1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Yasemi’nin Trodos’u!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Yasemi’nin Trodos’u!

A+A-

UBP İskele Milletvekili Yasemi Öztürk’ün “İran Trodos’u vuracak” iddiası, ülke turizmi açısından korkunç bir skandaldır…

-*-*-

İstifayı geçtim; en basit ifadeyle özür dilemesi gerekir…

-*-*-

Ama söyledikleri bir de şu açıdan önemlidir; “kendi kendine mi uydurmuştur yoksa birileri “paylaş” mı demiştir?”

-*-*-

O birileri “paylaş” dediyse, hedeflenen nedir?

-*-*-

Güney’deki turizmi baltalamak mı?
Birilerine “ne maksatlaysa” korku vermek mi?

-*-*-

Her ikisi de sorry ama ahmakça!

-*-*-

Haaaa Trodos’taki dinleme tesisleri bildiğim kadarı ile geçmiş yıllarda, örneğin 20 yıl kadar önce çok ciddi iş yapıyordu… 
Bölge olduğu gibi dinlenebiliyordu… 
Ancak şu anda bu kadar etkili olmadığı inancındayım!

-*-*-

Şunu da bilmek lazım; geçmişte Amerika, sadece Trodos’tan dinleme yapmıyordu…

-*-*-

Alsancak’ta futbol stadı yanında da dinleme tesisleri vardı, Alayköy’de de!
Karava ve Yerolakko!

-*-*-

Artık, gökyüzü uydularla doldu… 
Geçtim devletlerin istihbarat birimlerini, ticari şirketler bile mesela Google, Dünya’yı izliyor… İzleyebiliyor…

-*-*-

İsrail, yolda hareket halindeki bir otomobili uydu aracılığı ile saptıyor; yüzlerce kilometre uzaktan füze ateşliyor, bilgisayar oyunu gibi düşünün, o füze yolda giden otomobilin içinde oynaya oynaya, belki müzik dinleyerek, sohbet ederek gidenleri güüüm diye havaya uçurabiliyor!

 -*-*-

Artık, ülkelerdeki tüm elektronik iletişim takip edilebiliyor… 
Sinyal istihbaratı denen sistemlerle, tüm telefon konuşmaları, e-postalar, internet trafiği dinlenebilir veya analiz edilebilirdir.

-*-*-

Kablolu, uydu ve kablosuz iletişimler takip edilebilmektedir.

-*-*-

Mesela tüm internet alt yapısının Türk Telekom’a devri, bu açıdan çok sakıncalıdır!
Skandaldır hatta!

-*-*-

Kaldı ki Türkiye’nin bizi dinlemesine ihtiyaç var mıdır?
Daha geçen gün DP Genel Sekreteri, UBP ve YDP genel başkanlarının kendilerini Türkiye’ye “ihbar” ettiğini ağzıyla açıklamıştır!

-*-*-

Çok basit bir soru daha sorayım:
Bir ülkede Cumhurbaşkanlığı, Meclis ve Yüksek Mahkeme inşa edilecekse; o inşaatlar yabancı şirketlere verilmeli midir verilmemeli midir?
Verilirse, çok sıkı denetlenmeli midir denetlenmemeli midir?

-*-*-

Efendim “Türkiye bizim yabancımız değildir” mi diyeceksiniz?
Siz bilirsiniz!

-*-*-

Ama ben iddia eder ve derim ki; KKTC Cumhurbaşkanlığı, Meclisi ve ileride tamamlanacak Yüksek Mahkemesi, bu ülkede çok sık rastlanabilecek “İnsan istihbaratı’na hiç ihtiyaç duyulmaksızın, dinleme cihazları (bug) ve kameralar ile rahatlıkla izlenir – dinlenir haldedir!

-*-*-

Ayıptır söylemesi O da insandır ve mutlaka zaman zaman gazı olacaktır ve düşünün, Cumhurbaşkanımız, rahatça osuramaz durumdadır!


Teyakkuz!

Teyakkuz ne demektir?
Teyakkuz, Türkçe sözlüklerde “uyanık olma, dikkatli ve tetikte bulunma durumu” anlamında kullanılan bir kelimedir…

-*-*-

Neymiş?
Bir tehlike söz konusuymuş ve bu tehlikeye karşı hazırlıklı olmak gerekiyormuş!

-*-*-

Başka neymiş?
Hiç dikkat kaybetmeksizin, çevrede olup bitenleri takip etmekmiş…

-*-*-

Peki başka?
Bir de “Her an bir şey olabilir düşüncesiyle uyanık kalmak”mış!

-*-*-

Yapay zeka motorlarından biri, örnek cümle de kurmuş:
“Bu dönemde herkesin teyakkuz halinde olması gerekiyor.”

-*-*-

Evet, içinde olduğumuz dönemde herkes teyakkuz halinde olmalı!
Her an her şey olabilecekmiş gibi davranmalı!
Çevrede olup bitenler çok iyi takip edilmeli ve olası tehlikelere karşı hazır bulunmalı!

-*-*-

Birinci olasılık, turizmde yaşanacağı kesinleşen turist sayısındaki ciddi düşüş…

-*-*-

Bu sadece KKTC’nin sorunu değil!
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de sorunu!
Ama Kıbrıs Cumhuriyeti’nde, “füzeler bizi vuracak” veya “İsrail füzelerinin hedefinde Kantara Kalesi de var” gibi salakça açıklama yapanlar yok!

-*-*-

Kıbrıs Cumhuriyeti’nde kesinlikle rezervasyonlarda ciddi düşüş olduğu görüldü, kabul edildi ve çareler üretilmeye çalışılıyor…

-*-*-

Bizde ise vekilin biri, kafası öyle sıkmış, söylediğinin açıkça turizmi baltalamak olduğunu bilerek veya bilmeden, diline geleni söylüyor veya yazıp paylaşıyor!

-*-*-

Güney Kıbrıs’ta turizm sektöründeki paydaşlar, turizmde yaşanacağı kesinleşen zararın büyüğünü önlemek ve Kıbrıs'taki gerçek durum hakkında doğru mesajı vermek için hızlı hareket etmeye çağrılıyor…

-*-*-

Tur operatörleri, havayolları, seyahat acenteleri ve hükümet ortak hareket etmeye çalışıyor… 

-*-*-

Cumhurbaşkanı’nın da dahil edildiği, ilgili bakanlıkların da içinde olacağı, büyükelçiler, havalimanı işletmecileri, otel işletmecilerini de kapsayan çok geniş bir çerçevede “çalışma mekanizması” oluşturuluyor… 

-*-*-

Mevcut önceliğin Kıbrıs'ın “füze menzilinde” ya da “füze tehdidinde” olduğu yönündeki imajını değiştirmek olduğu ifade ediliyor…

-*-*-

Bizzat Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, geçtiğimiz hafta Brüksel’de katıldığı her toplantı ya da etkinlikte, verdiği her demeçte, Kıbrıs’ın çok güvenli olduğunu söylemeye çalıştı… 

-*-*-

“Füzeler Girne’deki Türk kolordusunu ve Ercan’daki savaş uçaklarını vurabilir, öyle bir duyum aldım” demedi!
Der miydi?
Aklı olan kimse bunu demez!
Ercan ile Güney Kıbrıs arası birkaç kilometre!

-*-*-

Trodos ile Angolem arası da olsa olsa kuş uçuşu 10 - 15 kilometre!

-*-*-

KKTC’de ne mi yapmak lazım?
Türkiye’den kesinlikle bu konuda destek istenmeli; uçuşlar ucuzlatılmalı, evet kumar turizmiyse kumar turizminde bile sübvansiyon uygulamasına geçilmeli… 

-*-*-

Yerlilere, otellerde çok uygun ödeme koşulları ile konaklama – tatil olanağı yaratılmalı… 

-*-*-

Çok özel bir durum söz konusu!
Ve çok acil, çok ciddi, çok planlı kararlar üretilmeli!
Birileri de UBP’nin artistlerini, ne söyledikleri konusunda dikkatli olmaları konusunda uyarmalı!

-*-*-

Yapay zeka ne demiş?
“Bu dönemde herkesin teyakkuz halinde olması gerekiyor.”


Sadrazam hamamda

Günlerden bir gün
Hamama gideceği tuttu
Sadrazam hazretlerinin
Bir yanında birinci veziri
Bir yanında ikinci veziri
Bir yanında üçüncü veziri
Sonra efendime söyleyeyim
Peşkircibaşısı
Nalıncıbaşısı
Sabuncubaşısı
Velhasıl tam dört yüz kişilik kafile
Peştemal takıp girdiler hamama
Geçtiler kurnaların başına
Üçer beşer
Sadrazam derseniz
Kuruldu göbek taşına
Yan gelip yattı
Memleketin en ünlü tellakları
Sardılar dört bir yanını
Kimi elini kaptı kimi bacağını
Bir keseleme, sürtme faslıdır başladı
Tamam on iki saat
On iki ünlü tellak
İncitmeden keselediler
Hazretin mübarek vücudunu
Öylesine kir çıktı ki sormayın
Her biri nah parmağım gibi
Aman efendim bu ne kiri
Demeye kalmadı
Keselerin altında
Eriyip gitti
Koskoca sadrazam
Bütün maiyet erkanı yerinden fırladı
Nittünüz Devletliyi
Dediler tellaklara
Tellaklar cevap verdi:
Biz yıkadık keseledik
Devletlinin kirden ibaret olduğunu bilemedik
Suç bizde değil
Neyleyelim
Kir bitti
Sadrazam elden gitti

(Ümit Yaşar Oğuzcan)

497450617-669227952577821-8367299700808366641-n.jpg

Bu yazı toplam 731 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar