1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. "Yaraları kaşımaktan korkmayalım çünkü kirli kan ancak böyle atılabilecektir..."
Eralp Adanır

Eralp Adanır

Kıbrıs’ta Türkçe Ezan ve Nazım Hoca-4

A+A-

1950 yılının mayıs ayında Hür Söz gazetesinde bir başlıkla karşılaşıyoruz. “Ayasofya Camiinde Çıkan Nahoş Bir Hâdise Münasebetiyle.” Anlaşılacağı gibi bu yazımızın ana fikrini oluşturan ezanın o yıllarda Türkçe olarak okunmasına bazı kişilerce tepki verilmesinin basına yansıyan ilk olayına şahit oluyoruz. Yazıdizimizin başlığına “Nazım  Hoca” ismini eklememiz de işte bu olaydan kaynaklanıyor. Önce konuyla ilgili yazıyı okuyalım...

 

Ayasofya Camiinde Çıkan Nahoş Bir Hâdise Münasebetiyle.

Türk milletini asırlarca her türlü yenilik ve ileri hamleden meneden softa ve yobaz ruhlu kimselerin, Cumhuriyetin ilânından sonra, meydanı terk etmeleri hususunda İnkılâpçı gençlerin giriştikleri mücadele herkesçe malûmdur. Osmanlı İmparatorluğunun enkazı altından doğan yeni Cumhuriyet hükûmetinin meydana getirdiği yenilik ve terakkileri bir ortaçağ zihniyeti ile hareket ederek çekemeyen bazı geri zihniyetli hocaların “Şeriat elden gitti”, “Müslümanlık kalmadı” diye kopardıkları vaveylâlar ve sebep oldukları müessif Menemen hâdisesi yeni neslin bu yöndeki mücadelesinin ilk reaksiyon kısmını teşkil etmektedir.

   Cumhuriyet hükûmetinin o zamanlar aldığı sıkı tedbirler sayesinde bu din fesatçıları uzun zaman ortadan kaybolmuşlardı. Lâkin Demokrasi rejiminin bahşetmiş olduğu hürriyetten sonra bu gibi softalar ve şeyhler ve bunların tertip ettikleri tarikatlar görülmeğe başlanmıştır. Bunların çıkarmakta oldukları nahoş hâdiseler şuurlu Türk gençliğini üzmekte ve istikbâl hakkında endişeye düşürmektedir.

   Demokrasinin bahşetmiş olduğu hürriyeti ganimet bilerek mukaddes dinimiz İslâm dinini akıllarında bir gerilik vasıtası yapmak isteyenlerin, Türk milletinden ziyade yabancı emellere hizmet ettiklerini her vatandaşın bilmesi gerekmektedir. Bu gibi yenilik düşmanı birisinin, Atatürk inkılâplarını adım adım takip etmekte olan Kıbrıs Türklüğü arasında da birkaç seneden beri zuhur etmesi, aydın Kıbrıs Türk gençliğinin infialine mucip olmaktadır. Hakikaten ehemniyetsiz gibi görünen bu şahısların cemiyetimiz arasında gün geçtikçe bir nevi huzursuzluk yarattıkları görülmektedir.

   Meselâ dün Ayasofya camiinde zuhur eden nahoş hadise aklıselim sahibi her Kıbrıslı Türkü üzmektedir. Hâdise şöyle cereyan etmiştir: Kıbrıs’a geldiği günden beri kürsü almadığı halde camilerde vermiş olduğu salâhiyetsiz ve yersiz vaizlerde inkılâp ve terakki aleyhine  olduğunu isbat etmiş olan Mehmet Nazım efendi dün öğleyin Cuma namazından evvel Ayasofya camii şerifinde bermutad  ve salâhiyetsiz olarak yine vermiş olduğu vaizde Türk inkılâbına hücum etmiş, yeni Türkiye ile kanununu kabul edenleri tekfir etmiştir. Nazım Efendi’nin bu nasihatı ve vaazı (birkaç müridi müstesna) bütün cemaat arasında bir sinirlilik yaratmıştır.

   Nazım Efendi’nin inkılâp prensipleri aleyhine olan fiili saldırışı bununla da bitmiyor. Yine dün (Cuma Ayasofya camiinin ulu minarelerinde öğle ezanı okunurken Nazım hoca müritlerinden biri de caminin kapısı önünde Arapça ezan okuyor..!  bununla da yetinmiyorlar ve hutbe ezanını Ayasofya müezzini Hafız Şefik Efendi Türkçe olarak okumaya hazırlandığı sırada Mehmet Nazım Efendi kalkıp minberin önünde Arapça ezan okumak gibi dinî âyine füzulî ve yersiz bir müdahalede bulunuyor.

   Birkaç müride güman ederek halkın ve Lise gençliğinin itirazlarına kulak asmayarak Hafız Şefik Efendi Türkçe hutbe ezanı okuduğu sırada kalkıp da Arabca ezan okuması kanaatimizce dinî ayinlerimize bir müdahaledir. Nazım Efendi’nin yersiz hareketine öfkelenen cemaat ile müridler arasında az kaldı müessif bir hadise olacaktı. Camide hazır bulunan Fetva emininin bu hâdiseye seyirci kalarak hiç bir müdahalede bulunmayışı şayanı teessüftür. Hâdiseden haberdar edilen Polis, vaziyeti kontrol etmek için camiye koşmuş ve cemaatın bir kısmı da camiyi terketmek mecburiyetinde kalmıştır. Namazdan sonra cemaat teessür içinde camiden ayrılmış olup Fetva Emini’nin bu gibi salâhiyetsiz kimseleri camilerimizde dinî ayinlerimize ulu orta müdahaleden menetmemesine üzülmekte idiler.

   Kıbrıs Türk Cemaati’nin yeni aile kanunlarına ve daha başka sosyal gelişmelere kavuşmak üzere olduğu bu zamanda, Nazım Efendi’nin menfi telkinatta bulunması ve bunu Yeşiladamızın göbeğindeki muhteşem Ayasofya Camii şerifinde yapabilmesi cidden hazindir. İlgili makamların bu hususu nazarı dikkatini celbederken, halkımızın da uyanık olması ve bu gibi yanlış telkinata kulak asmaması şayanı arzudur.”

 

Anlaşılacağı üzere böylesi bir olaya şahit olan Fetva Emini’nin tepkisiz kalması, namaza giden cemaat nezdinde büyük bir hoşnutsuzluğa neden olmuştu. Belki Fetva Emini de ne yapması gerektiğine pek karar verememişti o günlerde. Bir yanda geleneğe sahip ezanın Arapça okunması varken, diğer yanda Atatürk Cumhuriyetinin almış olduğu bir inkıâb kararı. Atatürk ilkelerine bağlı ve takipçisi-savunucusu olan Kıbrıslı Türklerin alınan böylesi bir kararı hayatlarına geçirmek istemesi kaçınılmazdı. Ama Fetva Emin’i ve bu uygulamaya karşı çıkanların buna pek sıcak bakmadıkları görülmektedir.

   Yine mayıs içerisinde yayınlanan bir başka yazıda, konu yine Nazım Hoca ve Türkçe ezandı...

 

“Camilerimizde Huzur İsteriz.

Geçen Cuma günü Ayasofya Camii’nde Nazım Hoca ve müritleri tarafından çıkarılan nahoş hadisenin bütün Kıbrıslı dindaşlarımız arasında derin teessür ve infial yarattığını almış olduğumuz mektuplardan ve vaki müracaatlardan öğrenmekteyiz. Halk, camilerimizde yapılan dinî ayinlerimize hodbehot (kimseye danışmaksızın ea.) bir müdahale olan Nazım Efendi’nin bu hareketini takbih (ayıplama ea) etmekte ve camilerimizde kılınan namaza ve yapılan dinî ayinlere hiç bir sıfat ve memuriyeti olmadığı halde müdahale edenlerin polis tarafından menedilip cezalandırılmalarını istemektedir.

   Ayasofya camii şerifi’nde geçen Cuma günü, Cuma Namazı ayininde vukua gelen hadisede muhterem Fetva Emini’nin hareketsizliği ve hatta mevcut halihazır usul hilâfına olarak Arapça ezan okunmasına müsade eder bir tavır takınması inkılâpçı Türk gençliğinin olduğu kadar aklı selim sahibi her müslümanın teessürüne mucip olmuştur. Mezkur hadis, yenilik aleyhtarlığı ve irticanın bir örneği olmakla beraber (Allah’a yalvarmak için toplandığımız mukaddes mabedlerimizi kanlı bir kavga sahnesi haline getirmek istidadında olması babından da) ehemmiyetlidir. Her şeyden ziyade manevî bir huzur ve sükûnun hüküm sürmesi icabeden camilerimizin, birkaç yenilik düşmanı tarafından, binbir tesir altında fesat yuvasına çevrilmesine hiçbir Türk-Müslüman rıza gösteremez.

   Buna benzer bazı sebeplerle, bu gibi hocalar tarafından caniyane ve pek kanlı hadiselerin çıkarıldığını bizlere tarih kaydetmektedir. İşte bundan dolayıdır ki, ilgili makamların ve Polisin nazarı dikkatini bu hususa çeker ve camilerimizde yapılan dinî ayinlere başkalarının müdahale etmesi ve bizi mezellet karanlıklarına sürüklemek isteyenlerine karşı kesin kararlar almaları lüzumunu bir kere daha belirtiriz.

   Hatırlardadır ki Rumlarda da “Palyo İmerolaistes” adı altında bu gibi eskiye rücu zihniyetindeki Papazlar, bir köy kilisesinde daha geçenlerde buna benzer bir şekilde dinî bir merasime müdahaleye yeltenmişler ve fakat mesele adliyeye intikal etmişti. Benzeri olan bu vakaya da ilgililerin dikkatı nazarını çekeriz.”

03-ocak-2021-eralp-kibrista-turkce-ezan-ve-nazim-hoca-4.jpg

Bu yazı toplam 1606 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar