1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Bilbay’a veda…
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Bilbay’a veda…

A+A-

Ölüm nedir?

-*-*-

Sözlüklere bakalım… 
“… Biyolojik açıdan ölüm, bir organizmanın yaşamını sürdüren süreçlerinin geri döndürülemez şekilde sona ermesidir.”

-*-*-

Ancak ölüm sadece biyoloji bilimi ile açıklanamaz… 

-*-*-

Ölüm; bir kişinin deneyimlerinin, ilişkilerinin ve dünyadaki varlığının sonudur… 

-*-*-

Dünya’da çok farklı dinler, kültürler, yaşam felsefeleri var ve bunların tümünde ölümle ilgili farklı yorumlar vardır… 

-*-*-

Bizde her ölüm büyük üzüntüdür… 

-*-*-

Ama birçok kültürde, öyle değildir… 

-*-*-

Ancaaaak, bazı ölümler vardır “Allah rahmet eylesin, geride bıraktıklarına sabır” diler, geçersiniz de bazı ölümler vardır, sizi yaralar…

-*-*-

Çok derin üzüntü hissedersiniz… 
Kabullenemezsiniz.. 
Derin bir yara alırsınız ve o yara hiç kapanmaz… 

-*-*-

Efendim çok uzun bir hastalıktır, yaşın çok ilerlemesidir, “zamanı gelmiştir” falan… 
Anlarız, kolay alışırsınız da; Bilbay Eminoğlu’nun ölümüne alışmak gerçekten zor olacak… 

-*-*-

Allah rahmet eylesin… 

-*-*-

Bilbay öyleydi, böyleydi, şöyleydiye gerek yok… 

-*-*-

Çok gençti…
Çok planları vardı ve bu planlar hiç bitmezdi…

-*-*-

Bilim insanları veya felsefecilere göre ölüm doğaldır… 
Peki korkmamak mı lazım?
Bilbay korkmadı… 

-*-*-

Belki korkuyordu ama hiç dikkat etmedi!
Belki etmek istedi ama edemedi!

-*-*-

Kilo sorundu!
Çok büyük sorun!

-*-*-

Ama sanırım stres daha büyük sorundu!
Hiç hesapsız yaşadı!
Ve zaman zaman bu da O’nu ciddi strese soktu!

-*-*-

Son dönemde, korkusuz Bilbay, yatırımlar yaptı, olmadı, işler pek iyi gitmedi derken bir yandan kilosu öte yandan artan stresiyle…

-*-*-

Bilemiyorum…
Belki hepimize ders de verdi!

-*-*-

“Yaşarken dikkat edin, sonra edemeyeceksiniz” demiş olabilir mesela!

-*-*-

Epicurus ölümden korkmanın mantıksız olduğunu savunur: "Biz varken ölüm yoktur; ölüm geldiğinde ise biz yokuz" der…

-*-*-

Haksız değil!

-*-*-

Peki, ölümde, gidene mi üzülüyoruz yoksa geride kalanlara mı?
Giden, gittiğinin farkında mı?
Öteki taraf var mı?
Öteki tarafta da Bilbay yeni bir gazete yayınlar veya paparazzi programları çeker mi?

-*-*-

Bilbay öldü diye mi üzüleceğiz yoksa Bilbay’ı bir daha göremeyeceğimize mi?

-*-*-

Kafam karmakarışık…
Yüzü hep önümde…
Elye’deyiz…
Abi bu pastırmacıktan bir parça daha getirsinler bize…
Abi bu hellimcikten iki parça daha… 

-*-*-

Ben Bilbay’ın “ölmezler” arasında olduğundan eminim… 

-*-*-

O’nu tanıyanlar üzerinde genellikle olumlu belki az da olsa olumsuz anılar bırakmıştır… 

-*-*-

Bilbay… 

-*-*-

Aynı ismi taşıyan amcası ile de kendisiyle de uzun yıllar çalışmışlığım var… 
Her ikisini de çok sevdim… 
İkisi buluştular…
Şimdi amca Bilbay, eminim yeğen Bilbay’a, “çok erken geldin” diye kızıyordur!
Eminim!

-*-*-

O’nu anlatmak zor!

-*-*-

Üzüldük ama yapacak bir şey de yok!

-*-*-

Marcus Aurelius, ölümün doğanın bir olayı olduğunu ve ona karşı öfke duymanın mevsimlerin değişmesine öfkelenmek gibi olduğunu söylemiş….

-*-*-

Ama unutmayın, Martin Heidegger, “insanın ölümlü olduğunu fark etmesi yaşamını daha sahici kılabilir” diyor!

-*-*-

Ne olursa olsun, sağlığa, strese dikkat edelim… 
Çok üzgünüm be Bilbay!

-*-*-

Yazarken zorlanmak mı?
Anılar mı?
Haberci’yi mi yazayım, Gündem Kıbrıs’ı mı?
Yoksa Gıynık mı?
Tiken mi?

-*-*-

Hepsi boş!
Hayat boş!
Bilbey belki dolu dolu yaşadı; hepimizden daha çok gezdi, daha çok kazandı ve daha çok harcadı!
Ama hepimizden çok erken göçtü…

-*-*-

Annesi, babası ve kardeşlerine; sevenlerine başsağlığı dilerim…

-*-*-

Allah rahmet eylesin… 
Yüzü gibi, nur içinde uyusun… 

-*-*-

Hoşça kal Billy Boy!

bilbay-001.jpg

Bu yazı toplam 526 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar