1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. ‘Egemen eşit devlet’ talebi ile BM’ye değil, ancak Akşehir’e gidebilirsiniz!
İbrahim Özejder

İbrahim Özejder

YENİDÜZEN’in hatası

A+A-

 

YENIDÜZEN olayı ilk gün “iddialar”a dayandırarak duyurdu. 30 Eylül tarihli gazetede ¨POLİS MÜDÜRÜNÜN BAŞAĞRISI” başlığıyla manşetten verilen haberin üst spotunda şunlar yazılıydı:

“Mağusa büyük bir ‘dolandırıcılık’ iddiası ile çalkalanıyor. Polis Genel Müdür Vekili Pervin Gürler’in damadı, konfeksiyon mağazası sahibi A.A’nın galeri sahipleri ile birlikte bölgedeki birçok vatandaşa ‘karşılıksız çekler’ vererek yurt dışına gittiği iddia edildi. ‘Karşılıksız çekler’in 2 milyon TL’ye yakın olduğu konuşuluyor.”

İfade biraz tuhaf değil mi? Tamam, olay çok ciddi; mutlaka haberi yapılmalı, manşetten de verilmeli. Ancak, yazdığınız gibi henüz “iddia” düzeyinde ise kişi isimlerinden bahsederken daha dikkatli olmak gerekmez miydi?

Haberde dolandırıcının açık adı yazılmıyor, sadece A.A. diye tanıtılıyor. Çok doğru, çünkü konu henüz iddia düzeyindedir. İddiaların doğrulanmaması durumunda kişinin saygınlığı da zedelenmemiş olur.

Peki ayni gerekçe kayınvalide için de geçerli değil mi? Geçerliyse kimliği neden açıkça yazılıyor.  “Üst düzey bir devlet görevlisinin damadı” diye yazılsa daha doğru olmaz mıydı.

Spotta ortaya çıkan bir başka tuhaflık da zanlının kimliğinin, (gizlenmeye çalışılırken)  tanınmış bir kişi olan kayınvalidenin adının kullanılması ile  aslında deşifre edilmesiydi.

Sonraki günlerde somut bilgilerle dolandırıcılık olayı bir anlamda doğrulanmamış olmasaydı, Yenidüzen’in hatası daha çok sırıtacaktı.

-----------------------------


Üst düzey kamu görevlisi Kültür Dairesi Müdürü olsaydı

• Üst düzey kamu görevlilerin isimlerinin, yakınlarının işlediği suçlarla ilgili haberlerde kullanılıp kullanılmayacağı gazeteciler için zor bir konudur. Suçun türü ve kamu görevinin niteliği önemlidir

• Üst düzey kamu görevlisinin sahip olduğu gücün, yakınları tarafından kullanılma olasılığı hesaplanmalıdır

Geçen hafta köşemizde, bir dolandırıcılık haberini inceleyerek, ‘üst düzey kamu görevlilerinin isimlerinin, yakınlarının suç eylemleriyle birlikte telaffuz edilmesinin etik sorun yaratmayacağını’ yazmıştık.
Kendisi işlemese de suçu işleyen kişinin yakını olarak adının yazılmasının, üst düzey görevlinin saygınlığını kaçınılmaz bir şekilde zedeleyeceğini, ancak kamu yararı ile kişilik haklarının çatışması durumunda, kamu yararının üstün geldiği  gerekçesiyle isminin gizlenemeyeceğini belirtmiştik.
Çünkü ‘üst düzey görevlilerin sahip oldukları gücün, yakınları tarafından çıkar amaçlı kullanılabilme olasılığı mevcuttur ve üst düzey yetkililer ellerindeki gücü nasıl kullandıklarına dair kamuoyuna (medya yoluyla da) hesap vermek zorundadırlar’ demiştik.

Görüşlerimize sorular yoluyla bazı itirazlar geldi. İtirazların gerçekten, konunun daha iyi anlaşılması açısından yol gösterici nitelikte olduğunu belirtelim. Gelen soruları iki ana başlıkta toplayabiliriz:

1. Haberde adı geçen üst düzey kamu görevlisinin yakınlarının işlediği her tür suç, medyada adının kullanılmasını haklı çıkarır mı?

2. Dolandırıcılıkla suçlanan kişinin kayınvalidesi (veya bir yakını) Polis Genel Müdürü değil de başka bir üst düzey kamu görevlisi olsa, haberde adının kullanılması kamu yararı açısından gerekli olur muydu?


Dolandırıcılık değil başka bir suç olsaydı?

Son derece önemli ve haklı sorular. Öncelikle, üst düzey kamu görevlisi de olsa bir kişiyi, yakınlarının bütün suçlarından sorumlu tutmanın, hukuka da adalete de medya etiğine de uygun olmadığının altını çizmeliyiz.

Elimizde, yukarıdaki sorulara net yanıtlar vermemizi sağlayacak kesin reçeteler mevcut değil. Yine de bizi doğru olana götürecek “yol gösterici” nitelikteki yöntemlere sahibiz. Bunlardan biri, üst düzey kamu görevlisinin sahip olduğu gücün kullanılma olasılığının hesaplanmasıdır. Eğer böyle bir olasılık yoksa, kamu görevlisi ne kadar yüksek bir görevde olursa olsun, adını haberde kullanma hakkımız yoktur.

Geçen hafta incelediğimiz haberde dolandırıcılık türü bir suç konu edilmişti. Suçlanan kişinin kayınvalidesi, dolandırıcılıkları önlemek dahil, insanların can, mal ve parasal değerlerini korumakla görevli, silahlı bir kamu örgütünün en tepesindeki sorumlusu ise damadın bu güçten yararlanma olasılığının çok yüksek olduğunu tahmin etmek zor değildir.

Yani bu örnek olayda, üst düzey kamu görevlisinin adını haberde kullanmak yanlış olmaz.

Ancak, gücün kulanılmasıyla ilgisi olmayan bir suçu ele alırsak durum değişir. Mesela ayni kişinin ismi tecavüzle ilgili bir haberde geçseydi tavrımız ne olurdu? Kişinin, tecavüz suçunu işlerken, üst düzey kamu görevlisinin gücünden yararlanma olasılığı ne kadardır? Sıfıra yakın. Kanımca böyle bir olayda, ‘kamu yararı’ gerekçesi ortaya çıkmaz ve üst düzey kamu görevlisinin adını haberde kullanmak medya etiğine aykırı olur. Üst düzey kamu görevlisinin adı ancak, olayın ayrıntılarında açık bir bağlantının saptanması durumunda kullanılabilir, saptanmamışsa kullanılamaz.

Başka bir üst düzey görevli olsaydı

İkinci soruya gelirsek. Dolandırıcılıkla suçlanan kişinin kayınvalidesi (veya bir yakını) güvenlikle ilgili değil de kültürle ilgili üst düzey bir kamu görevlisi olsaydı: Mesela Kültür Dairesi Müdürü veya Devlet Tiyatroları Müdürü.

Her iki müdürün görev alanlarını düşündüğümüzde, dolandırıcılık yapmak isteyen yakınlarının eline, büyük bir güç verdiklerini iddia edemeyiz. Dolayısıyla haberde, dolandırıcının, Kültür Dairesi Müdürü’nün damadı olduğunu yazmak, medya etiğine aykırı olurdu ve müdürün kişilik haklarına saldırı sonucunu doğururdu. 

Bu örnekte, müdürün adı ancak, yukarıda da belirttiğimiz gibi dolandırıcılık olayıyla ‘somut bağlantısı’ tesbit edilirse haberde kullanılabilir.

Bu yazı toplam 2371 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar