Kızım sana söylüyorum, UBP sen anla!
1990’ların ortalarına doğru, sık sık Londra’daki bir Türk lokantasında buluşan üç İngiliz siyasetçi, “Yeni İşçi Partisi”nin temellerini atıyordu…
-*-*-
Bunlardan biri Tony Blair, öteki Gordon Brown ve üçüncüsü de Peter Mendelson’du!
-*-*-
Blair ve Brown arka arkaya ülkeye başbakanlık yaptılar…
Medelson da bakanlık yaptı ama “başbakan” olamadı çünkü, “açıklayamadığı” bir kaynaktan, lüks bir semtte kendisine ait ev aldığı gazetelerde yazılıyordu!
-*-*-
“Babamdan miras” dedi, “Annemden kaldı” dedi ama olmadı!
-*-*-
Derken, tabii ki İşçi Partisi kontenjanından “Lord” yapıldı ve büyükelçi olarak çeşitli görevlere atandı.
-*-*-
Derken adı Epstein dosyalarında geçmeye başladı…
-*-*-
Adı dosyalarda geçer geçmez, “suçludur, değildir”e bakılmaksızın, Wahsington Büyükelçiliği görevinden alındı…
-*-*-
Geçtiğimiz gün iğrenç dosyalardan 3 milyon adet daha piyasaya sürüldü, Mendelson’un adı yine geçince, bu kez “İşçi Partisi “üyeliğinden de ayrıldı ve “partim zarar görmesin” dedi.
-*-*-
Şimdi “Lord” unvanının da geri alınması konuşuluyor…
-*-*-
Kral Charles’ın kardeşi Prens Andrew’un da “prensliği” ve her türlü unvanı – görevi elinden alındı!
-*-*-
Haklarında mahkeme kararı var mı?
Hayır!
Henüz yok!
Güçlü deliller var mı?
Delil ne kadar güçlü olursa olsun, “mahkeme kararı yok”…
-*-*-
Neyse, bunları neden mi yazdım?
Kızım sana söylüyorum, UBP sen anla!
-*-*-
Bunca tutuklama, bunca belge, bilgi ve söylenti karşısında, UBP’deki bu seviye bir pişkinlik kabul edilebilir değildir!
Demokrasi utancıdır; KKTC’ye yapılmış bir itibar suikastıdır!
Bu halk bu kadar çürümüşlüğü kaldıramaz!
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda konuşan Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Hükümetin bugüne kadar yaptığı ve yapacaklarını "devlete itibar suikastı" olarak tanımladı!
-*-*-
Yüzde yüz katılmamak elde değil!
-*-*-
Düşünün ki yıllardır CTP’yi “KKTC düşmanı” – “devlet düşmanı” olarak gösteren UBP, bugün “sonsuza dek yaşatacaklarını iddia ettikleri devleti” resmen rezil etmiş, itibarını yerlere vurmuş durumdadır!
-*-*-
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a, dün düzenlediği basın toplantısında, “yurt dışı ziyaretiniz olursa, size vekalet edecek olan kişi ile ilgili bir sorun ya da sıkıntınız var mı?” benzeri bir soru sordum!
-*-*-
Düşünün ki cumhurbaşkanı vekili olacak kişinin adı, sahte diploma karşılığı, sahte vatandaşlık vermekte geçiyor!
Bu KKTC’ye karşı işlenmiş bir suçtur ve Sıla başkanın dediği gibi de apaçık itibar suikastıdır!
Ve artık bunun böyle olduğunu, sadece muhalefet vekilleri değil, bizzat UBP’liler de kabul etmektedir!
-*-*-
Sıla başkan, geçen hafta mahkemede, yolsuzluğa karıştığı iddiası gündeme gelen Meclis başkanının, bir süreliğine görevden uzaklaşmasını önerdiklerini hatırlattığı konuşmasında, çetelerin de halkı tehdit ettiğini vurguladı!
-*-*-
Hükümetin yönetememesi nedeniyle bu insanların ülkeyi tehdit eder hale geldiğini ve ülkedeki güvenliği sağlayamayan hükümetin sadece bu nedenle bile istifa etmesi gerektiğini kaydeden Sıla başkan, sağlık ve eğitimde daha önce yaşanmamış bir çöküş yaşandığını kaydetti!
-*-*-
Bu saptamalar yanlış mı?
Kesinlikle doğrudur!
-*-*-
Evet, CTP, 26 Nisan için erken seçim istiyor…
-*-*-
Cumhurbaşkanı Erhürman da “erken seçimin teknik açıdan da şart olduğuna” vurgu yapıyor!
-*-*-
Aralık’ta yerel seçimler var…
Genel seçimler ise 2027 Ocak ayında…
Aralık 2026’da hem yerel hem de genel seçimlerin birlikte yapılması veya bir ay arayla tekrar edilmesi rasyonel değil!
Akla uygun değil!
Ekonomiyi hiç uygun değil!
Yüksek Seçim Kurulu’nu da oy sayımı konusunda sıkıntıya sokacak!
-*-*-
Ekim 2026’da bütçe var…
-*-*-
Nisan, bilemediniz Mayıs, doğru olandır!
-*-*-
Ve en doğrusu, erken seçimi olsun – olmasın, mevcut hükümetin tuzu bile kuruttuğudur!
-*-*-
CTP Genel Başkanı diyor ki; “erken seçim bizim değil halkın talebidir bu kadar çürümüşlüğü kimse kaldıramaz”…
Erhürman şansımızdır
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, dün Cumhurbaşkanlığı Beyaz Salon'da "Cumhurbaşkanlığı'nda 100 Gün" adlı basın toplantısı düzenledi…
-*-*-
İddia eder ve derim ki; böyle bir liderimizin olması toplumumuz adına büyük bir şanstır…
-*-*-
Çok zekidir, çok bilgilidir ve hemen her konuya çok rahat yanıt vermektedir…
-*-*-
Kıbrıslı deyişiyle, “hiçbir şekilde O’nu içinde bırakamazsınız!”…
-*-*-
Ne sorarsanız sorun, kesinlikle yanıtı vardır ve kesinlikle verdiği yanıt “yanlış” değildir!
-*-*-
Haaaaa, elbette ciddi şekilde eleştirenler, örneğin TC’ye giriş yasağı olanlarla ilgili soru konusunda, “verdiği sözleri tutamadı”ya kadar işi getirenler vardır ama basın toplantısında söylediği gibi; “… seçilmeden önce söylediklerim ile şu anda söylediklerim arasında hiçbir fark yoktur…”
-*-*-
Türkiye’ye girişler konusunda top aslında Türkiye’dedir!
Cumhurbaşkanı, tam iki kez konuyu Cevdet Yılmaz’ın bilgisine getirdiğini ancak henüz yanıt verilmediğini rahatlıkla anlatmıştır!
-*-*-
Türkiye ile arasında bazı “nüans”ların olduğunu kabul etmektedir!
Ama bunun normal olduğu konusunda ısrarcıdır ve “biz doğru bildiğimizi savunmaya devam edeceğiz”cidir!
-*-*-
Nüans nedir?
Nüans, bir şeydeki ince fark, ince ayrım ya da küçük ama anlamlı detay demektir.
-*-*-
Basın toplantısında neler mi söyledi?
Eminim merak eden, ne söylediğini gazetelerden okur; dilediği yorumu da yapar…
Ama şunu bir kez daha söylemek zorundayım; “Erhürman şansımızdır”…
-*-*-
Külliye mi?
Çok abartılı, çok gereksiz, çok israf, çok aptalca, çok saçma, çok şov, çok abuk, çok sabuk!
Kesinlikle “bize yabancı”!
Dün bir kez daha gördük!
Bunu da ayrı bir mesele olarak not düşmek gerekir diye düşündüm!








