1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Bu Çocuk ve Bu Toprak Kimin?
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Bu Çocuk ve Bu Toprak Kimin?

A+A-

Bir çocuğu doğuran mı annesidir, yoksa onu yetiştiren mi?

Biraz daha açalım… Bir bebeğin gerçek annesi; onu doğurup ilk güçlükte terk eden midir, yoksa sahip çıkan, besleyen, büyüten, koruyan ve yetiştiren mi?

Duygusal bir yerden bakıldığında bu sorunun yanıtı çok zor değil aslında. İnsanlık unutulmamışsa… Merhamet hâlâ varsa…

Ama mesele bir savaş ortamında, bir yıkım coğrafyasında soruluyorsa yanıt bulanıklaşır. Yürekle menfaat arasındaki mesafe açılır. O zaman başka bir soru girer devreye: Mülkiyet emekle mi ölçülür, yoksa güçle mi?

Hele de bölünmüş adamızda… Toprağın, mülkiyetin, hafızanın ihtilaflı olduğu bu yerde… Herkes kendi hakikatine tutunuyorken…

İnsan şunu söyleniyor kendi kendine...
Ters ölçü, doğru tartıyla adalet dağıtan Yargıç Azdak gibiler bir tiyatro oyun karakteri değil de gerçek olsalardı keşke...

***
Büyük usta Bertolt Brecht’in Kafkas Tebeşir Dairesi oyunu, yanıtlanması gerekli pek çok sorunun ortasına bırakıyor bizi. Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları’nın harika yorumu ise seyirciyi dürtüyor. Bir oyun izlemiyoruz sadece. Bir provanın, hatta bir yargılamanın parçası oluyoruz.

Epik tiyatronun en temel çağrısı yeniden kuruluyor sahnede... Seyirci değiliz artık. Tanığız. Kimi zaman da yargıç…

Oyunun kurduğu felsefi zemin, evrensel bir soruyu yerel bir gerçekliğe dönüştürüyor.

***
Hayali bir Gürcü ülkesi… Bir ayaklanma, bir darbe… Vali idam edilir. “Süslü” karısı canının derdine düşer; yeni doğmuş bebeğini bile geride bırakıp kaçar. Bebeği sarayın hizmetçisi alır. Yoksulluğa, yokluğa, sürgüne rağmen onu büyütür, korur, sahiplenie. Üstelik sevdiği adam savaştadır. Bebeğin güvenliği için hiç tanımadığı başka bir adamla evlenmeyi bile göze alır.

Savaş biter. Hem sevgilisi geri döner hem de bebeği doğuran anne… Valinin karısı, büyük bir mirasın anahtarını açabilmek için çocuğunu ister. Şimdi iki kadın vardır sahnede. "Bu çocuk benim" diyen iki anne ve bir karar verici… Brecht’in adaleti tam da burada kurulur.

***
Neler neler söylenir de, neler neler vardır susarlar” dediğimiz günlerden geçerken, Kıbrıs’ın politik gerçeğine fazlasıyla temas ediyor oyun... Özellikle de güç ve iktidar ilişkilerini sorgulamak anlamında...

Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları son yıllarda dünya sahnelerinden oyunlar taşıyor sahneye... "Burun" gibi, "Bavul" gibi, "Grönholm Metodu" gibi… Türleri, dönemleri, coğrafyaları farklı olsa da odağına hep insanı koyan oyunlar. "Kafkas Tebeşir Dairesi" ile Atatürk Kültür Merkezi’nin çok da konforlu olmayan ortamında, seyirciyi oyunun içine çekmeyi başarıyorlar. (Umarım bu son olur, yıllar yıllar sonra kendi sahnesine geri döner, Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları...)

***
Kolay değil; 2,5 saati aşan bir oyun. Seyirciyi dağılmadan, kopmadan oyunun içinde tutabilmek ciddi bir rejisörlük sınavı. Halil Akarsu bu sınavı başarıyla veriyor. Oyunun ritmi çok iyi... Abartı bilinçli, dozunda... Işıklar gözümüzü alsa da dekor son derece yalın. Seren Coşaner’in özgün besteleri hikâyeyle bütünleşiyor. Sesler uyumlu, iyi bir "koro" oluşmuş.

Anlatıcı rolündeki Ulaş Öğüç, yalnızca sözü değil oyunun nabzını da taşıyor. Birçok oyuncunun birden fazla karaktere bürünmesi etkileyici. Elbette hizmetçi kız Grusha rolündeki Zehra Evliya Parıldak ve yargıç Azdak rolündeki Diren Özdoğal oyunun yıldızları...

***
Finalinde söylenen o şarkı, aslında oyunun özeti gibi...
"Açlardan hiç korkmayıp da / Açlıktan korkmak niye! / Karanlıktan hep korkup da / Işık açmamak ne?

Karanlığın orta yerinde ürperirken, olabildiğince kirli zamanlarda… Işığı açabilmenin ve yüzleşmenin cesareti için iyi ki tiyatro var.

img-6074.jpeg

 

Yazan: Bertolt Brecht
Çeviren:  Yılmaz Onay
Yönetmen: Halil Akarsu

Oyuncular: Zehra Evliya Parıldak, Ulaş Öğüç, Diren Özdoğal, Ali Şaşkara, Cevahir Caşgir Hadımcı, Çağda Özsoy, Özlem Özkaram, Deniz Aslım, Gözde Öner, Kurtuluş Altaylı, Pınar İnandım, Yıltan Kahraman, Mehmet Davutoğlu, Mehmet Samer, Hüseyin Kombaycı, Nazım Bayraktaroğlu 

Yönetmen Yardımcısı: Halit Tümkan ve Diren Özdoğal
Dramaturji: Füsun Ataman
Dramaturji asistanı: Ayla Çağla Öztaşcı, Kurtuluş Altaylı, Gözde Öner ve Suzan Polat
Koreografi: İçim Ağlamaz
Koreografi asistanı: Çağda Özsoy
Reji asistanı: Ayla Çağla Öztaşçı,
Dekor tasarımı: Halil Akarsu
Kostüm Tasarımı: Ali Moda
Kostüm tasarım asistanı: Tamer Can Özçimen
Işık tasarım: Günel Hamis ve Diren Özdoğal 
Aksesuar tasarımı: Kezban Akşit
Afiş-broşür- heykel- kukla tasarımı: Naz Atun
Fotoğraf- video: Uğurcan Bayraktaroğlu
Özgün beste: Seren Coşaner’.

Müzik: Umut Zeytin, Seren Coşaner ve Ulaş Öğüç

Proje sorumlusu: Diren Özdoğal.

Dekor uygulama: Günel Hamis, Yalçın Arıcı, Ali Keçeci, Uğurcan Bayraktaroğlu
Işık uygulama: Günel Hamis
Efekt uygulama: Uğurcan Bayraktaroğlu
Sahne amiri: Melik Bektaş
Turne amiri: Halit Tümkan 

 

Bu yazı toplam 492 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar