Tam gerçeği bilememek!
Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?
Çözüm olacak mı?
Hristodulidis “çözüm olmasın” diye kışkırtıyor mu?
Erhürman haklı olarak Hristodulidis’in belki kasıtlı belki istemeden saçmaladıklarına yanıt vermek zorunda mı?
-*-*-
Peki Türkiye?
Türkiye çözüm istiyor mu?
-*-*-
Elbette herkes çözüm istiyor, tüm taraflar bir şekilde çözümden yanadır ancak yine tüm tarafların “çözüm modelleri” bayağı farklıdır!
-*-*-
Peki bu mesele veya sorun nasıl başladı?
Neden Kıbrıs meselesi diye bir mesele oluştu?
-*-*-
Elbette son yüz yılın Kıbrıs’la ilgili tüm taraflarının yazışmaları – belgeleri açıklansa da, “tam gerçek” kesinlikle kanıtlanamaz diye düşünmekle birlikte; benim bir numaralı “zanlım” Amerika’dır!
-*-*-
Yani bence Amerika’nın, Kıbrıs’ın bölünmesinin mimarı olduğu yönünde suçlanması çok mantıklıdır…
Ancak kimse bu zanlıyı sanık sandalyesine de oturtabilmiş değildir!
Yani ortada bir mahkeme kararı olmadığı için, Amerika, sadece zanlı olarak kalacaktır…
-*-*-
Haaa bu birinci zanlının suç ortakları var mı?
İngiltere asso pik!
İlk sırada İngiltere…
-*-*-
İkinci sırada Türkiye ve Yunanistan!
-*-*-
Ve üçüncü sırada, Türkiye ve Yunanistan’ın Ada’daki “sadık elemanları”…
İşbirlikçi de diyebilirdim – demedim!
“Sadık elemanlar” demek daha Pazar yazısına uygun geldi…
-*-*-
Bu sadık elemanlar; özellikle de en başta bazı Kıbrıslı Rumlar, illa ki Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlama peşinde koştular…
-*-*-
Hani geçen gün tören de yaptılar ve Hristodulidis milliyetçi galeyana gelip, abuk – sabuk ve de saçma – sapan nutuk salladı ya!
İşte o törende andıkları 25 Mart 1821’deki Yunan ayaklanması, Osmanlı’ya karşı bağımsızlık mücadelesinin başladığı gün olarak kabul edilir…
-*-*-
Bu tarihte Yunan isyancılar, Osmanlı İmparatorluğu’na karşı ayaklanarak bağımsızlık için silahlı mücadeleye girişti ve o günden itibaren bazı din adamları aracılığı ile Kıbrıs’ta da benzer “ayaklanmalar” hedeflendi hatta denendi!
-*-*-
Kıbrıs da Osmanlı idaresindeydi…
Ama “Türklük” veya “Türkçülük” diye bir “kavram” veya “bilinç” söz konusu bile değildi…
-*-*-
“Türk olmak”, 1900’lerde İstanbul’da filizlenen bir “akım” ya da “bilinç”… Veya her neyse!
-*-*-
Yani, Kıbrıs’ta Yunan milliyetçiliği, Türk milliyetçiliğinden en az 100 yaş daha büyüktür!
-*-*-
1878’de Ada İngilizlere teslim edilirken de aynı Yunan milliyetçiliği, yeni efendilerden, “bizi Yunanistan’a bağlayın” talebinde bulundu.
-*-*-
Bu talep, 1914’te yinelendi!
1923 Lozan sonrası bir daha yinelendi!
1931’de Rumlar bu hedefle isyan bile etti!
-*-*-
Kıbrıslı Türkler mi?
Gariplerim, çoğunluğu – özellikle de köylerde yaşayanlarımız “Türk” nedir doğru dürüst bilmiyordu bile!
Lefkoşa, Larnaka, Limasol, belki biraz Girne, az Baf ve az Mağusa’daki elit sayılan tabaka “Atatürk”ten “feyz” almış olabilirdi!
-*-*-
Ama mesela babamın 1940’ta doğduğu yer, Xerovouno köyüydü… Sonradan adı Kurutepe oldu ve Kurutepeliler, babamın doğduğu yıllarda bugünkü Yeşilırmak topraklarına inmeye başlamıştı…
Kimse Türkçe konuşmuyordu ama bu köylüler, babam doğmazdan sadece 30 – 35 sene önce, Lefkoşa’dan göç eden ve bölgedeki bir Rum kadınla evlenen dedesi Hasan İncirli’nin de girişimleri ile “Müslümanlığı” seçmişti…
-*-*-
Değerli araştırmacı yazar ve doktorumuz Ahmet An’ın yazdığı kitaplardan da öğrenmiştik ki Kurutepe’de 1906’da 0 – 40 yaş arası herkes sünnet edilmişti… Bazı Kıbrıslı Müslüman din ve toplum liderleri bu “Müslümanlaştırma” çabasına ön ayak ve destek olmuştu…
-*-*-
Kısacası, Rumlar, 1821’de başladıkları Enosis hayalini ilk kez yer altı örgütlenmesi ile 1955’te (EOKA) daha açık bir hayale çekerken, bazı milliyetçi büyüklerimizin dediği “aslında kimse uyumuyordu”nun tersine, büyük çoğunluğumuz uyumaktaydı!
-*-*-
EOKA’yı kim kurdu?
Elbette “Amerika kurdu” dersek, “komplo teorisi” yapmış oluruz ama kimse aksini iddia edemez!
-*-*-
Elbette EOKA’cıların tek hedefi Enosis’ti ama EOKA’yı kuran Amerikan – İngiliz ortaklığının esas hedefi; Ada’yı bölüp, milliyetçiliği güçlendirip, Kıbrıs’ta olası “Sovyet” veya “Komünizim” etkisini – ağırlığını bertaraf etmekti!
-*-*-
1955’te EOKA’yı kuranlar, 1957’de TMT’yi de örgütlemeye başladılar…
Ve resmi olarak 1 Ağustos 1958’de ilan ettiler…
-*-*-
Elbette TMT’nin başındaki veya sonundaki elemanlar, tıpkı EOKA’cılar gibi, “ulusal dava”larına yemin etmiş, “Taksim” isteyenlerdi ama geri plandaki hedef, “komünizme karşı milliyetçi örgütlenmeydi”…
-*-*-
Bu örgütlenmeler, hep NATO destekliydi ve Gladio komutasındaydı…
-*-*-
Gladio neydi?
Gladio, NATO bünyesinde, Sovyetler Birliği’nin olası işgali durumunda Avrupa’da direniş örgütlemek amacıyla kurulan gizli ağlardan biriydi…
EOKA ve TMT, Gladio örgütlenmesidir; nokta!
Ve başarılı olmuşlardır!
-*-*-
Efendim Ada’da çok insan öldü!
Evet!
Ve sonuçta Amerika’nın da göz yumması ile kesinlikle üçte ikisi Enosis’i gerçekleştirdi (bir şekilde AB tam üyeliği Enosis’tir); üçte biri de Taksim tezi gereği Türkiye’ye verildi!
-*-*-
Yani, siz diyorsunuz ve inanıyorsunuz ki; her ikisi de NATO üyesi olan, tüm silahlarını Amerika’dan alan, Amerika’dan izinsiz savaş uçağı kaldıramayan Yunanistan ve Türkiye; Kıbrıs’ta dilediğini yapabilir miydi?
-*-*-
Yani siz diyor ve inanıyorsunuz ki; Yunan Cuntası’nın salak albayları, 15 Temmuz 1974’te Kıbrıs’ta, Amerika’dan izinsiz mi darbe yaptılar?
-*-*-
Ve siz diyor ve inanıyorsunuz ki, Amerika ve İngiltere; bu faşist Yunan darbesini bahane edip Ada’ya çıkarma yapan Türkiye’ye “dur” diyemez miydi?
-*-*-
Tam gerçekler elbette “tam” bilinmeyebilir!
Ama gerçekler acıdır!
Şu andaki pozisyonlar hala EOKA ve TMT’den kalan – değişmez pozisyonların ağır etkisi altındadır ve kolay kolay “değişmez”!
-*-*-
Komünisti gelir değişmez, iş insanı gelir değişmez, sağcısı gelir olmaz, solcusu gelir yine çözülmez!
Kimler geldi, kimler geçti!
Çözülmedi!
Zor çözülür!
Dedik ya, pozisyonlar “ideal çözüm modelinden” çok uzaktır!
Liderlikler veya liderliklerin üzerindekiler 50’lerden bu yana aynıdır!
-*-*-
İyi pazarlar…

Nikos Hristodoulides, geçen yıl Lefkoşa'da düzenlenen "EOKA'nın 70 Yılı 1955-1959" sergisinde…

27 Ocak 1958… Atatürk Meydanı… Türk ayaklanması… (Fotoğraf: Michael Biscoe)






