Guterress Ziyaretinin Artçılları…
On altı yıl sonra bir BM Genel Sekreteri (BMGS), Sn Guterres, Kıbrıs’a ziyaret yaptı. Kıbrıs sorunu çözüm sürecini tetikleyebilmek, tarafların katkı ve katılımıyla başlatabilmek için yoğun temaslar ve görüşmeler yaptı. Neredeyse, BM’nin tüm üst düzey kadroları ile birlikte geldi, Kıbrıs sorununun doğrudan ve dolaylı tüm taraflarının yetkilileri ile istişarelerde bulundu.
Bunca çaba bir hiç için olamazdı… Bu çabalarının sonunda olumlu bir gelişme olmayacaksa idi de görebilecek, bilebilecek kapasitededir. Dolayısıyla, adadan ayrılırken ileride 5+1 toplantıyı gerçekleştireceği söylemi sağlam veri tabanına dayanıyor demektir. Bir de, özellikle BM diplomasisinin kapalı kapılar ardındakileri iyi sakladığı, dışarda konuşulanın da ötesinde olduğunu bilmek gerek. BM yetkilileri çok ve açık konuşmaz, muhataplarının yaptıkları açıklamalara da, dramatik kusur yoksa, yorum yapmaz…
Dolayısıyla, BMGS Guterres, geldi, görüşmeler yaptı, basın toplantısı yaptı ve gitti… Giderken de, kendisinin ve garantörlerin kararlı olduğunu söylediği 5+1 Gayri Resmi Toplantı’yı gerçekleştirmek için Kıbrıslı liderlere misyon verdi. Uygulamaya girebilecek güven yaratıcı önlemler alın diyor… Görüşme sürecinin kapsamını belirleyiniz diyor… Metodoloji üzerinde de mutabakat olması gerek diyor… Bunlar için sizin genişletilmiş müzakere masasına ihtiyacınız yok; siz bunları Kıbrıs’ta yapını, ben ileride 5+1 Gayri Resmi Toplantı davetini yaparım diyor…
Bu dedikleri hangi Kıbrıslı liderin duruşuna yakın? Hristodulidis, seçildiğinden beri Guterres’ten Kıbrıs sorunu ile ilgili BM özel temsilcisini resmen atamasını ve genişletilmiş müzakere masasını da resmen toplamasını istiyor; Guterres sadece kişisel temsilci atadı… Hristodulidis AB’yi sürece katmak için neredeyse takla attı, olmadı; Guterres 5+1 diyor, 5+1+1 veya 5+2 demiyor. AB bir temsilci görevlendirdi, onun misyonu ve statüsü de Hristodulidis’in söylediği gibi AB’yi temsilen görüşme sürecine katılmak değil…Hristodulidis müzakereler resmen başlasın derken istediği de eskiden olduğu gibi ucu açık, süresi belirsiz, sonuca varmak için de gailesiz olsun… Guterres’de öyle bir eğilim yok; sonuç odaklı, zaman tahditli ve eskilerden farklı olacak diyor…
Hiç uzun etmeden belirtelim ki, Guterres ve Erhürman benzer düşünüyor… Zaten, Erhürman’ın yeni süreçle ilgili yaptığı dört maddelik metodolojik öneriler, yeni sürecin farklı olması içindir ve her bir maddenin patent hakkı da BM’nindir… En tartışmalı olan dördüncü maddede yer alan yeni sürecin gene Rum tarafı marifetiyle çökmesi halinde Kıbrıslı Türklerin şimdiki statükoya dönmemesi gerektiğinin ana fikri de eski BMGS Kofi Annan’ındır. Ve Guterres’in giderken liderlere verdiği misyon Erhürman’ın, değil şimdilerde, CB seçilmezden de önce, ve seçim kampanyalarında söyledikleri ile çok yakın…
Peki, Hristodulidis’in Guterres’le benzer düşünüyor olmamasının ne etkileri ve yansımaları olabilir?! Dananın kuyruğunun kopabileceği konjenktür oluşabilir… Hristodulidis istemeseydi bile, AB bugünkü formatta Kıbrıs sorunu çözüm süreci ile ilgilenecekti, çünkü AB-Türkiye ilişkilerinin Kıbrıs Rum tarafının veto tehdidi altında olmasından taraflar artık yoruldu, bunaldı… AB-Türkiye Gümrük Birliği Antlaşmasının kapsamının genişletilmesi konusunda taraflar yaklaşık sekiz yıl kadar önce teknik mutabakat sağladı, siyasi kararı Rum tarafı engelliyor. AB için güvenlik açısından önemli olan SAFE Projesi’ne Türkiye’nin bir şekilde duhulü Rum tarafınca engelleniyor. Düzensiz göçlerden çok endişe duyan AB ülkeleri Türkiye’nin önleyici rolünün Kıbrıs Rum tarafının her konuda Türkiye’yi veto etmesi nedeniyle tehdit altında olmasından sıkıntı duyuyor. Doğu Akdeniz doğal gazının Avrupa’ya ulaşımı için en ekonomik proje olan Türkiye’nin bölgenin enerji merkezi olmasını hayata geçirmeyi engellemek üzere Kıbrıs Rum tarafı EastMed Projesi’ni diğer kıyıdaş ülkelere yaptığı yoğun girişimleri ile şekillendirdi; ancak Almanya’nın başı çektiği birçok AB üye ülkesi bu projeyi ekonomik bulmayıp, desteklemiyor. Kıbrıs Rum tarafının AB’yi Türkiye’ye karşı şantaj olarak kullandığı daha birçok olgu var ki, AB tarafının rahatsızlığını artırmaktadır. Dolayısıyla AB’nin atadığı temsilci Fito’nun asıl misyonu Rumların yelkenlerini aşağıya çekmektir ki Kıbrıs sorunu çözüm sürecinde Türkiye’nin katılımcılığı ve katkısı artabilsin, AB-Türkiye ilişkileri gelişebilsin, ilerleyebilsin.
Guterres Kıbrıs’a Ortadoğu ziyaretinin ardından gelmişti. Açıklamalarında, bölgenin cadı kazanı gibi kaynadığını, Kıbrıslılar adadaki sorunu çözemezse olumsuz etkileneceğini ima etti…Niçin?! Bölgede çıban başı, ABD’yi tahrik eden İsrail’dir… Kıbrıs sorunu çözülmezse, İsrail, Hristodolidis’i kullanarak Kıbrıs’ta etkin konuşlanma yapacak; İsrail’in çatıştığı ülkeler için Kıbrıs adası da hedef tahtası olacak. Bu tehlike ancak Kıbrıs sorunu çözülür, Kıbrıslı Türkler ve garantörler de adanın güvenliğinde söz sahibi olursa önlenebilir.
Ya Rusya?! Yıllarca Ortodoks dayanışması ile birbirlerine hizmet etmiş olan iki taraf, şimdilerde birbirinden koptu… Rusya-Türkiye ilişkileri, Rusya için Rumlarla olan ilişkilerden daha etkin ve güvenilir. Kıbrıs sorunu çözümü ile birlikte bölgede siyasi ve askeri etkinliğini artıracak olan Türkiye, Rusya için daha ehven… BMGS Guterres Kıbrıs sorununda çözüm odaklı bir süreci başlatmak istiyorsa, BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyesi olan Rusya’nın buna destek vermesi de olasıdır.
Dolayısıyla, iç ve dış bölge dinamikleri Kıbrıs sorunun çözümünün zorunluğunu uluslararası topluma duyurdu; Kıbrıslı Rum lider ve onun gerisindeki faşist Rum unsurları ise sağır taraf rolünü kesiyor. Kıbrıs Türk tarafı öteden beri çözüm ve barış diyor, Türkiye elini taşın altına gene koyabileceğini söyledi, Mart’ta da Erdoğan Guterres’e cesaret verdi. Guterres garantörlerin desteğini ima ettiğine göre, Yunanistan ve İngiltere de benzer düşünüyor demektir. ABD ne mi düşünüyor?! Emperyal petrol şirketleri Doğu Akdeniz gazından nemalanmak için Trump’ı iknadan zorlanmazlar…
Yani, Kıbrıs sorunun BM Ölçütlerinde çözümü Hristodulidis engelindedir; aşılamaz bir engel olarak da görünmüyor, yeter ki zevahiri kurtaracak bazı gerekçeler kendisine verilsin. Örneğin, Erhürman’ın metodolojik önerisinin dördüncü maddesinin hayata geçmemesi için BM Ölçütlerinde bir çözüme katılımcı olmak gereğinin Kıbrıslı Rumlar için zorunluğunu anlatabilmesi… Olası mı?! BM’nin çok yoğun çabaları, Guterres’in adada yaptığı çalışmalar, BM’nin ketumiyetinde saklı duran projeler-senaryolar ve 5+1’in toplanacağının iddialı söylemi bir çözüm yönünde umutlu bekleyişi besleyebilmektedir. “Dayan Kıbrıs, geliyorum” mesajı var Barış’tan…






