1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. Kaygıları kardeş olanlar
Neşe Yaşın

Neşe Yaşın

Kaygıları kardeş olanlar

A+A-

Onca kutsal arasında tek rağbet görmeyen insan hayatının kutsallığı. Hayvanları sorarsanız kimi çevrelerde sahiplik çerçevesi içinde bazıları insandan önemli. Her can değerli elbette, bir hiyerarşi kurarak söylemiyorum bunu. Burada kurulu bir hiyerarşi var zaten, o da sınıfsal. Bir hayat parayla, güçle, kimlik ve aidiyetle ilişkilendiği oranda değer kazanıyor. İnsan ölümleri rakamlar olarak konuluyor önümüze. Dizilere bakıyorum, silahlı çatışma çıkıyor ve kahramanımızın silahıyla bir anda on kişi filan mevta. İnsan öldürülerek puan toplanan bilgisayar oyunlarına gömülü çocuklarla baş başayız. Ölümden sonra daha uzun ve güzel bir hayat olduğu fantezisi mi bu soğukkanlılığı getiren, ölümü bir son olarak görememek mi?

Ölümsüzlük fikri ölümlü olunduğu için var. Yaşamak zaten ölüme dair. Ölmemek için nefes alıyor, yemek yiyor, ekonomik ve duygusal güvenlik alanları oluşturuyoruz kendimize. Sevdiklerimizin bizi erkenden terk etmesine dayanamıyor onların başka bir boyutta ve yerde hala var olduklarına inanmak istiyoruz.

Tarih boyunca çeşitli mitler yaratmış insanlık, acıyla, yokluk ve hiçlik duygusuyla baş etmenin yolu olmuş bu. Evrenin gizemini aralamaya çalışmış, bilimle aşmaya çalışmış bazı gizemleri ve bir kısmını aşamamış. Ölümün kaçınılmaz zaferine karşı avuntular ararken bir kurguya sığınmak iyi gelmiş hep. Felsefeyle, edebiyatla ruhsal olanı kuşatmış, varlığını anlamlandırmaya çalışmış.

Kalbim acıyor hep bu dünya temaşasında. Her an dünyanın her yerinde olandan haberdar olduğumuz bir zamanda yaşıyoruz ve eğer bir empatsak taşınamayacak bir keder yüküne tekabül ediyor bu.

Kişisel hikayelerimizin hüznü kimilerininki ile kıyaslanmaz belki. Yine de içinde olduğumuz, artısını eksisini yaşadığımız en önemli hikâye bu ve ondan sorumluyuz öncelikle. Pek çok insan başkalarının hikayesini de yüklenmek zorunda. Özellikle kadınlar, erkeklerin iyiliği için tasarlanmış bir dünyada bakıcı rolünü üstlenmişler çağlar boyunca. Diğer cephede ise başka trajediler var. Hele farklı cinsel kimliklerde… Çocukluk bir çeşit rehinelik gibi yaşanmış çoğu zaman. Her hayat, her deneyim farklı elbette. Bütün farklı cinsler ve kimliklerin gözetilip özgürlük ve mutluluktan payını alacakları bir dünya düşlemek de mümkün en azından. Düşlediğimiz dünya uzak olsa bile bu düşe içkin değerler bugünden rehberimiz olabilir.

İçimizdeki kalem kırmaya hazır yargıç biraz da tembellikten. Ona buna atıp tutmak, yargılayıp mahkûm etmek işin en kolayı.

Kendimizi haklı gösterecek anlatılar kurmamız çok kolay, hele böyle bir yeteneği olmayanlar ya da dürüstlük ve etik nedenlere böyle anlatılara tevessül etmeyenler karşısında. Bir biçimde kendimizi savunmak, bedensel, ruhsal varlıklarımızı korumak zorundayız. Her türlü zulüm ve adaletsizliğin bizi de bulması mümkün.

Nasıl bir hayat hikayemiz olacağı önemli ama kolektif olarak yazılan hikayeler bunlar. Ne kadar çırpınsak içinden çıkamayacağımız kafeslerde mahkûm, bazı kıskaçlarda kıstırılmış buluyoruz kendimizi. Sonuçta bu bizim hikayemiz ama. Mesele esir düşmekte değil teslim olmamakta diyen şairimizin şiarı parlıyor bu noktada. Sonuçta yenilmiş olabiliriz ama hangi oranda direndik.

Annemi kaybettiğimiz gün hastanede boş bir odada bir yatağa uzanmış ve yüzümün sürekli baktığım annemin yüzü olduğu duygusuna kapılmıştım. Küçük bir kız sayılırdım daha. Bu yüz edinme halini sürekli izlediğim diziler, haber programlarında filan da yaşıyorum bazen. Birinin yüzü belleğime o kadar yerleşiyor ki gizli bir ayanda seyrettiğim kendimin yerini alabiliyor. Tuhaf bir çağ yaşadığımız, videolar halinde akıp gidiyor gözümüzün önünden. Yalnızlığımıza bir çare bulduğumuz yanılsamasını yaşıyoruz sürekli.

Tanık olduğumuz adaletsizliklerle kırılan kalplerimizi ne iyileştirebilir. Aynı serüvenin parçası olduğumuzu bilmek, birbirimize dokunmak, dayanışma içinde olmak belki. Hep birlikte seyrettiğimiz bu dünyada birbirimizin suretleriyiz aslında. Benim kalbimi acıtan senin kalbini de acıtıyorsa bu kalp kardeşliği birleştirebilir bizi. Kaygıları kardeş olanlar o kaygıları yaratanlardan daha güçlü ve kalabalıktır her zaman.

Bu yazı toplam 290 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar