1. YAZARLAR

  2. Asım Akansoy

  3. Ateşkes Statükosu
Asım Akansoy

Asım Akansoy

SİYASET MEYDANI

Ateşkes Statükosu

A+A-

Kıbrıs sorununda önümüzdeki dönemde yaşanması muhtemel gelişmelere ilişkin son günlerde yapılan açıklamalar, yeni ve güçlü bir siyasi dinamiğe duyulan ihtiyacı bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu dinamik, hem müzakere sürecine anlamlı katkılar sunabilmeli hem de toplumların giderek artan beklentilerine yanıt verebilmelidir. Çünkü her iki tarafta da mevcut statükonun sınırları içerisinde kalarak ileriye doğru yol almak mümkün değildir. Verili koşullar üzerinden siyaset üretmeye çalışmak, kaçınılmaz olarak o koşulları yaratan statükonun yeniden üretilmesine hizmet eder. Bu nedenle, Kıbrıs Türk toplumunun sahip olduğu özgün ve ayrıcalıklı çözüm kapasitesinin doğru okunması, harekete geçirilmesi ve etkin biçimde koordine edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Görünen odur ki, her iki tarafta da hâkim olan yaklaşım, mevcut siyasi ve kurumsal pozisyonları koruyarak bir çözüme ulaşılabileceği varsayımına dayanmaktadır. Oysa taraflar çözüm perspektifini devlet mekanizmalarının konumu ve bu yapıların elde edeceği kazanımlar üzerinden tanımlamaya devam ettikleri sürece, kalıcı ve sonuç alıcı bir zemine ulaşmaları mümkün olmayacaktır. Nitekim bugüne kadar iki toplum arasında diyalog ve iş birliği alanlarının arzu edilen düzeyde gelişememesi de bu gerçeği doğrulamaktadır.

Bu noktada, resmi çerçeveyi oluşturan Güven Yaratıcı Önlemler yaklaşımının neden beklenen sonuçları üretemediği üzerinde durmak gerekir. Çünkü çözüm için ihtiyaç duyulan yeni paradigmanın ne olduğu sorusu, büyük ölçüde bu başarısızlığın nedenlerinde saklıdır.

Tarafları hareketsiz bırakan temel unsur, Güven Yaratıcı Önlemlerin farklı amaçlarla araçsallaştırılmasıdır. Uzun süredir bir taraf bu mekanizmaları uluslararası ve siyasi statüsünü yükseltmenin aracı olarak görürken, diğer taraf ortaya çıkabilecek yeni bir statü kazanımını engellemek amacıyla sürecin ilerlemesine mesafeli yaklaşmaktadır. Bu anlayışla ne güven tesis etmek ne de sürdürülebilir iş birliği geliştirmek mümkündür.

Eğer amaç gerçekten toplumlar arasındaki ilişkileri geliştirmek ve ortak yaşam kültürünü güçlendirmekse, sivil toplum örgütleri arasında iş birliğini teşvik edecek çok sayıda yeni proje ve girişim hayata geçirilebilir. Bunun için gerekli olan, maddi ve manevi teşvik mekanizmalarının oluşturulmasıdır. Bugüne kadar oluşturulan çok sayıda uzman komite ve teknik çalışma grubunun ise, mevcut haliyle, somut sonuç üretmekten çok sembolik bir işlev gördüğü açıktır.

Bu kilidi kırabilecek en gerçekçi yol, tarafların Güven Yaratıcı Önlemleri de içeren kapsamlı ve “Stratejik Çerçeve Anlaşması” üzerinde uzlaşmalarıdır.

Kanaatimce, böylesi bir stratejik anlaşma olmaksızın anlamlı bir ilerleme sağlanması mümkün değildir. Söz konusu çerçeve; 2006-2017 döneminde varılan mutabakatları, 11 Şubat 2014 tarihli Anastasiadis-Eroğlu Ortak Açıklaması’nı, 2017 Guterres Çerçevesi’ni ve bunlara bağlı uygulanabilir bir yol haritasını içermelidir. Bunun yanında güven tesis edecek somut, etkili ve ölçülebilir adımlar da anlaşmanın ayrılmaz bir parçası olmalıdır.

Aynı şekilde, Kıbrıs Türk tarafının ortaya koyduğu dört maddelik metodoloji ile güvenlik ve garantiler konusundaki farklı yaklaşımlar da dikkatle müzakere edilmesi gereken temel başlıklar arasında yer almalıdır. Güvenlik meselesi elbette göz ardı edilemez. Gerçeklerden kopuk bir iyimserlik üzerine de siyaset inşa edilemez. Ancak en az güvenlik kadar önemli olan bir başka konu da, iki oluşturucu devlete ve siyasi eşitliğe dayanan yeni yapının sürdürülebilir ve işlevsel bir yönetişim modeline sahip olmasıdır.

Kim ne derse desin, gerek Kıbrıslı Rumlar gerekse Kıbrıslı Türkler açısından sürdürülebilir olmaktan çıkan bu uzun süreli “ateşkes statükosu”nun sonuna gelinmiştir. Bugün ihtiyaç duyulan şey, mevcut durumun korunarak yönetilmesi değil; adil, eşit ve kalıcı bir federal düzenin inşasına yönelik cesur ve proaktif bir siyasi iradenin ortaya konulmasıdır.

Bu yazı toplam 318 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar