Yokmuş Gibi Davranmak
Ziller çaldı ve 63 bin 894 öğrenci için bugün öğretim yılının ikinci yarısına başladı.
Eğitim adına öğretimin ilk yarısında pek de iyi bir performans gösterdiğimiz söylenemez. İkinci yarısında da anlamlı bir farklılık beklemiyorum doğrusu…
Çünkü ülke eğitimini yöneten anlayış, eğitimin gerçek sorunlarının gaile etmekten çok uzakta.
Mesela; farkında mısınız?
- 2026 yılının Eylül ayında okula başlayacak olan çocuklar 2020 doğumlulardır. Yani okul sıraları dolduracak çocuklar pandemi döneminde doğanlardır.
- Bu çocuklar, bizim için birçok önemli olgu ve olaydan sonra ama ekranların katlanarak arttığı farklı bir teknolojinin içine doğanlardır.
Dahası; kişisel iletişim kurmada zorlanan çocuklarımız sayısının her geçen gün katlanarak artığı bir dönemdeyiz. İhmal edilemez sayıdaki öğrencilerimiz;
- Öğretmenlerin verdiği yönergeleri, en basit uygulamaları bile anlamada zorluk çekiyorlar.
- Hiçbir görevi tam olarak tamamlayamıyorlar.
- Ne istediklerini söylemeyi becermiyor, sorumluklarını kavrayamıyorlar.
- Arkadaşlarıyla oyun oynamayı bilmiyorlar, oyun kurallarına uymada zorluk yaşıyorlar.
- Neredeyse tüm iletişimlerinde itme, vurma ve kontrolsüz güç kullanıyorlar.
- Arkadaşlarının canını yakacak hareketlerden kaçınmıyor, küfürlü konuşmayı normal görüyorlar.
Ne var ki eğitimi yöneten anlayış bütün bunlar yokmuş gibi davranıyor.
Okullarımızdaki kalabalık sınıflar, plansız – programsız uygulamalar, verimsiz ve etkisiz öğretim uygulamaları sorunları hiçbir şey yapmadan kendi başına çözülecekmiş gibi davranıyorlar.
Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğini geride bıraktığımız günümüzde, nitelikli kamusal eğitime yatırım yapmanın önemin farkında değiller. Bu önemin büyüklüğü ve ne kadar bilimsel bir plânlamanın yapılması gerektiği görmüyorlar, göremiyorlar…
Eğitimin yönetimi siyasi kaygılarla yapılamaz. Eğitim sorunlar yokmuş gibi davranılamaz. Eğitim ciddi bir iştir. Eğitim; çağın ihtiyaçlarına göre dönüşmeli, gelişmelidir. Mantıklı, bilimsel temelli yaklaşımlarla, pedagojik ilkelerle yönetilmedir.

Buraya Dikkat
Okullar Kime Ait?
Hiç düşündünüz mü, okullar kime ait? Hangi okullar diye sorduğunuzu duyar gibiyim… Bütün okullar; kamu okulları, özel okullar ve diğerleri…
Sanılanın aksine okullar ne devletin ne de özeldeki sermaye sahiplerinindir. “Okullar; öğrencilere, öğretmenlere, topluma ve gelecek nesillere aittir.” Bu nedenle herhangi bir okul için yapılacak herhangi bir değerlendirme bu olguların tamamını düşünme gerekliliği vardır.
Anlayana Gülmece
Yalakalık
Padişah bir saray yaptıracak. Yalaka çavuş durur mu? Hemen talip olmuş saray inşaatına. Tez elden bitirmiş işleri. Teslim edecek. Padişah almış vezirini sarayı gezmeye çıkar.
Yalaka çavuşla çok iyi anlaşamayan vezir, sarayın tuvaletinin olmadığını fark eder ve bu durumu padişaha hissettirmeye uğraşır. Hemen söze başlar:
- Hünkarım! Sayın ki çişiniz geldi. Nasıl gidereceksiniz? Nereye edeceksiniz?
Yalaka çavuş fırsat verir mi? hemen atılmış söze. Vezire dönerek:
- Sana ne… Koskoca padişah! Sana mı soracak nereye edeceğini? Nereye isterse oraya eder!
Okumuş muydunuz?
Büyük beyinlerin, büyük hedefleri vardır. Küçük beyinler ise sadece arzuları…
Washington Irving







