Bölgedeki Savaşın Kıbrıs’taki Gündemi: İngiliz Egemen Bölgesi…
Bu yüzyılın başlarında şekillenen ve hayata geçirilen ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Cebelitarık’tan Hindistan’a kadar olan bölgenin özellikle Kuzey Afrika ve Ortadoğu coğrafyasında bulunan 23 Müslüman ülkesinde ABD dostu yönetim ve rejimlerin oluşturulması projesidir. Arap Baharı ile başladılar, şimdilerde de İran’dalar…
Bu projenin misyonu, konu ülkelerin tüm doğal kaynak ve zenginliklerini, özellikle de petrol kaynaklarını ABD’nin emperyal şirketlerinin yönetim, kullanım ve mülkiyetine geçirmek… Bu vizyonun amacı da çift kutuplu dünya sona erdikten sonra ABD egemenliğindeki tek kutuplu dünyanın Çin’in gelişen, büyüyen ve yayılan ekonomik gücü ile tehdit edilmesini önlemek üzere enerji kaynaklarını ABD unsurlarının tekeline sokup Çin’i ekonomik ablukaya almak…Aşama aşama ilerliyorlar; şimdilerde İran’ı halletmeye çalışıyorlar da başarabilecekleri muamma.
İran kolay lokma değil ve olmadığı için de ABD ‘müttefik’ dediği başka ülkeleri de bu savaşa dahil etmeye çalışıyor. Savaşa İsrail ile birlikte başladı; İsrail de önemli güç, İran karşısında ise tek başına zayıf bir güç… ABD’nin müttefik diye gördüğü Fransa, İngiltere, İtalya gibi ülkeler ise leş kargaları gibi; leş yaratmaya değil de yaratılmış leşten pay almak için oyalanıyorlar; leş çıkmazsa yuvalarına dönecekler…
Şimdiki hava savaşı daha sürecek; kara savaşı olmazsa kesin sonuç çıkmaz ve taraflar ya uzatmalara oynayacak, ya da bazı arabulucuların girişimi ile çatışmayı bir şekilde durdurmak için bazı mutabakatlara girecekler. Bir öngörü için henüz erken; Trump 4-5 hafta dedi, daha uzun da sürebilir.
Gelelim memleketimiz, adamız Kıbrıs’a… Bu savaştan askeri bir nasip alacağa benzemiyor; süreç boyunca tehdit altında kalacağı kesin ama… Nedeni de adadaki iki İngiliz egemen bölgesi, özellikle Ağrotur… Bu bölgedeki İngiliz imkanları ABD’nin kullanımına amade… İngiltere hükümeti utangaç-kaçamak tavır içinde olsa da geçmişte olduğu gibi öyle veya böyle bu üsleri ABD’nin bir şekilde kullanmasına onay verecek. Ağrotur’a füze atılırsa şaşmamak gerek; İngiltere’nin ABD yanında savaşa dahil olması için böyle bir füzeye ihtiyaç var… Füzeyi illaki İran atacak da değil… Osmanlı’nın 1. Dünya Savaşına katılması örneği yaşanabilir… Ne olmuştu?! İngilizlerden kaçan iki Alman gemisi Osmanlı’ya sığınmış ve Enver Paşa’nın gizli onayı ile Rusya’nın Karadeniz limanlarını bombalamıştı… Bunun üzerine de Almanlarla savaşta olan Rusya, İngiltere ve Fransa da Osmanlı’ya savaş ilan etmişti…
Ve evet, bu örneği anımsadıktan sonra, bu örneğin Kıbrıs adası için yarattığı sonuca gelelim… İngiliz Osmanlı’ya savaş ilan edince, tek kurşun atmadan, Osmanlı’dan kiraladığı Kıbrıs adasını işgal ettiğini ilan etti… 1. Dünya Savaşı bitti, Osmanlı yenildi, toprakları galip ülkeler arasında üleşildi, Kıbrıs İngiltere’ye kaldı… Bu genel sonucu reddeden Mustafa Kemal’in başlattığı İstiklal Savaşı sırasında Türkiye Cumhuriyeti kuruldu ve ilan edildi; savaşın sonucunda da yenik düşen istilacı-üleşici ülkeler Mustafa Kemal’in kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni tanıyarak ve muhatap kabul ederek Lozan’da antlaşma imzaladı. Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti sınırları resmen kabul edildi, İngiliz işgali altında olan Kıbrıs adasının da İngilizlerin Büyük Britanya İmparatorluğu’nda kalmasını Türkiye Cumhuriyeti kabul etti. Ve adamız Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında kalıp İngiliz sömürgesi oldu…
Gel zaman – git zaman Kıbrıs’ta İngiliz sömürgesine karşı isyan başladı; özet geçmek üzere kaydedelim ki fiili çatışma ve çarpışmaların sonucunda İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasında, Kıbrıslı Rum ve Türk liderlerin de katılımıyla 1959 Londra-Zürih Antlaşmaları imzalanarak Büyük Britanya İmparatorluğu’ndan bağımsızlık kazanıldı. İngiliz Osmanlı’dan adanın tamamını kiralamıştı ya ve 1. Dünya Savaşında da tamamını işgal etmişti ya ve Lozan Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kabulü ile adanın tamamını almıştı ya, yeni oluşturulan bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti devletine adanın tamamını değil, toplamı 99 mil kare olan Ağrotur ve Dikelya bölgelerini kendinde tutarak, adanın geri kalan coğrafyasını verdi… Kıbrıs’ta kendine ayırdığı bu iki bölge de şimdilerde Birleşik Krallığa ait egemen bölgelerdir; Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ne yönetimi ne de yasaları geçerli değil…
Bölgedeki savaşın İngiliz’in bu egemen bölgeleri nedeniyle Kıbrıs adasını da tehdit ve tedirgin etmesi üzerine, Kıbrıslı Rumlar İngilizlerin bu egemen bölgeleri terk ederek Kıbrıs’tan gitmeleri için siyasi tepki ve eylemler yapmaktadır. Liderleri Hristodulidis de, “İngiliz üslerinin geleceği konusunda hiçbir ihtimal dışlanmıyor” dediği ve fakat hiçbir ayrıntı da vermediği bir açıklamada bulundu. Murat, İngilizlerin Kıbrıs’taki egemen bölge varlığını sonlandırmak. Bu yönde karar verecek olan ise kesin ve kesin Birleşik Krallık Devleti’dir. Bu karar, örneğin, satış olabilir, parayı veren alır… Böyle bir seçenek sadece Kıbrıs Cumhuriyeti’ne de yönelik olmayabilir, ‘uluslararası ihale’ ile olabilir… Trump ABD adına hemen keseyi açar… Fransız, İtalyan, Rus, Çin, Mısır ve daha hangi ülkeler ve dahi NATO ilgilenmez mi ki?! Bu uygulamada Kıbrıs Cumhuriyeti yolda kalır. Başka daha ihtimaller de olabilir…
Ancak, “Bir ihtimal daha var, o da olamaz mı dersin?!”… Türkiye Cumhuriyeti… Dönelim Lozan Antlaşması aşamasına… Öncesinde Kıbrıs adasının tamamı İngiliz işgali altında bir Osmanlı toprağı idi; Lozan Antlaşması ile Osmanlı topraklarının kaderi işgalciler ve Türkiye Cumhuriyeti arasında uzlaşılarak belirlendi. Yani Osmanlı topraklarının mülkiyet iradesi Türkiye Cumhuriyeti’nde idi ve Lozan’daki müzakere heyetleri diğer konular yanında Kıbrıs adasının da Büyük Britanya’ya verilmesinde uzlaştı. Bir önemli not daha düşelim… Lozan’da Türkiye Cumhuriyeti heyeti ile müzakere eden devletlerin heyetleri sadece Osmanlı’nın toprakları üzerinde müzakere edip antlaşmaya varmadı, Osmanlı’nın borçları da Türkiye Cumhuriyeti borçları olarak kabul edildi ve onların ödenmesi de antlaşmaya dahil edildi… Yani, Lozan antlaşmasındaki Türkiye Cumhuriyeti’nin statüsü Osmanlının her şeyini kapsadığı cihetle, Kıbrıs adasını da kapsıyordu…
Ve eğer İngilizler adadan çekip gitsinler diye bir iddia ve siyaset ortaya konursa, giderken bırakacakları egemen bölgelerine ait topraklar eski sahibi Osmanlı’nın mirasçısı statüsünü Lozan’da alan Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakmaları gerektiği iddiası gündeme gelebilir. Nereden mi böyle düşündüm?! Hristodulidis “İngiliz üslerinin geleceği konusunda hiçbir ihtimal dışlanmıyor” dedi ve fakat hiçbir ayrıntı da vermedi ya, acaba diyorum aklında bu ayrıntı da mı vardı, bilincinde miydi?! Ve eğer bu ‘ayrıntı’ gündeme gelir, Türkiye Cumhuriyeti de İngilizlere “Terk ediyorsan, o bölgelerin evvelki sahibi biz idik, teşekkür ediyoruz” derse, seyreyleyin tartışmaları… Sahi, Rumların EOKA örgütü Kıbrıs’ın bağımsızlığı hareketini başlattığında, zamanın Kıbrıs Türk liderliği “İngilizler adadan çekilecekse, adayı esas sahibi Türkiye’ye devretmeliler” diye yola çıkıp, “Taksim” diye devam etmemişler miydi?!
Gerçekçi olmak gerek, bu İngiliz egemen bölgeleri İngilizler için terk edilecek, devredilecek bölgeler değil… Bu temayı yeniden gündeme getiren Kıbrıslı Rumların sonuç alması olası gibi de görünmüyor.







