1. YAZARLAR

  2. Tayfun Çağra

  3. Kampüs mü, asker mi, beton mu?
Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Kampüs mü, asker mi, beton mu?

A+A-

Dikkate alınmadı.

Ne Yeşil Barış Hareketi’nin açtığı ve devam eden dava, ne de CTP’nin MYK’sında yer alan ve Yeşil Barış Hareketi’nin de Başkanı olan Feriha Tel.

CTP, Meclis’teki son ‘ret’ oyuna kadar bu konuda dikkat kesilmedi.

Başta 2008 yılında Cumhuriyetçi Türk Partisi, kendi döneminde kendi projesi olan İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Karpaz Bölgesi’nde kampüs açmasına onay vermiş ve sözleşme imzalamıştı.

Nedendir bilinmez proje ilerlemedi, Karpaz’da İTÜ’nün adı kaldı ama bir üniversite kampüsü oluşmadı.

Şimdilerde İTÜ’nün Karpaz’a kampüs açması konusu, 3500 dönüm alçak orman arazilerini de kapsayan devasa bir alanla gündeme yeniden geldi. Bu alan çok büyük. Bir üniversite bu kadar araziyi neden ister, bu kadar alana ne yapılır, nasıl kullanılır.

Bu alan, İstanbul’da Üniversite merkezi olan İTÜ’nün alanından çok büyük. Kalkanlı’daki ODTÜ arazisinden de büyük.   

Alçak Orman Arazileri’nin de bu projeye eklenebilmesi için hükümet yasa değişikliği yaptı ve “eğitim amaçlı ise alçak orman arazileri de verilebilir” dedi. CTP’nin, konuyla ilgili YBH’nın açtığı dava devam ederken böyle bir proje için onay vermesi iyi olmadı.

Demek ki konuya odaklanamamış, araştırmamış, incelememiş veya belki de en önemlisi, kendi başlattığı projeye biçim değiştirmiş olsa bile karşı çıkılmasını doğru bulmamış.

Ancak sonradan gelen tepkiler, sivil toplum örgütlerinin karşı çıkması, karşılıklı görüş alış-verişleri sonucunda CTP tutum değiştirdi, gelen tepkileri dikkate aldı ve son oylamada Meclis’te ret oyu verdi. Her zaman bir yanlıştan dönebilmek daima en makul olandır. Ancak çoğunluk ne yazık ki hükümette olduğu için birçok yanlış tasarının yasalaşması gibi burada da çoğunluğun dediği oldu.

***

Konuya başka bir açıdan bakalım;

Neden ille de üniversite? Yani bir bölgenin kalkınması için oraya ille de bir üniversite açmak doğru olan mıdır?

Öyleyse eğer, bölgede Doğu Akdeniz Üniversitesi var. DAÜ’nün ek binaları için içinde alçak orman arazisi de olmadan, 3500 dönüme de gerek olmadan yer verilebilir.

Kaldı ki Kalkanlı’da ODTÜ Kampüsü örneği var. Kampüsün bölgeye, Güzelyurt’a canlılık getirmesi, ekonomik katkı sağlaması düşünülmüştü ama başta bölgedekiler olmak üzere, bu düşüncenin hayata geçemediğini görebiliyoruz. Bölgede ne bölge halkı, ne esnaf, ne de öğrenci memnun değil. Öğrencinin, vakit geçirmek için Lefkoşa’ya veya Girne’ye gidip geldiğini görmek de mümkün.

Ve yine kaldı ki ekonomik kalkınma ve canlılık için neden eğitim sektörü düşünülüyor? Eğitimde kalite neden arka plana itiliyor ön planda olması gerekirken!..

Ve Karpaz bölgesi neden ancak üniversite ile kalkınma sürecine girebilir gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor? İşte yukarıda anlattığım Kalkanlı’daki ODTÜ ve daha batıda Lefke Avrupa Üniversitesi gibi bölgelere umulan kalkınmanın kısıtlı kaldığı örnekler varken... Tabii bu olumsuzluk, aslında üniversitelerin yalnız bırakılması ve çabalarının hükümetler tarafından desteklenmemesi olarak da anlaşılabilir.

***

Konumuz olan Karpaz’a dönersek, neden bölgeye uygun başka üretim modelleri düşünülmüyor? İTÜ’ye sağlanacak teşvik ve olanaklar, bölgenin işsizlikle sorun yaşayan insanına sağlanabilse, toprağı işleyebilecek olanaklar sağlanabilse, ucuz krediler verilse Karpaz’ın sebzesi, meyvesi, hayvanının eti ve sütünün her bölgeye ulaşabileceği fırsatlar yaratılabilse iyi olmaz mı?

Öte yandan İTÜ’ye verilecek devasa araziyi düşündüğümüzde başka şeyler akla geliyor… Başbakan olduğu söylenen Ünal Üstel, İran- İsrail/ABD savaşını bahane göstererek, güvenlik amaçlı bir proje olduğunu söylemeye çalıştı. Tamam da bir üniversiteye verilecek araziyle güvenliğin bağlantısı nasıl kurulabilir diye düşünüyor insan.

Askeri bir alan mı olacak orası yoksa askeri alan algısı yaratılarak bölgenin betonlaşması ve ardından satışı kamufle mi edilmeye çalışılıyor acaba!.. Üniversite kampüsü bu karmaşanın neresinde yer alacak?

***

İşte yine tuhaf uygulamalar ve bu uygulamaların kafamızda yarattığı yine tuhaf ve yaratıcı! soruları…

Düşünün; Başka bir ülkede olsak beynimizi bu kadar çalıştırabilir miydik!?     

Bu yazı toplam 248 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar