardaki risk ve belirsizlikleri artırarak, yatırımcıları doğal olarak güvenli yatırım alanlarına yönlendiriyor. Bu da kırılgan TL’den, daha güvenli görünen döviz ve altın alımlarına yatırımcıları ve halkı yönlendiriyor. Böylece, altın ve döviz kurları yoğun talepten dolayı, daha da yükselişe geçiyor.
Öte yandan, KKM (Kur Korumalı Mevduat) gibi, TL tasarruf ürünlerinin sona ermesi sonrasında, halkın dövize ve altına yöneldiği de düşünülüyor. Ayrıca, yoğun ithalattan kaynaklanan döviz ihtiyacı da sürekli yüksek seyrediyor. Bu durum da, döviz talebini artırıyor
Piyasalar ve yatırımcılar, ekonomik ve siyasi belirsizlikler ve gerginliklerin olduğu dönemlerde, özellikle yüksek enflasyon, yetersiz ekonomik büyüme, dış ticaret açığını artması ve diğer ekonomik göstergelerin olumsuz seyrettiği zamanlarda, TL’ den kaçıp, dövize yönelirler.
Bu da bize, yatırımcılar ve halkın, ülke ekonomisinin mevcut durumuna ve gelecekle ilgili pozisyonuna güveninin eksik olduğunu gösteriyor.
Uluslararası piyasalardaki dalgalanmaların yanı sıra, Türkiye’ de yapılan politika faizi indirimleri de, güvenli liman görülen döviz kurlarına ve altına talebi artırıp, Türk Lirasına değer kaybettirebiliyor.
Merkez Bankası’nın, bundan sonraki faiz kararlarını, enflasyonu göz ardı etmeden ve dünyada yaşanan ekonomik gelişmeleri yakından takip ederek, temkinli bir şekilde ele alması gerekmektedir.
Türkiye’deki iç siyasi gelişmeler de, ekonomiyi doğrudan etkilemektedir. İç siyasetteki gerginlikler ve mesajlar, ekonomide ve piyasalarda güvensizlik ve tedirginlik yaratmaktadır.
Düzenlenen mitingler ve protestolar ile, muhalefet liderlerine yönelik hukuki süreçler piyasada belirsizlik oluşturuyor. Bu tür siyasi risklerden dolayı, yabancı ve yerli yatırımcılar için TL, cazip bir yatırım aracı olmaktan uzaklaşıyor.
Türkiye’nin Amerika, Avrupa, İsrail ve komşularıyla ilişkileri de, ekonomik gelişmelerde önemli bir rol oynamaktadır. Dış siyasi konularda gerginliklerin olmaması, ekonomik gelişmeleri de olumlu etkilemektedir.
Döviz kurlarında ve petrol fiyatlarında görülebilecek yükselişler, başta akaryakıt, gaz ve elektrik gibi temel maddelerin ve tüm mal ve hizmetlerin fiyatlarında yükselişler yaratabilir. En azından, petrol fiyatları şu anda dövize göre nispeten daha dengeli seyrediyor.
KKTC, döviz kuru yükselişlerinden, enflasyon ve pahalılık olarak Türkiye’den daha fazla olumsuz etkilenmekte, böylece, halkın satın alma gücü düşmekte, borçlanması ve fakirleşmesi günden güne artmaktadır.
Hükümet’in öncelikli görevi, enflasyon ve pahalılıkla mücadele, bütçe disiplini, ekonomik büyümeyi artıracak, sektörlerin ve halkın sorunlarını çözecek politikaları ve siyasi iradeyi ortaya koymak olmalıdır. Bunları sağlayacak olan da, konularına hakim, liyakat sahibi Bakanlar Kurulu ve bürokratlardır. Ancak, şu anda ülkeyi, böyle kadrolara sahip bir hükümet yönetmemektedir.







