1. YAZARLAR

  2. Yücel Vural

  3. Karma ve tercih oyu gölgesinde seçmen-siyasetçi ilişkisi
Yücel Vural

Yücel Vural

SALAMİS TARTIŞMALARI

Karma ve tercih oyu gölgesinde seçmen-siyasetçi ilişkisi

A+A-

Seçimlerde siyasal partilerden sadece birine oy vermek yerine, birden fazla siyasal partinin ardayları arasından seçme yaparak karma oy kullanmak demokrasiye aykırı bir yön içermiyor.

Ayni şekilde, bir siyasal partiye oy verdikten sonra, o partinin adayları arasında tercihte bulunmanın da demokrasiye aykırı olduğu iddia edilemez.

Zaten, Kıbrıs Türk toplumunda bu yüzden yapılan bir tartışma da yoktur.

Tartışma daha ziyade karma oyların kullanımında yapılan hatalardan ötürü geçersiz oyların sayısının artması ve ayrıca karma oy kullanımı nedeniyle, oy sayımının zorlaşması ve  kazanan adayların belirlenmesinin kabul edilemeyecek derecede uzamasıdır.

Bu gerekçeler, karma oyun, seçimlerin arifesinde değil, ama uygun bir zamanda ele alınarak yeniden düzenlenmesini gerektiriyor.

KıbrıslıTürk toplumu örneğinde, seçim sisteminin karma ve tercih oyu kullanımını içermesi başka olumsuz sonuçlara da yol açmaktadır.

İşte pek de gündem yapılmayan konu budur!

Bu köşede daha önce de vurgulandığı gibi, karma ve tercih oyu uygulamasının başlıca olumsuz sonuçlarından bir tanesi, seçimleri siyasal partiler arasındaki bir rekabet olmaktan ziyade, parti içi rekabete dönüştürmüş olmasıdır.

Sorun, parti içi rekabetin varlığından değil, bunun için kullanılan araçların niteliğinden kaynaklanmaktadır.

Yani seçimlerde yapılan liste çalışmalarından başlamak üzere, eğer parti hükümet içinde bir konuma sahipse, kamu kaynaklarının dağıtımına kadar, demokratik kuralları ve kamu yararını zedeleyen bir parti-içi mücadele ortaya çıkmaktadır.

Sonuç olarak, toplumsal sorunların çözümüne odaklanması gereken siyaset kurumu, bu işlevinden uzaklaşarak, kişisel çıkar ve beklentilerin tatmin edilmesi esasına dayalı parti içi bir rekabetin malzemesi olmaktadır.

Böylece parti içi klikler, parti içinde alışılagelmiş demokratik yollardan mücadele etmek yerine, partiler arası bir rakebet aracı olan seçim sürecini kullanmaktadırlar.

Bu olumsuz sonuçlar, bir yandan siyasal kurumlara ve siyasete güveni baltalarken öte yandan da seçmen ile siyasetçi arasında garip bir ilişkinin kurulmasına neden oluyor.

Bazı seçmen grupları tarafından siyasal bir protesto aracı protesto aracı olarak Sonuç basit olarak şöyle özetlenebilir: Siyasi destek (oy ya da tercih) karşılığı hizmet!

İşte bu ilişki içinde seçmene verilen rol nedeniyle, vatandaşlık bilinci köreltilmekte, toplumsal kalkınma talebi rafa kaldırılmakta ve ‘kamu yararı’ siyasal düşünce ve eylemden tamamen dışlanmaktadır.

Bu nedenledir ki, seçmeni tatmin etmek için, kent içi yollarımız kimi yerlerde anlaşılmaz şekilde daralmakta, kimi yerlerde garip şekilde yön değiştirmektedir.

Daha da önemlisi, siyaset kurumu, bir kent planlaması yapma iradesi gösterememektedir.

Trafik akışında düzen ve güvenlik sunması gereken kentler arası yollar, ayni nedenle, mahalle arası yollardan farksız hale gelmektedir.

Ayni nedenle, belediyelerimizde ‘çalışanların’ sayısı ‘oturanların’ sayısından azdır.

Seçim öncesinde verilen ‘kişisel sözler’in bir sonucu olarak teknik eleman olarak istihdam edilebilecek hemen hemen herkes, devlet dairelerinde hizmetli, şöför, ‘görevi olmayan çalışan’ olarak istihdam edilmektedir.

Bireyin (seçmenin) karşılaştığı hemen hemen her sorunun çözümü için, normal idari süreç ve usüller geçersiz kılınarak ‘siyasetçi’yle kurulan özel ilişki mutlaka devreye sokulmaktadır.

Bu toplumda, herhangi bir sorunla karşılaşıp yukarıdaki mekanizmayı kullanmayan ve bu nedenle sorununu çözemeyen kaç kişi acaba siyasetçinin ağzından çıkan şu cümleyi hiç duymamıştır?: ‘Keşke beni arasaydın!’

Yani yasa ve kuralın geçerli olmadığı, ölçütün anlamsızlaştığı, doğal bir hakkın ‘siyasal nimet’e dönüştüğü bir düzen!

Kamu kaynakları sınırsız olmadığı için, seçmenle siyasetçi arasındaki bu garip ilişkinin neredeyse her seçim sonunda dramatik bir hal aldığı artık ayan-beyan olmuştur

Bu ülkenin sorunlarının temelinde seçim yasasının olmadığı kesindir.

Ama daha demokratik bir toplum olma özlemini dizginleyen ve toplumsal sorunlara çözüm bulunması için toplumsal bir dinamizm yaratılmasını engelleyen unsurların başında, bu seçim sisteminin teşvik ettiği bu garip ‘seçmen-siyasetçi ilişkisi’ gelmektedir.

Bu nedenle, en başta parti içi rekabeti, o düzeyde etkin olan mekanizmalar aracılığıyla sürdürmek, partiler arası rekabeti demokratik kurallara göre yeniden düzenleyecek ve seçmen-siyasetçi ilişkisinde ‘siyasal desteğe karşılık hizmet’ düzeneğini ortadan kaldırmaya destek olacak bir seçim yasasına ihtiyaç vardır.

Bu yazı toplam 446 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar