1. YAZARLAR

  2. Ünal Fındık

  3. Guterres’in Masasındaki İlk Dosya
Ünal Fındık

Ünal Fındık

Guterres’in Masasındaki İlk Dosya

A+A-

Bugünlerde özellikle güneyde Kıbrıs sorununun çözümü yönünde yeni bir fırsat penceresinin açılacağı tartışmaları hız kazandı.

Bu tartışmaların fitilini ateşleyen de Hristodulidis’in kendisidir.

Hristodulidis’in önceki akşam Kıbrıs sorunuyla ilgili Alpha TV’ye verdiği söyleşi ve dün yaptığı yeni açıklamalar bugün Rum basınında geniş yer buldu.

Filelefteros “Bir Çözüm Planı Sunmak İstiyor” başlıklı haberinde, Hristodulidis’in bu açıklamalarının, yılın ikinci yarısında yoğun bir hareketlilik yaşanacağına işaret ettiğini yazdı.

Gazeteye göre, Hristodulidis açıklamasında BM'nin perde gerisinde yaptığı çalışmasından duyduğu iyimserliği de dile getirdi.

Bu çalışmanın BM Genel Sekreteri Guterres ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mart ayındaki görüşmesinden sonra başladığını ve gelişme aşamasında olduğunu belirtti.

Mart ayında BM Genel Sekreteri Guterres ile Erdoğan’ın Ankara’da bir görüşme yaptığı ve Erdoğan’ın, Guterres’e çözüm yönünde olumlu sinyaller verdiğini, ancak Hristodulidis ve Rumlara güvenmediğini söylediğini de diplomatik kaynaklar doğruladı.

Kıbrıs’ın da içinde bulunduğu Doğu Akdeniz’deki ve Ortadoğu’daki gelişmeler, enerji kaynakları ve ulaşım yolları üzerinde yaşanan olumsuzluklar bu bölgede yeni gelişmelere gebedir.

Bu gelişmeler elbette dünyanın önde gelen bütün ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. Başta ABD olmak üzere AB ve Britanya ile Türkiye dahil bütün bölge ülkeleri bu yeni gelişmelerde öncü rol oynayacaktır.

Özellikle ABD’nin yeni başkanı Trump’ın NATO konusundaki yeni yaklaşımları, NATO’nun artık Avrupa ülkelerini korumayacağını, Avrupa’nın kendi kendini savunmaya hazır olmasını istemesi neticesinde Türkiye-AB ilişkileri yeni bir boyuta girdi.

AB hem savunma sanayisindeki devasa gelişmeler, hem de Avrupa’nın en güçlü ordusu durumunda bulunan Türkiye’yi AB Güvenlik Politikalarına dahil etmek istiyor.

Bu nedenle önce AB-Türkiye Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi gerekmektedir. Bunun için de AB üyesi Kıbrıs ve Yunanistan’ın onayı şarttır.

AB’nin büyük ülkeleri bu çıkmazı aşmak için yoğun girişimlere çoktan başladılar. Burada altını çizmemiz gereken bir husus daha var. AB, Kıbrıs sorununu tek başına çözemez. Bu nedenle BM sürecine destek veriyor.

BM’nin Kıbrıs çözüm sürecini yeniden başlatmasını, daha doğrusu geçen yıl Mart ve Temmuz aylarında yapılan 5+1 zirvelerle başlayan ama bir türlü sonuç alıcı müzakerelere geçilemeyen süreci ilerletmek için BM Genel Sekreteri Guterres’i cesaretlendirmektedir.

Guterres’in Kıbrıs konusundaki perde arkası çabalarını bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

TC Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Ankara’da Guterres’e yeşil ışık yakmasını da bu çerçevede değerlendiriyorum.

Guterres’in bir diğer motivasyonu da görev süresinin sonuna yaklaşmasıdır. Guterres bu yılın sonunda görevi yeni genel sekretere devredecektir.

Diplomatik kaynaklar Guterres’in masasında görev süresi boyunca bitirilmesini istediği ama başaramadığı 10 dosya olduğunu, ilk sırada da Kıbrıs dosyasının bulunduğunu ve bu dosyayı yıl sonundan önce ya tamamlamak, ya da tamamlama aşamasına getirmek istediğini belirtiyorlar.

Hristodulidis’in son 24 saat içinde ardı ardına yaptığı açıklamaların birbirleriyle çeliştiği ve bunun kafa karışıklığı yarattığı Rum basınında tartışılmaya devam ediyor.

Bütün bunlara baktığımızda çözüm istemeyen Hristodulidis’in, Guterres’in çabalarının önünü kesmeye çalıştığını, bu konuda yaratmaya çalıştığı kafa karışıklıklarıyla Rum toplumunu barış ve çözüme karşı çıkmaya hazırlamaya çalıştığını görüyoruz.

Her ne kadar da bugün AB’nin dönem başkanı olsa da bu başkanlık Haziran ayı sonunda bitecek. AB’nin büyük ülkeleri herhalde küçücük ve yarım Kıbrıs’ın esiri olmayacaklar diye düşünüyorum.

Hem bölge barışı, hem bölgedeki enerji kaynaklarından bölge ülkelerinin tamamının eşitlik prensibi ile yararlanması, hem enerji ulaşımının güvenliği, hem Avrupa’nın askeri ve ekonomik güvenliği Kıbrıs sorununun çözümünü dayatıyor.

Kişisel ve toplumsal çıkarlar çok daha büyük çıkarların yanında görünmez kılınabilir. Birileri bunu Hristodulidis’e hatırlatacaktır diye düşünüyorum.

Bu yazı toplam 285 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar