1. YAZARLAR

  2. Uzm. Nilsu Atıcı

  3. CİNSEL MİTLER NEDİR?
Uzm. Nilsu Atıcı

Uzm. Nilsu Atıcı

YENİDÜZEN PAZAR YAZILARI

CİNSEL MİTLER NEDİR?

A+A-

Cinsellik hakkında konuşmak çoğu toplumda hala zor. Konuşulmadığı zaman ise boşluklar genellikle doğru bilgilerle değil, kulaktan dolma inanışlarla doluyor. İşte bu noktada karşımıza cinsel mitler çıkıyor. Aslında bu mitler, cinselliğin kendisinden çok cinsellik hakkında konuşamamanın bir sonucu.

O halde cinsel mitler nasıl oluşur? Cinsel mitler; cinsel istek, haz, uyarılma, orgazm, beden, ilişkiler ya da tatmin gibi konular hakkında yanlış veya eksik bilgiler içeren inanışlardır. Bu inanışlar çoğu zaman fark edilmeden öğrenilir ve zamanla ‘doğru’ olarak kabul edilir. Peki bu mitler nereden geliyor? Her şeyden önce kapsamlı cinsel eğitimin eksikliği önemli bir neden. İnsanlar cinsel tepkiler, ilişkiler ve bedenleri hakkında bilimsel bilgiye ulaşamadığında bilgiyi başka yerlerden doldurmaya çalışıyor. Bu boşluk bazen arkadaş sohbetlerinde duyulan cümlelerle, bazen aile içinde aktarılan yanlış bilgilerle, bazen de medya ve pornografi üzerinden kurulan gerçekçi olmayan temsillerle dolduruluyor. Bir başka deyişle cinsel mitler çoğu zaman bir kişinin bilinçli olarak oluşturduğu yanlış bilgiler değil; kuşaktan kuşağa aktarılan, sorgulamadan kabul edilen kültürel kalıplardır. Mitler neden bu kadar güçlü? Çünkü mitler sadece yanlış bilgi içermez, aynı zamanda güçlü duygular da taşır. Utanç, suçluluk, yetersizlik hissi gibi duygular bu inanışların etkisini artırır. Örneğin bir kişi, cinsel tepki konusunda toplumun ‘normal’ olarak sunduğu kalıba uymadığını düşündüğünde kendisinde bir problem olduğunu sanabilir. Oysa insan bedeninin ve cinsel deneyimin çeşitliliği oldukça geniştir. Cinsel mitler insanların şu düşüncelere kapılmasına neden olabilir;

  • Cinsel tepkilerin tek bir ‘doğru’ ve ‘normal’ biçimi vardır.
  • Kendi bedenimde bir ‘sorun’ ya da ‘anormallik’ olabilir.
  • İlişkimde bir problem var.

Bu tür düşünceler zamanla kaygıyı artırabilir ve cinselliği keyifli bir deneyim olmaktan çıkarıp bir performans alanına dönüştürebilir. Cinsel mitler çoğu zaman büyük iddialarla değil, gündelik cümlelerle kaşımıza çıkar. Belki bir arkadaş sohbetinde, belki bir filmde, belki iç sesimizde. Şu cümleler bize tanıdık gelebilir;

  • ‘Kesin acıyacak, herkes acıyacağını söylemişti’
  • ‘Islandı / sertleşti demek ki hoşuna gidiyor’
  • ‘Islanmadı / sertleşmedi demek ki beni istemiyor’
  • ‘Beni seviyorsa hemen orgazm olması gerekir’
  • ‘Gerçekten uyumlu çiftler aynı anda orgazm olur’
  • ‘Cinsel birleşme sırasında orgazm olmamak bir sorundur’
  • ‘Bu hareketi bir filmde görmüştüm, demek ki herkese haz veriyor’
  • ‘Erkeklerin orgazm olması zaten daha kolaydır’
  • ‘Pornografik videolar izliyorsa ilişkimiz onu tatmin etmiyordur’

Bu cümlelerin ortak noktası, cinselliği oldukça dar bir çerçeveye sıkıştırmalarıdır. İnsan deneyiminin çeşitliliğini görmezden gelerek tek bir ‘doğru’ model varmış gibi davranılır. Bu tür cümlelerle karşılaştığımızda kendimize şu soruları sorabiliriz;

  • Bu düşünce gerçekten bilimsel bilgiye mi dayanıyor?
  • Bu düşünce toplumda yaygın bir inanış mı?
  • Bu düşünce bana ya da partnerime nasıl hissettiriyor?

Çoğu zaman bu sorular dahi mitleri fark etmek için önemli bir başlangıçtır.

Cinselliğe dair yanlış inanışların önemli bir kısmı bazı kavramların birbirine karıştırılmasından kaynaklanır. Bu nedenle birkaç temel ayrımı hatırlamak faydalı olabilir.

 

  • Cinsel istek ¹ Onay

Bir kişi cinsel istek hissedebilir ama o an cinsel ilişkiye girmek istemeyebilir. İnsanların istekleri ve sınırları bağlama göre değişebilir. Bu nedenle istek ve onay aynı şey değildir.

 

  • Cinsel uyarılma ¹ Onay

Bedenimiz bazen istemsiz tepkiler verebilir. Ereksiyon ya da vajinal ıslanma gibi uyarılma tepkileri, kişinin o davranışı istediği ya da onay verdiği anlamına gelmez. Uyarılma fizyolojik bir süreçtir; onay ise bilinçli bir karardır.

 

  • Haz ¹ Orgazm

Haz sadece orgazmdan ibaret değildir. İnsanlar orgazm yaşamadan da cinsel yakınlıktan ve dokunmadan keyif alabilirler. Orgazm cinsel deneyimin bir parçası olabilir ama tek ölçüt değildir.

Bu ayrımları hatırlamak, mitlerin yarattığı baskıyı azaltmak açısından oldukça önelidir. Cinsel mitler yalnızca bireyin kendini algılayışını değil ilişkilerin dinamiklerini de etkileyebilir. Örneğin; ‘partnerim beni seviyorsa mutlaka orgazm olur’ gibi bir düşünce, kişiyi sürekli partnerinin tepkilerini kontrol etmeye itebilir. Benzer şekilde ‘erkekler her zaman cinsel ilişki için hazırdır’ gibi bir inanış, erkeklerin kendi duygularını ifade etmesini zorlaştırabilir. Bu tür kalıplar partnerler arasında gereksiz beklentiler, yanlış anlamalar ve iletişim sorunları yaratabilir.

Cinsel mitleri azaltmak için ne yapabiliriz? Öncelikle bedenimizle ilgili bilgi edinmek önemli. Genital organlar, uyarılma süreçleri ve haz mekanizmaları hakkında güvenilir kaynaklardan bilgi almak yanlış inanışların yerini gerçek bilgilerle doldurur. Partnerlerle açık iletişim kurmak da bir diğer önemli adım. İnsanlar çoğu zaman partnerlerinin neyi sevdiğini ya da sevmediğini varsayarak hareket eder, oysa basit bir soru sormak birçok yanlış anlamayı ortadan kaldırabilir. Ayrıca cinselliğin çeşitliliğini kabul etmek de önemli. Herkesin cinsel deneyimi, arzuları ve sınırları birbirinden farklı olabilir. Bu çeşitlilik aslında cinselliğin en doğal parçasıdır. Cinselliği utanç ya da yargı üzerinden değil merak ve saygı üzerinden düşünmek de bakış açımızı değiştirebilir. Çünkü cinsellik sadece fiziksel bir deneyim değil aynı zamanda iletişim, güven ve duygusal yakınlıkla da ilgilidir.

Cinsel mitler, çoğu zaman eski hikayelerdir. Biz fark etmeden hayatımıza girer, düşüncelerimizi şekillendirir ve ilişkilerimizi etkiler. Ama iyi haber şu; mitler değiştirilebilir. Doğru bilgiye ulaşmak, konuşabilmek, soru sorabilmek bu değişimin en güçlü araçlarıdır. Cinselliği tek bir doğruya sıkıştırmak yerine insan deneyiminin çeşitliliğini kabul ettiğimizde hem kendimizle hem de partner(ler)imizle daha rahat, daha eşit ve daha keyifli ilişkiler kurmak mümkün olur.

Belki de cinsel mitlerle mücadele etmenin ilk adımı şu soruyu sormaktır; ‘bunu gerçekten biliyor muyum, yoksa sadece bana öyle söylendiği için mi doğru sanıyorum?’

Bu yazı toplam 400 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar