“Hiçbir şey gökten zembille inmiyor...”
Bir ülke...
Bir savaş ve bir işgal...
Neler ve kimler ölmez ki?
İhanetle sadakat...
Kahramanlıkla kaypaklık...
Kavgayla haysiyet...
Açgözlülükle merhamet...
Ne kadar yakın, ne kadar uzak...
Bir maskeyi çok uzun zaman taşıdığında, o maske yüzün olur...
Bilmez miyiz?
Hayatın boyunca birilerinin kıçını yalayarak yaşamak zorunda kalmak...
Görmez miyiz?
***
Lefkoşa'nın ortasında bir kitapçıya gittiğimi sanmıştım, bir oyun izleyecektim.
Bir kapıdan geçtim, İsrail tarafından işgal edilmiş bir Filistin köyünde, bir kasap dükkânında buldum kendimi...
Paslı çengeller…
Et kancaları…
Bıçaklar…
Kasap satırları…
Sahnede üç kardeş….
Büyük kardeş Davut…
Tel Aviv’de çalışan, işgal düzeninin içine yerleşmiş, korkuyla menfaat arasında sıkışmış bir işbirlikçi…
Ortanca kardeş Naim…
Dağa çıkan, direnen, öfkesini kuşanan bir gerilla…
En küçükleri Halit ise arada kalmış bir vicdan gibi…
Sessiz, kırılgan, hâlâ insan
Bir de sahnede görünmeyen, bir kurşunla hayatın dışına itilmiş dördüncü kardeşin sessiz çığlığı var.
Hepsini de tanıyoruz sanki...
O savaşı, o çürümeyi, o gölgeyi biliyoruz...
Uzak ama yakın...
Bir aile dağılıyor gözümüzün önünde...
Bir ülke yıkıntılar içinde...
Yüzleşme, hesaplaşma, korku...
***
“Maskeliler”, İsrailli yazar Ilan Hatsor’un Filistinli karakterler üzerinden iç parçalanmayı anlattığı etkili bir metin... Nebil Tarhan yalın bir Türkçeyle çevirmiş. Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları yerinde bir seçimle oyunu bizlerle buluşturmuş.
Oyun için seçilen mekân, dramatik anlatıyı güçlendiren en önemli unsur oldu.
Oyuncu seçimi de öyle...
Yıltan Kahraman’ın başarılı rejisi, seyirciyi etik bir hesaplaşmanın tam ortasına bırakıyor.
Oyuncular Ulaş Öğüç, Diren Özdoğal ve Mehmet Samer’in enerjisine, karakterlerle bütünleşen vücut dillerine, duygusal geçişlerine hayran kaldım.
Sessizlikleri de konuşmalar kadar etkiliydi.
Perdesiz gitarıyla oyuna derinlik katan Fatih Çiçekli’yi de ayrıca kutlamak isterim.
Dekor ve kostüm tasarımıyla oyunun değerini anlamlandıran bir sonuç ortaya çıkardı Fatma Bender...
Tüm ekip alkışı hak etti.
İzleyicisi çok olur umarım.
***
“Maskeliler”, savaşın yalnızca şehirleri değil, insanın içindeki kardeşliği de nasıl çürüttüğünü anlatıyor.
Seyirciye de bir “oyun” var aslında oyun içinde...
Aklınızda hep sorular...
Kim gerçekten direnişçi?
Kim korkuyor?
Kim hayatta kalmak istiyor?
Kim ihanet ediyor?
Kimi anlarda kararsızsınız...
Kim haklı, kim haksız...
Ya da acaba kime inanacaksınız...
Bir ara ne diyordu Davut...
“Hiçbir şey gökten zembille inmiyor.
Mücadele etmek zorundayız.
Başarmak istiyoruz çünkü...
Yurdumuzu kazanmak...”
Ben ona inanıyorum.
NOTLARIM
- Bu yıl hem harika oyunlar izledim hem de tiyatro seyircisinin sürekli yenilendiğini ve gençleştiğini gördüm. Onca sahteliğin ve yüzsüzlüğün içinde umut kaynağım bu…
- Oyun her çarşamba saat 20.00’de Lefkoşa’daki Rüstem Kitabevi’nde sahneleniyor.
- Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları’nın kurumsal web sayfası maalesef hâlâ çok geride...
- Yeni sezonda, yıllar sonra yeniden kendi sahnesinde üretim yapan bir Devlet Tiyatrosu izleme ihtimali heyecan verici. Umarım bu kez gerçekten o yıl olur.







