Miyav miyav!
Pandemi dönemiydi…
“Hastane yapıyoruz” dendi!
Kim dedi?
Tabii ki Türkiye demiştir de bizimkiler de demiş bulunmuş olabilir falan!
-*-*-
“Külliye yapıyoruz” dendi!
Sonra adına “yerleşke” dediler!
-*-*-
Külliye de yerleşke de çirkin kelimeler bana göre!
Hiç sevmedim!
-*-*-
Kelimelerin anlamı veya çirkinliği bir yana, “külliye yapıyoruz, yapacağız, yaptık” diyen kimdi?
Tabii ki Türkiye!
-*-*-
Hiç unutmam, Erhan Arıklı, “Anavatan’ın hediyesidir” demişti!
-*-*-
Hediye almak!
Her hediyeyi kabul etmek!
İlginçti aslında ama bize özgü, sui generis canlarım benim sui generis bir durumda “hediye almak” gayet doğaldı!
-*-*-
Neyse, biraz tepki verdik tabii ki!
-*-*-
Hatta acil durum hastanesinde fiziki tepkimiz hiç olmadı hatırladığım kadarıyla, sadece “bizim mimar – mühendislerimiz… onların onayları” falan diye zırıldandık, zırladık, mızırlandık geçti…
-*-*-
Külliye veya yerleşke yerleştirilmeye başladığı günlerde, birkaç yüz kişi toplandık; telleri devirenler, inşaat alanına koşanlar oldu!
-*-*-
Çok sevdiğim bir polis arkadaşım kendileriyle itiş kakış yaşanması bir yana; eylemden sonra gülerek beni aradı…
-*-*-
Neden güldüğünü sordum; “bir gün anlatırım” demişti!
-*-*-
O gün, Külliye eylemeri sırasında, bundan iki ay kadar önce geldi!
Polis arkadaşım yanıma geldi ve gülerek, “neden güldüğümü anladın mı?” dedi!
-*-*-
Yüzüne baktım!
“Yapılmasın dediniz, içine girdiniz” dedi!
4 kelimelik bir utandırma yazısı!
-*-*-
Derken şimdi futbol sahası yapılıyor!
-*-*-
Stadyum!
-*-*-
Güzel!
-*-*-
Futbol Federasyonu yıllardır “talep ediyordu…”
-*-*-
Kim yapıyor?
Türkiye!
-*-*-
Türkiye, “yapacağız” dedi!
Ünal abim, “sayemizde…” demeye getiriyor!
-*-*-
Türkiye ile Ünal abinin arası gayet mükemmel görünüyor!
Özellikle uzaktan görebildiğim kadarıyla Cevdet Yılmaz beyle Ünal abim barea; Cevdet bey ile Fikri kardeşimiz gumbaro!
-*-*-
Stadyumun yapılmasına bir itirazım var mı?
Haşaaaa!
Yapılmalı da, 8 bin kişilik olması biraz komik!
-*-*-
80’den kalabalık maçlarımız “istisnadır” vesselam!
-*-*-
Ama yine de “yapmayın sakın” diyecek halim yok!
-*-*-
Desem ne olacak ki!
Hep beraber desek ne olacak?
-*-*-
Yapıldıktan sonra ilk maçı bize yaptıracaklar!
-*-*-
Haaa, bu yatırım iki ay içinde başlar mı?
Başlayabilir!
-*-*-
Temel atma töreni olur mu; yoksa seçim yasaklarına takılır mı?
-*-*-
Daha seçim yasağına rağmen, bir açılış için “canlı verelim” talimatını yerine getiren ve bu yüzden hapis yatan BRTK müdürü bir daha yatmayı göze alır mı?
-*-*-
Vatan aşkı!
Kim bilir!
Vatan sana canım feda!
Yatabilir!
-*-*-
Neyse!
Mimarlar ve mühendisler açıklama yapmış!
Yapsınlar, yapacaklar, yapmalılar!
Diyeceğim yok!
-*-*-
Ne demişler?
-*-*-
“Biz stadyum projesinden dışlandık” falan!
-*-*-
Yani proje Türkiye’den, mühendislik Türkiye’den, yapacak olan Türkiye…
Peki biz?
-*-*-
Geçtik!
-*-*-
Cevdet Yılmaz bey aramızdaydı…
Fikri kardeşimin oğlunun düğününe gelmişken, bir de “ders vereyim” dedi; dersini de verdi!
-*-*-
Tufan Hocamın önünde dedi ki; “… çözüm, iki devletli olacak!”…
-*-*-
Tufan Hocam da dinledi!
-*-*-
Mühendisler – mimarlar projelerden dışlandıkları için gayet efendice, gayet kibar bir şekilde “auuuv, cauuv, ıh, mıh” diyor…
-*-*-
Tufan Hocam, “ıh” sesini bile çıkaramadı!
-*-*-
N’apsıııııın?
-*-*-
O da haklı!
-*-*-
Saygılı, kibar bir kardeşimiz!
Ayağa kalkıp da Cevdet Yılmaz konuşurken salonu terk edecek hali olmaz ki!
-*-*-
Ne yani, “bu toplum beni federal çözüm için seçti” diyemez ki!
-*-*-
Ben olsam ben de diyemem!
Kimse diyemez!
Mimarlar hiç diyemez!
Mühendisler diyemez!
Gazeteciler zaten bir şey demiyor!
En büyük gazetecilerimiz, “en büyük gazeteci benim – falan şeyi ilk ben yazdım, hatta bir tek ben yazdım, başkası yazamaz” yarışmasında!
-*-*-
Şimdi, desem ki, canlarım benim, “tamam stadyum yapıyorsunuz ama maç yapamıyoruz”; kızacaklar!
-*-*-
Geçtim, UEFA, FİFA – tanınma - tanınmama işlerini, herkes Muhammed Salah’ın, Galatasaray’ın içinden geçtiğini konuşuyor; o sahayı yapsanız ne olur yapmasanız ne olur!
-*-*-
Bu gidişle ve açık bitişle, birkaç sene sonra, futbolumuz, 1960’lardaki bölük maçlarına dönecek gibi görünüyor!
-*-*-
Amaaaaan!
Boş yere sinirlerimi bozacak değilim!
-*-*-
Tek derdim, Kermiya’dan, pardon canlarım benim Metehan diyecektim!
Evet Metehan’dan geçişler!
Araçla geçişlerde çok zaman harcıyoruz!
Kuyruklar maşallahlık!
-*-*-
Alfa Mega’da bazı kahve markalarında indirim mi var?
Hemen gideyim!
Bisikletle kolay!
-*-*-
KKTC’deki kuzu etinin beşte bir fiyatına iki kilo da domuz alayım, şişe takayım!
Mis!
-*-*-
Vatan haini Serhat İncirli domuz yiyormuş!
Yazın yazın!
Sizin yedikleriniz hep helal!
-*-*-
Bu yazıya başlık atamadım…
Uysal kedicikler geldi aklıma…
Sahibine sürekli yalakalık eden, kucağında oturmayı seven…
Ve tembel!
Fare yakalamayı bırakın, fareden korkan kedi cinsi!
-*-*-
Sadece kızdığında bazen “Miyav miyav” diye hafiften kızgınlık belirten!
-*-*-
Pisicik, kedicik, miyav miyav!
Al canım, biraz ciğer!
13’üncü ciğerler de tamam!
Miyav miyav!

Amerika tatili!
Dışişleri Bakanımız Tahsin Ertuğruloğlu Amerika’ya gitmiş!
-*-*-
BM Genel Kurulu çalışmaları deniyor ya; o çalışmalar öncesi, bir dışişleri bakanının New York’larda olması gayet doğal!
-*-*-
Peki KKTC’nin Dışişleri Bakanı için ne kadar doğal?
-*-*-
Sekizinci derece memurlarla görüşecek!
-*-*-
Abarta abarta birileri haber yayınlayacak!
-*-*-
TRT, AA haberleri yayınlayacak!
-*-*-
TAK, çarşaf çarşaf aktaracak!
-*-*-
Tek bir “mütekabil teması” olmayacak!
-*-*-
Olsa bile, “resmi” şekilde gerçekleşmesi mümkün değil; belki Türkiye birkaç abidik gubidik ülkenin bakanı ile gülümsemeli fotoğraf ayarlar, o kadar!
-*-*-
KKTC’deki gazeteler mi?
Dün bir tanesi dedi ki; “… KKTC’nin haklı davasını uluslararası platformlarda anlatmak için Amerika’da!”…
-*-*-
Okuyan da sanacak ki, sırasıyla tüm NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ile görüşecek; akabinde Çin, Rusya, Hindistan!
Zavallı yorgunluktan da bir şey olmasın sakın!
-*-*-
Dedim, “vay anasını sayın seyirciler!”
Bedava Amerika tatili!
Ekmek elden, su golimbadiden bir tatil!
Yaşasın KKTC, yaşasın anavatan da gene!






