Ahhhh eski Kıbrıs ahhh!
Her yaşta spor yapmanın çok ciddi faydalı olduğunu birinin size söylemesini beklemeyin!
Spor yapın!
-*-*-
Yapın ama, mutlaka profesyonel destek alın!
-*-*-
Nedir profesyonel destek?
-*-*-
Profesyonel destek, hem sakatlanma riskini azaltır hem de kişinin yaşına, mevcut kondisyonuna ve hedeflerine uygun bir program oluşturulmasını sağlar.
-*-*-
Özellikle bir iç hastalıkları uzmanından tavsiye almanızı tavsiye edebilirim…
-*-*-
Mutlaka kardiyoloji görüşü…
-*-*-
Gerekirse fizyoterapist…
-*-*-
Varsa, bulursanız spor hekimi ve bolca bulabileceğiniz egzersiz uzmanı…
-*-*-
Sertifikalı kişisel antrenörler şiddetle tavsiyemdir…
-*-*-
Ama olmazsa olmazınız diyetisyendir…
-*-*-
Ne için spor yapıyorsunuz?
-*-*-
Kilo vermek, sağlıklı olmak, kas yapmak mı?
-*-*-
Uzmansız bu iş olmaz!
-*-*-
Haaa kişisel tecrübemi dahi paylaşmak bence “tıp” veya “uzmanlık alanı” işidir; girmeyeceğim ama spor yaparken göz ardı edilmemesi veya asla unutulmaması gereken çok önemli bir şey var, hava sıcaklığı!
-*-*-
30 yaşıma kadar çok yoğun tempoyla sürdürdüğüm sporu, 50’lerin ortasına kadar neredeyse tamamen kesmiştim…
-*-*-
Ve 160 kadar kilom vardı, beş senede, haftada 4 – 5 gün, 15–30 dakika rahat-tempolu yürüyüşle başladım;
Haftada 3 gün, büyük kas gruplarını çalıştıran hafif kuvvet egzersizleri ile devam ediyorum ama en büyük destekçim diyetisyenim!
-*-*-
Doktor kontrolü, uzman denetimi yoksa ne olur; mesela sol omzunuza bir ağrı girer, tüm spor aşkınızı kurutur!
-*-*-
Veya aniden öyle bir nöropati denen illet gelişir ki, parmaklarınızı oynatırken ağrıdan kıvranabilirsiniz, geceleri uykularınız kaçar!
-*-*-
Neyse!
-*-*-
Üstüne de 40 derece sıcaklar basarsa, spor aksayabilir…
-*-*-
Diyeceksiniz ki, doktordu, diyetisyendi, kişisel eğitmendi, salondu…
Parasal açıdan da sıkıntı söz konusu…
-*-*-
Doğa en iyisi…
Tek başınıza…
Biraz bisikleti, biraz yürüyüş, başarabilirseniz hafif tempo koşular falan… En iyisi!
-*-*-
Sahi, eskiden atalarımız veya biz, sıcaklarla nasıl başa çıkıyorduk?
-*-*-
Kathimerini gazetesi bu konuda enfes bir görsel – video hazırladı…
-*-*-
Geçmişi hatırladım ve gerçekten çok duygulandım…
-*-*-
Bırakın son model soğutma ekipmanlarını, elektriksiz günleri de yetiştim…
-*-*-
Eskiden evlerin iç ve dış duvarları taş, ortası kerpiçtendi. 30 santim kalınlığında bu duvar, sıcağı içeriye geçirmiyordu…
-*-*-
Doğal mermer döşenmiş avlu sürekli sulanıyor, ıslak tutuluyordu…
-*-*-
Ve insanlar öğleyin mutlaka siesta yapıyordu ve bu siesta tembellik değil, sıcaktan korunma maksatlıydı…
-*-*-
Mutlaka her evin avlusundaki üzüm asmaları da doğal mühendislik harikasıydı… Kalın yapraklar yazın güneşin direkt ışınlarından koruyor, kışın ise düşen yapraklarla o güneş eve kadar ulaşabiliyordu…
-*-*-
Yemek mi?
Karpuz ve kavun…
Biraz hellim, biraz çörek…
-*-*-
Ve özellikle köylerde herkes, ama herkes, ya damlarda, ya balkonlarda ya da avluda uyuyordu…
-*-*-
Sıcak kimseyi etkilemiyordu…
-*-*-
Sağlıklı ve iklimi de kapsayan kültüre uygun yemekler yeniyordu…
-*-*-
İnsanlar çalışkandı, spor doğal olarak yapılıyordu ama her köyün mutlaka sporla alakalı aktivitesi vardı; çocukların oyunları zaten ciddi hareketi gerektiriyordu…
-*-*-
Sonra ne mi oldu?
Bilemiyorum!
Ne desem ki!
-*-*-
Tüfek icat oldu, Kıbrıs bozuldu…
Sonra apartmanlar yapıldı, ağaçlar kesildi…
Asmalar kurudu…
Klima hayatımıza girdi…
Beton evler…
Ahhh eski Kıbrıs ahh!
-*-*-
Neyse!
Sıcağa dikkat, spora devam!
Gönyeli Spor Kulübü’ne sahip çıkmanın önemi!
Elbette haddime değil ama bir fikir vermek ya da bu konuda fikrimi yazmak istiyorum…
-*-*-
10 yılı aşkın süredir Gönyeli’de yaşıyorum…
-*-*-
Ve Sanlı Çoban’ın peşine takılıp, Gönyeli’nin özellikle evinde oynadığı maçları izlemeye çalışıyorum…
-*-*-
Daha önce de yazdım, ağır bir futbol hastasıyım ve Gönyeli’de gördüğüm zaman ellerini öpmekten gurur duyduğum çok önemli eski futbol ustaları çok fazla…
-*-*-
Gönyeli’de geçtiğimiz Salı akşamı Spor Kulübü’nün Genel Kurulu yapıldı…
Eski futbolculardan ve teknik direktörlerden Ali Kanlı ekibiyle birlikte yönetimi devraldı…
Son dönemde kulübe başkanlık yapan ülkenin tek kadın spor kulübü başkanı Sinem Baştaş görevi devretti…
-*-*-
Bir çok köklü kulübümüzde yaşanan “insan azlığı” veya “üye azlığı” sıkıntısı burada “o kadar az” değildi belki ama bence en az bin kişi gelmeliydi!
-*-*-
Maçlara gelenler, genel kurula da geldi, o kadar!
-*-*-
Eski kulüp başkanlarından, eski futbolculardan gelenler de çok azdı… Hatta bir tek eski başkan Sanlı Çoban’dı…
-*-*-
Ufak tefek sayılabilecek tartışmalar da yaşandı… Ki bu doğaldı, normaldi, olmalıydı, oldu!
-*-*-
Şimdi gelelim fikrime…
-*-*-
Gönyeli’de Spor Kulübü, tüm diğer köy takımlarımız gibi, Kıbrıs’ın yakın tarihinin çok değerli bir kurumudur…
-*-*-
Gönyeli, olduğu gibi bir tarihtir…
Gönyeli tarihi, efsaneleşmiş bir geçmişi yazar…
-*-*-
Çok köklü aileler, çok başarılı bir kulüp geçmişi ama hepsinden önemlisi “Gönyeliliyim” diyen herkesin gurur duyması gereken bir geçmiş…
-*-*-
Ve Gönyeli’de tıpkı tarihi gibi gurur duyulması gereken bir sporcu alt yapısı…
Belediye’nin de desteğiyle iyileştirilmiş – daha da iyileştirilmesi mümkün bir idman sahası…
-*-*-
Tarihiyle birlikte, kendi çocuklarına sahip çıkan bir kulüp yaratın…
-*-*-
Gönyeli’de, dökülen eski kulüp binasını eminim birkaç günde pırıl pırıl yapabilecek para da vardır, şirket de vardır, emekçi de vardır!
-*-*-
Gönyeli, imecenin da Kıbrıs’taki merkezlerinden biridir…
-*-*-
Yeter ki, kırgınlıklar, saçma siyasi çekişmeler, dedikodular yerini daha çok maça ve kulübe gelen taraftara; daha çok al yapıya önem veren yönetimlere bıraksın…
-*-*-
Futbolumuz ve futbol kulüplerimiz, sadece Gönyeli’de deği, tüm ülkede bizim geçmişimizdir…
Ve sadece Gönyeli’yi değil, Çetinkaya’yı, Gençlik Gücü’nü, Yenicami’yi, Yalova’yı, Baf Ülkü Yurdu’nu, Binatlı’yı, İskele Gençler Birliği’ni, Lefke’yi korumak, sahip çıkmak, kurtarmak, yaşatmak “kendimizi yaşatmaktır”…

(Ali Kanlı başkanlığındaki yeni Gönyeli Spor Kulübü yönetimine başarılar dilerim…)






