Ali Baba ve 40 Haramiler!
Sevgili Mete Hatay, 12 Şubat günü sosyal medya hesabından paylaştı; “bu binayı galiba yıkacaklar” dedi…
-*-*-
Akabinde 14 Şubat akşamı Mete Hatay, “yıktılar”ı da paylaştı!
-*-*-
Ve yıkılanla ilgili bilgiler de verdi…
-*-*-
Ev Karava’da!
Alsancak’ta!
-*-*-
Ev bizim değil!
Hırsızlık!
-*-*-
Ev tarihi!
-*-*-
Mete Hatay’ın verdiği bilgiye göre, “… Bu ev, 1901 yılında dönemin belediye başkanı tarafından inşa edilmişti. Aynı aileye iki nesil boyunca ev sahipliği yaptı. Anlatılanlara göre, 1940’ların sonunda Mısır Kralı Faruk’un kız kardeşi ve İran Şahı Pehlevi’nin ilk eşi Prenses Fevziye bin Fuad de bu evde sık sık misafir edilmişti. Yani bu yapı sadece bir bina değil, bu adanın sosyal hafızasının sessiz bir tanığıydı…”
-*-*-
Hatay’ın sosyal medya paylaşımlarının altında onlarca mesaj var…
“Aslına uygun yeniden yapılsın” diyen bile gördüm!
-*-*-
Lapta Alsancak Çamlıbel Belediye Meclis Üyesi sevgili Doğan Boransel de tepki verenler arasında…
Boransel’den bilgi de aldım!
Belediye Başkanı Fırat Ataser ve belediyenin İmar birimine verip veriştiriyor!
-*-*-
Yaşanan gerçeğimizdir…
Çok büyük acı!
Çok büyük bir utanç!
Ama hiç utanmıyoruz ki bu daha büyük acı!
-*-*-
Biz kim miyiz?
-*-*-
Biz Ali Baba ve 40 Haramiler’iz!
-*-*-
Hikayeyi biliyoruz değil mi?
-*-*-
Bin bir gece masalı…
“Arabian Nights” olarak da bilinir…
-*-*-
Ali Baba fakir bir oduncudur (En iyi karakterli Kıbrıslı Türk de diyebiliriz).
-*-*-
Bir gün kırk haraminin gizli bir mağaraya girdiğini görür. Liderleri şu sihirli sözleri söyler:
“Açıl Susam Açıl!”
40 Haramiler ve liderleri mi?
Kim olduklarını anlatmama gerek yok; zaten Karava’daki evi kimin yıktığını da kimse söylememiş!
“Hepimiziz işte, herkes, hep beraber; hep harami, hep hırsız”…
-*-*-
Neyse, masal malum, “Açıl susam açıl” mağara açılır ve içi çalıntı hazinelerle doludur.
-*-*-
Haramiler gidince Ali Baba da aynı sözleri söyleyerek içeri girer ve biraz altın alır…
-*-*-
Ali Baba’nın zengin ama açgözlü kardeşi Kasım (Hiç doymak bilmeyenlerimizi temsilen), mağarayı öğrenir ve daha fazla hazine almak ister. Ancak içeri girince sihirli sözleri unutur ve mağarada mahsur kalır. Haramiler geri dönünce onu öldürür.
-*-*-
Ali Baba’nın hizmetçisi Morgiana hikâyenin asıl kahramanıdır…
Masal’dkai kahramanlarla “bizim” aramızdaki en büyük fark burada çünkü KKTC’de bir tek “Morgiana” kalmamıştır!
-*-*-
Kısa keselim; Morgiana, Ali Baba’yı kurtarır. Haramailer’i öldürür, liderlerini de tabii ki…
-*-*-
Ve Ali Baba, Morgiana’yı cesareti ve zekâsı için ödüllendirir.
Hazineyi ise ölçülü ve akıllıca kullanır.
-*-*-
İşte burası çok önemli!
Hazine kimin?
Haramiler çalmadı mı?
Çaldıııı!
-*-*-
Hırsızlık mı?
Hırsızlııııık!
-*-*-
Peki Ali Baba ne yapıyor?
Hırsızlık malı – mülkü akıllıca kullanıyor!
Ölçülü!
-*-*-
Günümüz hukukunda hırsızlık malı “akıllıca ve ölçülü kullanmak” olur mu?
Hırsızlık hırsızlıktır!
“Ganimet” diyerek yasallaştıramazsınız!
-*-*-
Neyse, 1901 yapımı tarihi ev gitti mi?
Gitti!
-*-*-
Bir, bilemediniz üç hafta sonra unutacak mıyız?
Elbette unutacağız, üstelik kan dökerek almadık mı?
-*-*-
Hepimiz ya haramiyiz, ya Kasım!
Zaten Ali Baba veya Morgiana olsak ne değişecek ki?
Hırsızın iyi kalplisi – kötü kalplisi olmaz ki!
-*-*-
Sene 1974…
Malum savaş…
Ardından, evler, apartmanlar, arsalar, tarım arazileri, turistik tesisler, oteller çaldık!
Adına ne dedik?
“Terk edilmiş Rum malları”!
Ve yeniden dağıttık!
-*-*-
Kime dağıttık!
Kasım, Haramiler, en iyi ihtimalle Ali Baba ve Morgiana’lar!
-*-*-
Başka?
Ticari varlıklar…
Mesela Maraş’tan altın koleksiyonları, değerli piyanolar, arabalar, traktörler, kombaylar, hatta fabrikalar…
-*-*-
İş yerleri ve banka şubeleri…
İçlerindeki paralarla birlikte!
Depolar
Sahil arazileri…
-*-*-
Bizim miydi?
Değildi!
-*-*-
Mağaraya da koymadık!
“Açıl susam açıl” dememize de gerek yoktu!
-*-*-
Ortodoks kiliseleri, manastırları, paha biçilmez ikonları, hatta mezarlıkları…
-*-*-
Ve işte son örnek, en basitinden en değerlisine onlarca, yüzlerce tarihi değeri olan ev veya binayı!
-*-*-
Belki de en acısıdır; on binlerce dönüm zeytinlik, narenciye bahçeleri, harup…
-*-*-
Ne yaptık?
Çaldık!
-*-*-
Neden?
Tüm bu malların sahipleri “kötü”ydü ve Ada’yı Yunanistan’a bağlayacaktı da ondan!
-*-*-
Yani “kesinlikle haklıyız; harami, Kasım ya da ali Baba veya Morgiana değiliz” mi diyorsunuz?
-*-*-
Eyvalah canlarım benim eyvallah!
-*-*-
Karava’da tarihi binayı yıkmışız!
Eeeeeh amma abarttınız ha; “Gavurun malı” deyip geçiveremez misiniz?
1974’ten beri yaptığınız gibi!
-*-*-
Haaa, “kanla aldık ulan!”ı atlamayın sakın!
Sık sık tekrar edin!
Tabii ki haklısınız!
Haramiler haksız olamaz!

KKTC’de sıradan bir gün…
Gazetede bir haber…
Sıradan bir KKTC günü haberi…
Adamın biri Türkiye’de “büyük” bir suç işledi!
Suçun ne olduğunu okuduğum gazete yazmadı…
-*-*-
Adam, Türkiye’de tanımadığı bir tır şoförüne 5 bin TL verdi!
Tırın dorsesine girdi ve Girne’den KKTC’ye gayet rahat bir şekilde ulaşmış oldu…
-*-*-
KKTC’ye yerleşti…
Dört ay yaşadı…
Hatta bir üniversiteye kayıt yaptırdı…
Hukuk okuyacaktı…
-*-*-
Başka bir suçla alakalı ihbar edildi…
Polis araştırmaya gitti; “aaa sen kaçaksın, ülkeye nasıl girdin?” dedi…
Mahkemeye çıktı!
Kaçma ihtimali var!
40 günü geçmeyecek şekilde hapis!
-*-*-
40 gün içinde polis dosyasını hazırlayacak, mahkemeye çıkarılacak, birkaç ay hapis cezası alacak ve tabii ki 40 gün yattığından dolayı da cezasını çekmiş olacak…
Deport edilecek!
Ve kesinlikle iki ay sonra, benzer bir yöntemle geri gelecek!
-*-*-
Biz bu olaya ne diyoruz?
KKTC’de sıradan bir gün!
Yaşasın devletimiz tabii ki!







