Önyargı!
“Bütün göçmenler veya bütün Afrikalılar suçludur!”
Böyle bir mantık, böyle bir akıl olur mu?
-*-*-
Evet, son yıllarda çok ciddi sayıda Afrikalı insan Kuzey Kıbrıs’a da gelmiştir…
-*-*-
Tüm Afrikalı öğrencileri, işçileri veya yasadışı göçmenleri aynı kalıp içerisine sokup, “hepsi suçludur” demek; insan olmamaktır; sonuç itibarı ile ırkçılıktır…
-*-*-
İngiliz sistemi, “prejudice” yani “bilmeden – tanımadan – hüküm verme” konusuna ciddi şekilde önem verir…
Türkçe olarak karşılığı “önyargı”dır!
-*-*-
“Bütün göçmenler suç işler”…
Bu açık bir önyargıdır!
-*-*-
“Rumlarla birlikte yaşayamayız!”
-*-*-
“Hataylılar şöyle…”
-*-*-
“Türkiyeliler böyle…”
-*-*-
Önyargılı kafalar, bütün göçmenleri, Afrikalıları, Türkiyelileri, Çinlileri, Faslıları, Tunusluları falan tanıyor biliyor ve kesinlikle hepsi suçludur…
Böyle bir inanış – böyle bir mantık sağlıklı değildir!
-*-*-
Elbette her devletin bir sınır güvenliği, bir göç politikası olmalıdır ama bir ülkeye gelen her insanı, renginden, ırkından, doğduğu bölgeden dolayı tek tek tanımadan veya yeterli kanıt olmadan aynı özellik altında toplamak, gerçek anlamda ırkçılıktır!
-*-*-
“Bütün gençler sorumsuzdur…”
“Bu iş kadın işi değildir…”
“Erkekler duygularını göstermez, ağlamaz…”
-*-*-
Önyargıda genelleme varsa, peşin hüküm söz konusuysa ve genelleme ile peşin hükmü birleştirip asla değişime izin vermiyorsanız, düşünmeniz gerekir!
-*-*-
Hele hele önyargı ayrımcılığa yani diskriminasyona dönüşmüşse; bunun adı tek kelime ile “faşizm”dir!
Bitti!
-*-*-
Bir kişinin göçmen olması, onun suçlu olduğu anlamına gelemez; böyle bir mantık doğru mantık değildir!
-*-*-
Yüzlerce, binlerce Afrikalı genç insan savaş, yoksulluk, siyasi baskı, eğitim, iş, aile sıkıntıları gibi sebeplerle ülkelerini terke zorlanır…
Daha güvenli bir yaşam arayışına girer...
-*-*-
Kimse, doğduğu yeri keyfi için terk etmez!
-*-*-
Hepimiz göçmen olduk!
Başka bir ülkede yaşadık veya hala yaşıyoruz!
-*-*-
Çalıştık, vergimizi ödedik ve normal bir vatandaş ile aynı sosyal güvenlik haklarını talep ettik!
-*-*-
Haaa “Düzensiz göçmen olmak” ya da bizdeki raconla söyleyeceksek “kaçak” duruma düşmek daha farklıdır…
-*-*-
Ne yazık ki KKTC gibi küçük bir ülkede, gerekli izin veya belgeler olmadan çok sayıda insan yaşamaktadır…
Veya çok sayıda insan yasal yollarla girmiş olsa bile, yasal kalış süresini aşmıştır…
-*-*-
Bu durum, o insanları yine suçlu yapmaz, yapmamalıdır!
-*-*-
Devlet, gerekli tedbiri almalıdır…
Göçmen veya eski öğrenci kişi ülkede yasal izin süresini aştığı halde kalmaya devam ediyor diye, otomatik olarak “suçlu” veya “suç işlemeye eğilimli” biri değildir!
-*-*-
Suç işleyen bir, beş, on, yüz kişi olabilir elbette ama “herkesi aynı kefeye koymak” o bahsettiğiniz suçlar kadar büyük suçtur!
-*-*-
Konuşma tarzları, giyinme tarzları, tavırları sizden çok farklı olan insanlar “suçlu” mudur?
-*-*-
Herhangi bir göçmen eğer suç işlerse; herkes gibi soruşturulması, adil biçimde yargılanması ve suçlu bulunursa cezalandırılması gerekir.
-*-*-
Birkaç kişinin işlediği suçları bütün göçmenlere mal etmek, yukarıda da söyledik; akıl işi değildir!
-*-*-
EOKA B’nin – Türk Ordusu’nun veya TMT’nin işlediği suçlar var diyelim…
Savaş dönemlerinde…
Bunlar nedeniyle tüm Rumlar, tüm Türkiye ve tüm Kıbrıslı Türkler suç işledi sayılabilir mi?
-*-*-
Bazı göçmenlerin suç işlemesi de bütün göçmenlerin suçlu olduğu anlamına gelmemelidir…
-*-*-
Efendim sınırlar denetlenebilmelidir…
Doğru!
Düzensiz göçle mücadele edilmelidir…
Doğru!
Türkiye’den veya Afrika’dan gelen herkes elini kolunu sallayıp KKTC’ye girmemeli!
Doğru!
-*-*-
Fakat insanların kökenleri, milliyetleri veya göçmen olmaları nedeniyle suçlu kabul edilmesi doğru değildir.
-*-*-
Avrupa’da son yıllarda göçmen karşıtı siyaset büyük popülarite kazanmaya başladı…
Göçmenlerin, toplumun güvenliğini, ekonomisini, kültürel yapısını veya ulusal kimliğini tehdit ettiğine inanan güçler, örneğin İngiltere’de ciddi anlamda sokağa döküldü, örgütlendi…
-*-*-
İspanya’daki “50 bin Afrikalı göçmen” olayı, son günlerdeki en yoğun tartışma meselesi oldu…
-*-*-
İspanya’nın Kuzey Afrika’daki özerk İspanyol kenti Ceuta’da (Sebte) çok büyük ve ani sınır geçişi gerçekleşti…
-*-*-
Ceuta, Fas kıyısında bulunmasına rağmen İspanya toprağı ve dolayısıyla Avrupa Birliği’nin Afrika’daki dış sınırlarından biri olarak kabul ediliyor…
-*-*-
Fransız ve İngiliz gazetelerindeki haberlere göre, yaklaşık 50 bin kişi çok kısa sürede Ceuta’ya geçti, kentte ciddi bir insani ve idari kriz yarattı.
-*-*-
The Guardian gazetesine göre gelenlerin önemli bir bölümü Faslı gençler ve ekonomik nedenlerle Avrupa’ya ulaşmak isteyen kişilerden oluşuyor.
-*-*-
Geçiş sırasında 100 civarında kişinin yaşamını yitirmiş olması “haber” bile olmadı!
-*-*-
Ceuta’nın nüfusu yaklaşık 85 bin… Bu büyüklükte bir hareketlilik kentin barınma, yiyecek, sağlık ve güvenlik kapasitesini zorladı. Göçmenlerin bir kısmı açık alanlarda kalırken, yeterli barınma ve temel ihtiyaçlara erişim konusunda sorunlar yaşandı. İspanyol makamları, polis ve askeri birlikleri bölgeye gönderdi.
-*-*-
Haberlere göre, ilk günlerde ortaya çıkan “50 bin kişi Avrupa’ya yerleşti” algısı aslında doğru değil.
İspanyol makamlarına göre büyük çoğunluk daha sonra Fas’a geri döndü veya geri gönderildi; olay esas olarak Ceuta sınırında yoğunlaştı ve göçmenlerin çoğu İspanya ana karasına ulaşmadı.
-*-*-
Ancak en başta İspanya’daki aşırı sağcı çevreler ve özellikle Vox adlı faşist oluşum, olayı “kitlesel göç”, “sınırların çökmesi” ve bazı açıklamalarda “istila” olarak nitelendirdi.
-*-*-
Aşırı sağcılar, Avrupa’nın dış sınırlarının yeterince korunmadığı, düzensiz göçün güvenlik ve kamu düzeni riski oluşturduğu, göçmenlerin sosyal hizmetler ve kamu bütçesi üzerinde yük yaratacağı, Avrupa toplumlarının kültürel yapısının değişeceği, İspanya hükümetinin göç konusunda “fazla yumuşak” davrandığı gibi suçlamalar getirdi.
-*-*-
İspanya’nın Schengen’den çıkarılmasını talep eden İtalyan, Danimarkalı, Finlandiyalı, Hollandalı siyasetçiler var!
-*-*-
Göç karşıtı siyasi söylemler tüm Avrupa genelinde güç kazandı!
Bazı sağ ve aşırı sağ partiler İspanya’nın sınır yönetimini eleştirirken, en sert açıklamalar İtalya’dan geldi.
-*-*-
İnsan hakları örgütleri ve göç savunucuları ise olayın yalnızca “sınır güvenliği” açısından değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Fas’taki genç işsizliği, ekonomik eşitsizlik, yoksulluk, Afrika’daki çatışmalar ve insan kaçakçılığı ağları göçün temel nedenleri arasında gösteriliyor.
-*-*-
Avrupalı sağcılar ise “oldukları yerde kalsınlar hatta ölsünler, bize ne, yeter ki ülkemize gelmesinler” pozisyonunu genişleterek daha aktif hale dönüştürüyor… Ve Faslı gençlerin tamamının “suçlular ordusu” olduğundan da kesin eminler!
Tıpkı bizim gibi ne yazık ki!

(İspanya’daki ilginç sınır olayı dünkü Türkiye gazetelerinde de geniş bir şekilde yer aldı…)






