Eksik Olan Sadece “Kadro” Değildir
Öğretim yılı sonu aylarına girdiğimiz bugünlerde okulların nitelikli etkinlikleri daha bir görünür olmaya başladı. Ne var ki; öğretmen ve okul yöneticileriyle kısa bir sohbet yaptığınızda okullarımızdaki durumun; “dışı seni, içi beni yakar” derecesinde olduğu rahatlıkla anlaşılıyor.
Okulları ayakta tutan asıl yapı insan kaynağıdır. Okullarda öğretmen ve okul yöneticisi eksikliği, yüzeyde bir “kadro sorunu” gibi görünse de gerçekte sistemin bütününe yayılan yapısal bir kırılmadı. Bu eksiklik, öğrenme kalitesinden okul iklimine, fırsat eşitliğinden uzun vadeli toplumsal kalkınmaya kadar geniş bir etki alanı yaratır.
Öğretmen eksikliği, doğrudan öğrenme süreçlerinin niteliğini düşürür. Sınıf mevcutlarının artması, öğretmenin her öğrenciye ayırabileceği zamanı azaltır. Bu durum özellikle bireysel farklılıkların gözetilmesini zorlaştırır; öğrenme güçlüğü yaşayan ya da özel ilgiye ihtiyaç duyan öğrenciler sistemin dışında kalma riskiyle karşı karşıya kalır.
Öğretmen eksikliği; diğer öğretmenlerin yükünü artırır. Bu da öğretmenin kendi görev ve sorumluluklarının ötesinde eksik öğretmenden dolayı ortaya çıkan sıkıntıları kapmaya çalıştıklarından öğretmende dolayısıyla da eğitimin kendisinde görünmez ama devasa bir sorun ortaya çıkarır. Şöyle ki;
Öğretmen eksikliği varsa ilk kırılma öğrenmenin kendisi olur:
- Kalabalık sınıflar
- Azalan bireysel ilgi
- Yüzeysel bilgi
- Kopuk öğrenme
Eksik öğretmen yalnızca boşluk yaratmaz, aynı zamanda yükü büyütür: Daha fazla ders saati, sürekli “açığı kapatma” çabası. Sonuçta her gün biraz daha fazla tükenen öğretmen.
Tükenmiş bir öğretmen, sadece kendini değil, sınıfın enerjisini de kaybeder.
Ve bu durum zincirleme bir etki yaratır.
Dahası her okul bu eksikliği aynı şekilde yaşamaz. Ve eğitimdeki asıl kırılma da burada başlar. Başka bir ifadeyle dezavantajlı okulları/bölgelerde öğretmen eksikliği daha derin sorunlar yaşatır.
Eğitim sistemi, eşitleyen değil; ayrıştıran bir yapıya dönüşür.
Bir öğrenci bulunduğu okul yüzünden daha az öğretmene erişiyorsa, bu sadece eğitim sorunu değildir. Bu, doğrudan bir toplumsal sondur.
Bugün okullarda yaşanan eksiklikler, yarının toplumsal eksiklikleridir.
Eksik öğrenme → Düşük beceri → Verimsizlik → Sosyal kırılganlık.
Yani mesele sadece bugünün öğrencisi değil, yarının toplumu.
Öğretmen eksikliği bir “kadro eksikliği” değil, sistemin kalbine dokunan bir meseledir. Eksik olan sadece öğretmen değildir: Öğretmenle birlikte aynı anda;
- Rehberlik eksilir
- Güven eksilir
- Beceri eksilir
- Bütünsel gelişme eksilir
- Ve en önemlisi öğrencinin yüksek yararı eksilir.
Bir eğitim sistemi en zayıf olduğu yer kadar, bir toplum eğitim sistemi kadar güçlüdür.

Anlayana- Gülmece
Genetik
Dr. Temel ve birbirinden iddialı 2 genetik uzmanı arkadaşı yeni buluşlarını karşılaştırıyorlar. Birincisi anlatıyor
- İnek ve tavuk genlerinden harikulade yeni bir hayvan meydana getirdim. Hem süt veriyor hem yumurtluyor, eti kırmızı et tadında ama beyaz et kadar sağlıklı, bence bu yüzyılın buluşu.
Diğer sözü alıyor ve çalışmasını açıklıyor:
- Arı ile karasinek genlerini karıştırdım. Yeni türümüz pisliklerden bal yapıyor. Hem bol miktarda hem de inanılmaz kaliteli bal elde etme imkanına kavuşmuş bulunuyoruz.
Dr. Temel iki meslektaşına bakıyor ve;
- Valla ben de karpuzla, karafatma genlerini birleştirdim. Artık karpuzu kesiyorsun, bütün çekirdekler yürüyüp gidiyor.
Okumuş muydunuz?
Yalnızca bir deli, suyun derinliğini iki ayağıyla anlamaya kalkar.
Afrika Atasözü






