Hangi Uzman?
Bir alanın uzmanı olmak sadece o kişi için değil, ülkesi için de çok önemlidir.
Uzman, karmaşık sorunları analiz etme, yeni kalıpları fark edebilme ve belirsizlik anlarında doğru karar verme yetisine sahip kişidir. Uzmanlık, sadece işi bilmeyi değil, o işin detaylarında da sorumluluk almayı becerebilmektedir.
Uzman "güvenilir bir bilgi kaynağı" olarak tanınır ve toplumun o alandaki kanaat önderidir.
Peki, bizde öyle midir? Ne yazık ki hayır.
Ülkeyi yöneten anlayış birçok alanda olduğu gibi kimin, hangi konuda, ne uzmanı olduğu veya olacağı konusunda da her şeyi darmadağın etmiştir.
Son dönemlerde yaşadığımız iki örnek bu durumun en açık göstergesidir.
- Eğitimde Uzmanlık
Diploma skandalının baş aktörlerinin birisine hangi alada yüksek lisans diploması verildiğini biliyor musunuz? Hemen söyleyeyim: “Eğitim Yönetimi ve Denetimi”
Bahse konu üniversitede verilen eğitim yeterli mi değil mi tartışması bir kenara, üniversitenin kapısından içeriği girmeyen birisi “Eğitim Yönetimi ve Denetimi” alanında yüksek lisans diploması sahibi yani eğitim bilimi uzmanı olacaktı.
Yani bu kişinin;
- Bir okulun kalbi olan öğretim süreçlerini, insan ilişkilerini, örgütsel kültürü ve eğitim politikalarını,
- Eğitim mevzuatını ve sistemsel kararlar alma mekanizmalarını,
- Öğretim süreçlerini analiz etmeyi, performans değerlendirmeyi, ölçme-değerlendirme ilkelerini bilmesi,
- Bütün bu süreçleri doğru yorumlayıp okul düzeyine uyarlayabilmesi ve önerilerde bulunabilecek yetkinliğe sahip olması gerekiyor.
Sahte diploma olay patlak vermese bugün mahkemelerde boy gösteren hanımefendi eğitim bilimi uzmanı olacaktı.
- Tıpta Uzmanlık
Hangi ihtiyaçtan ortaya çıktığı, neden yapılmak istendiği pek de belli olmayan ama ülkemizde sağlık alanını yerle bir etme ihtimali taşıyan yeni bir akıl tutulmasıyla karşı karşıyayız. Ülkeyi yöneten anlayış KKTC’de Tıp (TUS) ve Diş Hekimliğinde (DUS) uzmanlık eğitimine girişte merkezi sınavın kaldırılmasına yönelik bir yasa hazırlığı içerisindeler.
Oysa literatür bize şunları söylüyor:
- Bırakın TUS ve DUS sınavlarının kaldırmayı, vaka sayısı az ve sağlık sistemi gelişmemiş bir ülkenin kendi içinde merkezi bir uzmanlık sınavı yapması teorik olarak mümkün olsa da uygulamanın başarısı ve tıp eğitimin istenilen yeterliliklere ulaşıp ulaşmadığı ölçmek mümkün değildir.
- Uzmanlık eğitimi, sadece kitabi bilgiyle değil, yoğun pratik ve farklı vaka türlerini görmekle kazanılır.
- Az vaka olan bir yerde asistan doktor, uzmanlık unvanını alsa bile cerrahi beceri veya tanı koyma yetisi bakımından zayıf kalma ihtimali çok yüksektir.
- Sahip olacağı uzmanlık belgesi, gelişmiş ülkeler veya uluslararası sağlık kuruluşları tarafından "eşdeğer" kabul edilmeyebilir.
Bir ülke farklı yollarla tıp uzmanını belirleyebilir ancak vaka çeşitliliği ve gelişmiş hastane imkanları olmadan uzman tayin etmek, "kağıt üzerinde uzman" üretmekten öteye geçemez ve sağlık hizmeti kalitesini artırmadığı gibi doktora olan güveni de ortadan kaldırır.
Bütün bunlara söylenecek söz şudur:
Ülkeyi yöneten anlayış eğitimde de, sağlıkta da uzman olmak için akıl tutulması yaratan uygulamalara imza atmış, bu ülkenin eğitimcisini de doktorunu da itibarsızlaştırma konusunda “Master's Degree” düzeyinde uzman olmuştur.
Anlayan – Gülmece
Müziğe Yetenekli Kim var?
Yüksek Lisans diplomalı okul müdürü, telaşlı vaziyette sınıfa girer ve hemen sorar;
- Müziğe yetenekli kimler var?
Sınıf içerisinden dört öğrenci el kaldırır... Müdür:
- Aferin... Siz dördünüz aşağıya inip piyanonun taşınmasına yardım edin...
Okumuş muydunuz?
Bir ülkede cücelerin gölgeleri uzamaya başlamışsa güneş batıyor demektir.
Çin Atasözü







