Enflasyon temmuzda yükselişe geçti. Peki, kim durduracak?
İstatistik Kurumu, 2026 Temmuz ayı enflasyonunu, yüzde 2.90 olarak açıkladı. Bu oran, Nisan ayındaki orandan sonra (%4,62), bu yılın en yüksek aylık oranıdır.Yıllık enflasyon ise, (Geçen Temmuz’ dan bu temmuz’a) yüzde 38.10’ a ulaştı. Böylece, yılın ilk 7 aylık toplam enflasyonu da yüzde 20.34 olarak gerçekleşti.
Şu anda yıllık enflasyonun yüzde 38 düzeyinde olduğunu düşünürsek, hükümetin Orta Vadeli Programda, 2027 yılı için yüzde 18 oranında enflasyon öngörmesi pek inandırıcı gelmemektedir.
Türkiye’de ise, Temmuz ayı enflasyon oranı yüzde 1,78, yıllık enflasyon oranı ise, yüzde 31.75 olarak gerçekleşti. Yıllık enflasyon rakamlarında, şu anda Türkiye’ den yaklaşık yüzde 6,35 daha fazla enflasyon oranına sahibiz.Güney Kıbrıs’ta ise, yıllık enflasyon yüzde 4, AB ortalaması da % 3 düzeyindedir.
Bu ay, ana mal grupları içinde en yüksek artış, yüzde 9,79 ile eğitim de olmuştur .Lokanta ve otellerde yüzde 5,46, sağlıkta yüzde 4,8 artış olmuştur. Giyim ve ayakkabı ile alkollü içecekler gruplarında düşüş görülmüştür.
Yıllık enflasyonda, Eğitim ana grubunda yaklaşık yüzde 65, Sağlık ana grubunda ise yaklaşık yüzde 44 fiyat artışları olmuştur. Halkın temel ihtiyaçları olan, Sağlık ve Eğitim’ deki enflasyon oranları, genel enflasyon oranının oldukça üstünde seyretmektedir.
Mal ve hizmetlere devamlı zam yapılması, kısa sürede, artan asgari ücreti ve diğer maaşları da eritmekte ve satın alma gücü yeniden düşmektedir. Ülkemizde, yıllık gıda enflasyonu da şu anda yüzde 43’ ü geçmiştir. Genel enflasyon oranında ve gıda enflasyonunda Avrupa şampiyonuyuz.
Öte yandan, 4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcamalarını oluşturan açlık sınırı, Haziran ayı sonu itibarıyle, 43 bin 469 TL’ ye, yoksulluk sınırı ise 234 bin 462 TL’ye ulaşmıştır. Temmuz ayı rakamları açıklandığı zaman, bu tutarların daha da arttığını göreceğiz.Görüldüğü üzere, asgari ücret artsa bile, belli bir süre sonra erimektedir.
Döviz kurlarında da, sön günlerde kademeli olarak bir artış görülmektedir.İthalatla gelen tüm malların fiyatları, kiralardan, araçlara, evlere, okul harçlarına kadar, pek çok yerde döviz kullanıldığı için, tüm bunlar enflasyonu da tetiklemektedir.
Bizim piyasamızın pahalılaşmasından dolayı, Rumların Kuzey’ den alışverişlerinin azalması ve Türklerin, Güney’ den alışverişlerin artması sonucunda, Maliye çift taraflı gelir kayıplarına uğramaktadır.
Temmuz ayı sonunda akaryakıt fiyatlarına litre başına 3 TL zam yapıldı.Bu zammın enflasyon endeksine esas yansıması Ağustos ayında gerçekleşecektir.
Temennim, ABD- İran savaşının erken zamanda tamamen bitip, petrol fiyatlarının inmesi ve döviz kurlarının dengeli bir seyir izlemesidir. Aksi halde, halkın ve sektörlerin ekonomik kayıpları daha da artacaktır.
Akaryakıtın girdi maddesi olması nedeniyle, yapılan mazot ve diğer akaryakıt zamları, toplu taşıma ücretleri, halkın yakıt giderleri ve başta tarım ve sanayi olmak üzere pek çok sektörde kullanılan bir çok mal ve hizmete zam olarak yansımaktadır. Bu da, hayat pahalılığı oranını yükseltmektedir.
Haziran ayında, elektriğe ve gaza yapılan zamların mal ve hizmet fiyatlarına yansıması, Temmuz ayında da görülmüş ve enflasyon oranının daha yüksek çıkmasını sağlamıştır.
Elektriğe yüzde 22 zam yapılması ve yaz aylarının gelmesiyle birlikte,klima kullanımının artması, elektrik faturalarını kabartmış ve vatandaşların bütçesi sarsılmıştır.
Kronikleşmiş enflasyon, çalışan maaşları, emekli maaşları ve asgari ücrete yapılan artışları kısa sürede eritmekte ve satın alma gücünü düşürmektedir. Her asgari ücret artışından sonra, mal ve hizmet fiyatları hareketlenmektedir. Hükümetin piyasa denetimlerini düzenli olarak gerçekleştirmemesi de, pahalılık ve enflasyonu günden güne artırmaktadır.
Yüksek enflasyon, devletin yılda 2 defa uygulanan hayat pahalılığı ödeneğini de artırmaktadır. Bu bağlamda, devletin bu artışı verebilmesi için, aldığı borçları da çoğalmakta ve bütçe açıkları artmaktadır.Her ne kadar da bütçe gelirleri artsa bile, giderler daha fazla arttığı için, bütçe açıkları çoğalmaktadır.
Hükümet, pahalılığı önlemek için önemli bir adım olan, ithalat vergileri, KDV ve fonlarda, devlet gelirlerinin düşeceği gerekçesi ile indirim yapmamaktadır.
Ülkenin kıt kaynaklarının, doğru zamanda, doğru yerlere harcanması, halkın, hakkı olan hizmetleri layıkıyla alabilmesi şarttır. Son dönemde alınan tasarruf tedbirleri ile gelir artırma yöntemleri ise yeterli değildir.Daha etkili tasarruf önlemleri alınmalıdır.
Hükümetin yapması gereken en önemli icraat, halkın en büyük sorunu olan pahalılığı önleyecek tedbirleri alarak, dar gelirli kesimlerin satın alma gücünü yükseltmek olmalıdır. 4 yıldır enflasyon istenilen düzeye düşürülmemiş ve ülke pahalılık cehennemine dönüşmüştür.Kimse, halka hayal satmasın. "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz’’






