ADALETİN ENKAZI: İSİAS VE BİTMEYEN KIŞ
Yine gözyaşı var Adıyaman'da...
Yine hüzün...
Yine isyan...
Yine öfke...
Düğüm düğüm boğazları herkesin...
Adaletin öldüğü ülkeden beklemek adaleti...
7 saat duruşma, 20 dakikada karar!
20 saniyede yıkılmış bir binaya...
72 cana...
Hepimiz öldük adeta yeniden...
Hepimizin en derinine işledi keder...
Bir kez daha...
Yine hüzün...
Yine isyan...
Yine öfke...
"Af yok" demişlerdi ya...
Deprem suçlularına af yok...
Güya!
Daha beter...
İhmalin, iş bilmezliğin, siyasi rantın üzerini örttüler...
Çocuklarımızın üzerini örter gibi...
Bir kez daha...
Tam bir "emsal dava"ydı aslında bu...
Tğm deprem mağdurlarına...
İsias davası sadece bir bina davası değil, Türkiye’deki ihmal kültürüne karşı dönüm noktası olması beklenen bir semboldü.
"Beraat" dediler!
Yıkım kararı olan binaya göz yumanlar, "otel" olsun diye harcına kötülük katanlar, mühendisliği hiçe sayanlar "serbest."
Kamu sorumluğuna dair kimse tutuklanmadı İsias'ta!
Adaletin öldüğü ülkede tutuklanmak için "çürük binaya göz yummak" değil, "muhalif" olmak gerekiyor demek ki...
Bir yanda 72 canın vebali omuzlarındayken elini kolunu sallaya sallaya gezenler; öte yanda eli kolu bağlanmış bir demokraside, hücrede beklerken suç arananlar...
Adaletin öldüğü ülke, o nedenle...
"Otel" diye bir cinayet mahalli yaratılmasına göz yumanlar, sessiz kalanlar, denetim yapmayanlar serbest...
Binanın inşaat standartlarına uygun olmadığı ve denetim süreçlerinde tam bir ihmal yaşandığı daha nasıl kanıtlanacak?
Zemin raporu, statik hesap raporu ve statik projesi bulunamadı.
Ne olacaktı daha?
Kaç kişi ölecek!
Kaç çocuk, kaç anne, kaç umut...
"Adıyaman'da bir dakika daha durmayacağız" çığlıkları...
"Adaletiniz batsın" isyanları...
"Devlet" suçsuz yine...
"Kamu" yapmış görevini (!)
Şiddeti normalleştiren zihniyet, ihmali de görmezden gelmiş...
Kendi ihmalini...
Bedelini evlatlarımıza ödetmiş...
Yüreği ağzında bir ülke...
Bir yurt acılı...
Yine hüzün...
Yine isyan...
Yine öfke...
Çocuklarımız üşüyor yine...







